Uyku eğitim değil, güven işidir

Uzman Gelişim Psikoloğu Sinem Özen Canpolat, zannedildiği gibi bebeklerin çok kolayca uykuya dalamadıklarını belirterek “Rahatça uykuya dalmak için ruhun, bedenin ve zihnin hazır olması gerekiyor” diyor.

Özellikle yeni anne babalar, bebeklerinin uyumadığından yakınır. Onlar için en doğru uyku yolunu bulamadıklarından… Oysa her bebek için tek bir “doğru” yol yok. O yol, anne ile bebek arasındaki ilişkiden besleniyor. Mesleki bilgisini ve iki çocuğunu büyütürken edindiği deneyimleri kitaplarına aktaran Uzman Gelişim Psikoloğu Sinem Özen Canpolat, “Uyku kesinlikle eğitim işi değildir. Bebek zaten bunu kendisi yapıyor. Nerede mi? Anne karnında. Çünkü orada güvende” diyor.

Halime Sürek Kahveci

Çocuk ve uyku deyince gözümde canlanan ilk sahne, ben ve ayağımda sallayarak uyuttuğum oğlum. İkinci sahnede yine ben varım, bu kez ayağımda salladığım kızım… İki çocuğum var, ikisini de ayağımda sallayarak uyuttum… Ne zaman bebek ve uyku alışkanlıkları üzerine konuşsak, bunu itiraf ederim. O sırada birçok uzman bunun yanlış olduğunu söylüyordu ama benim içimden gelen ses, çocuklarımın uykuya giden yolu o hafif salınımlarla adımladığını gösteriyordu. Sonra biraz büyüdüklerinde kendi yataklarında yatmayı kolaycacık öğreniverdiler.

Bu nedenle altını çize çize okuduğum Uyku, Güvenli Bağlanma ve Bebeğiniz kitabını da yazan Uzman Gelişim Psikoloğu Sinem Özen Canpolat’ın “Eğer uyuma şekli, ilişki içinde ve bebeğin ihtiyaç duyduğu bedensel, zihinsel ve ruhsal desteği sağlıyorsa hiçbir uyutma şekli yanlış değil” sözleri, bu satırları yazarken bile yüzümde gülümsemeye neden oluyor.

Sinem Özen Canpolat, ebeveyn-bebek ilişkisi ve uyku konusunda uzmanlaşmış psikolog bir anne ve ondan gelen cevaplar uykuya bakışınızı ters yüz edebilir. Çünkü uykunun eğitimden ziyade “güven” işi olduğuna dikkat çekiyor.

Dikkat edilmesi gereken bebeğin neden ağladığı ve nasıl cevap verileceği
Ebeveyn-bebek ilişkisi ve uyku konusunda uzmanlaşmış psikolog Sinem Özen Canpolat aynı zamanda, Ada ve Ege’nin de annesi. Bebeklerin ağlaması üzerine konuşurken, “Eğer bebek bir ihtiyacı için ağlıyor ise yani aç, altı kirli ya da güvende hissetmiyor ve ağlıyor ise mutlaka ihtiyacı giderilmelidir. Ancak bir de stres ağlaması ya da anımsama ağlaması dediğimiz ağlamalar vardır. Gün içinde yaşadıkları, o an yaşadığı bir stres kaynaklı bir ağlama olabilir. Böyle bir ağlamayı bastırmak yerine, ona güvenli bir limanda olduğunu hissettirerek ağlamasına izin vermeliyiz. Çünkü gerçekten duygularını dışa vurarak sakinleşmesi daha rahatlatıcı ve çok daha güvenli bağlanmaya dair olacaktır” diyor.

Uykunun bebek ve çocuklar için önemi nedir? Uyku, onlar için ne anlama gelir?

Uyku hepimiz için yenilenmek demek. Bebek öğrendiklerini uyku içinde öğütüyor, uyku içinde vücudunu ve ruhunu dinlendiriyor, böylece uyanıklık zamanlarında keşfetmeye ve öğrenmeye daha çok açabiliyor kendini. Zorluklar karşısında dayanıklılığı artıyor. Fiziksel olarak büyüme de uykudan çok etkileniyor. Yapılan araştırmalar yeteri kadar iyi uyumayan çocukların obezite gibi problemlerle karşılaşabildiğini, çünkü boy uzamasının çocuğun potansiyelinde gerçekleşmediğini gösteriyor. Uyku dünyadan alacaklarımıza ruh, beden ve zihnimizde yer açıyor. Uykuya geçiş, eğer ebeveyn tarafından uygun bir şekilde desteklenirse, gerçekten bebeği terapötik anlamda iyileştiren bir süreç.

Bebek gibi mışıl mışıl uyumak… Sanki çok kolaymış gibi geliyor. Oysa bazı bebekler uykuya hemen geçemiyor. Bebekler neden uykuya kolay dalamıyor?

