Yaşam uzatan çiçeği

Gazeteci Aydın Bilgin, torunları Eren ve Lila ile...

Böyle bir çiçek adı duymuş muydunuz? Ben de duymamıştım…

Aydın Bilgin / Gazeteci, Dede

Havaalanında beklerken sadece resim ve videolardan tanıdığım torunumun bana nasıl davranacağının heyecanı basmıştı. 2015 yılının Eylül’ünde 18 aylıktı Eren…

Hemen koşup kucağıma alıp bağrıma bassam, korkar mıydı? Uzak dursam ve biraz bana alışmasını ve anne ya da babasının “Bak bu senin deden” demelerini beklesem, daha mı doğru olurdu?

Acaba rüşvet olarak ona cezbedici bir oyuncak mı götürmeliydim yanımda…

Çok da yorgun gelecekti. Chicago’dan 8 bin 800 kilometre uçacaklar, İstanbul’dan aktarma yapıp uçakla 400 km daha yol kat edecekler. “Evladım, neden bu kadar küçük bir bebekle, bu kadar uzak yolun zahmetine katlanıyorsunuz?”, diyecek oldum. Oğlum Efe ve gelinim Ceylan itiraz ettiler: “En güzel günlerimizi büyükannelerimiz ve büyükbabalarımızla yaşadık. Sizlerle geçen her saat, kısıtlı ve değerli. Sizi bir an önce sizi tanısın istedik.”

Bagaj teslim bölümünün otomatik kapısı açılıp da annesinin kucağında görünce dayanamadım, koştum. Korkarsa korksun, dedim; kucakladım, kokladım okşadım…  Gülümsedi bana, annesine dönüp de “Beni geri al” demedi. Sanki büyük ikramiyeyi kazanmıştım. Oysa kazancım çok daha da büyüktü. Torunumun sevgi bağına tutunmuştum.

Yadırgamadı. Memesini emmeye devam ederken küçük eliyle bir parmağımı tuttu. Sonra arabada uyuyakaldı. Birlikte olağanüstü güzel günler yaşadık ve her yıl yaşamaya devam ediyoruz. Üstelik ikinci torun Lila’yı da getirdiler 2018 yılında, 18 aylıkken. O da hiç yadırgamadı, hemen elimi tuttu. Sonrası sadece keyif… Dünyam değişti… Sanki Tanrı yaşamıma “torunlara özel” bir eklenti yaptı.

İster doğumun olduğu hastanenin bir odasında ister bir evde ister bir istasyonda ya da havaalanında… Torunlarla ilk tanışma, önemli bir yaşam çentiği.

Yaşamı şöyle bölelim; ebeveynlerle yaşanan korumalı birinci dönem, yalnız başına ya da eş ve çocuklarla yaşanan koruyucu dönem ve eğer şanslı iseniz torunlarla birlikte son dönem. Torun keyfi yaşayamayanlar için ne yazık ki yaşam sadece iki dönem denebilir.  Bu nedenle ben yaşam sürem sanki üçte bir uzamış gibi hissediyorum. Yaşam uzatan çiçeklerim işte torunlarım…

Olağanüstü bir dönem başlıyor. Kendi evlatlarınızla yaşadıklarınızdan farklı bir duygu… Çok büyük sevgiye rağmen evlatlarınızla birlikteliklerinizde mutlu günlerin yanında, üzüntülü günler de var. Biraz yüz göz olma, hatta bir miktar duygusal ya da maddi ilişki nedeniyle sıkıntılar da var.

İşte torunlarla, eğer vaktiniz yeterse, sadece sevgi var. Beklenti yok, sadece vermek ve sevmek var.

Henüz torunum olmadığı bir dönemde, 10 yıl kadar önce bir bayramda yazdığım “Havaalanında yaşayan dedeler nineler” başlıklı bir köşe yazımdan alıntı ile gülümsemenizi umuyorum…

***

Bayramın nöbetçi yazarı ve elini öpeceği kimsesi kalmayan ancak el öpenlerinin sayısı giderek artan bir kişi olarak, çocukların büyük ebeveynlerle ilgili görüşleri beni her zaman güldürür. Üst kuşakla hiçbir çıkar çatışması olmayan minikler, büyük ebeveynlerini hem sever hem de gerçekleri biraz da acımasızca açık ederler… 6 yaşındaki bir grup torunun ‘Büyükanne/büyükbaba nedir?’ sorusuna cevapları:

• Büyükanne ve büyükbabaların kendi çocukları yoktur. Onun için başkasının çocuklarını severler.

• Büyükbaba, erkek büyükannedir.

• Onlar annemiz babamız gibi asla “Çabuk ol” diye bağırmazlar.

• Büyükanneler biraz şişman olur. Ama yine de bizim çözülen ayakkabı bağcıklarımızı bağlamak için zor da olsa eğilirler.

• Bazılarının sihirli güçleri vardır. İsterlerse dişlerini hatta damaklarını çıkarabilirler.

• Büyükanne ve büyükbabaların çok akıllı olmaları gerekmez.

• Onların görevleri arasında, ‘Tanrı nerededir?’, ‘Köpekler, kedileri neden kovalar?’ gibi sorulara cevap vermek de vardır.

• Çok da komiktirler. Eğildiklerinde gaz kaçırır ama köpek yapmış gibi ona kötü kötü bakarlar.

• Büyükanneler ve büyükbabalar havaalanlarında, otobüs garajlarında, tren istasyonlarında yaşarlar. Bize lazım olduklarında, onları havaalanından, garajdan ya da istasyondan gider alırız. İşleri bitince yeniden götürür, oraya bırakırız.

*Bu haber ebeveynus dergisinin Aralık 2019 sayısından alınmıştır. Dergi aboneliği için lütfen tıklayınız.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + two =