Bebekler için uykuya dalmak psikolojik, fizyolojik veya davranışsal olarak kolay değil. Rahatça uykuya dalmak için ruhun, bedenin ve zihnin hazır olması gerekiyor. Eğer bebek henüz küçükse uyku ritmi oluşmamış veya uykuya yardımcı hormonları düzenli salgılanmaya başlamamış olabiliyor. Kimi zaman da ebeveyn uyku işaretlerini zamanında görüp uykuya götüremediğinde bebek, vücudu çok yorgun hale geldiği için uykuya dalmakta zorluk çekebiliyor. Bazen bebek oyundan alınıp doğrudan uykuya götürülüyor. Bu durumda da uyarılmış sinir sistemi nedeniyle bebek bir anda uyku için sakinleşemeyebiliyor.

Peki ya duygusal durumunun etkisi ne oluyor?

Kendinizi bir bebeğin yerine koyun. Gün içinde o kadar çok çaresiz anınız var ki. Bazen ağlıyorsunuz, size geç cevap veriliyor. Oyuncağı almak istiyorsunuz, uzanamıyorsunuz. Bir anda oradan alınıp buraya konuyorsunuz. İşte tüm bu anlarda hissettiğiniz duygular, eğer ebeveyniniz tarafından fark edilmedi ise -ki hepsinin fark edilmesi zaten imkansızdır-, hazmedilmeden orada kalıyor. Sonra uyku zamanı gelince, hazmedilemeyen bu duygular, hazmedilemeyen yemekler gibi uykuya dalışınızı zorlaştırıyor. Bir de, anneden ayrılmanın verdiği endişe var tabii.

Uyku, eğitim işi midir? Bebek bunu kendiliğinden yapamaz mı? 

Uyku kesinlikle eğitim işi değildir. Bebek zaten bunu kendisi yapıyor. Nerede mi? Anne karnında. Neden anne karnında yapabilirken bunu sonradan yapamıyor? Fizyolojik sebepler de var ama düşünürsek, anne karnı kendini en güvende hissettiği yer. Demek ki, uyku “eğitim” değil “güven” işi. Eğitim demek bu işi yüzeyselleştirir. Eğitimde dayatma vardır. Oysa, güven “anlaşılma” üzerine kuruludur.

Her bebek uykuya dalmayı aynı şekilde mi öğrenir?

Psikolog Sinem Özen Canpolat “Bebek uykuya dalarken tüm ruhsal, fiziksel ve zihinsel güçlükler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyar. Bebeğin varlığını ve ihtiyaçlarını reddeden, ağlamaya bırakma, odada yalnız bırakma gibi uyutma şekillerinin hiçbiri bebek ruh sağlığına dair değil” uyarısında bulunuyor.

Öğrenir kelimesini geliştirir ile değiştirirsek hem evet hem de hayır. Evet, çünkü duyarlı bakım alan her bebek, kendini daha güvende hissetmeye başlar ve ebeveynin desteğine daha az ihtiyaç duyar. Hayır, çünkü her bebeğin yolu diğerinden ayrıdır, biriciktir. Dünyaya gelmeden önce ya da doğumda ne yaşadı? Doğum sonrasında ne yaşıyor? Bunların hepsi, dünyaya gelmenin kaygısını atabilmesi için ihtiyaç duyduğu bakımın yoğunluğunu ve kendini hangi noktada güvende hissedeceğini değiştirir.

Pek çok uyku yöntemi duyuyoruz. Ağlamaya bırakma, odasında yalnız bırakma, sallama, emzirirken uyutma… Bunlar doğru mu? Yanlışları ve yol açtıkları sorunlar neler?

Eğer uyuma şekli, ilişki içinde ve bebeğin ihtiyaç duyduğu bedensel, zihinsel ve ruhsal desteği veriyor ise hiçbir uyutma şekli yanlış değil. Ancak, ağlamaya bırakma, odada yalnız bırakma gibi uyutma şekilleri için elbette bunları söyleyemiyoruz. Bebeğin varlığını ve ihtiyaçlarını reddeden, ilişkiden koparan bu uyutma şekillerinin hiçbiri bebek ruh sağlığına dair değil. Bebek gelişimini en yüzeysel haliyle anlayan bir kişi bile bilir ki bebek odada tek başına ağlarken bırakıldığında müthiş bir çaresizlik hisseder. Çünkü, onun için göz ile görünmeyen ne var ise dünyada varlığını sürdürmüyordur. Bu görünmeyen anne olduğunda, yalnızlık; bir parçalanma, dağılma ve hayati tehlike korkusuna dönüşür. Tüm bu yaşadıkları güvensiz bağlanma deneyimidir. Ayrıca, ağlayan bebeğin, sığınacak sakin bir limana ihtiyacı vardır. Ağlamaya bıraktığınızda susması, sakinleşmesi demek değildir.

Öte yandan, aslolan sadece uyutma yöntemi değildir. Siz, o uyutma yönteminin içinde bebeğinizin yanında nasıl duruyorsunuz? Eğer bıkkın, sinirli, kopuk ya da panik iseniz, emzirerek uyutuyor dahi olsanız, bu bebeğinizin kendini kapsanmış hissedeceği bir uyuma ilişkisi değildir.

Bebeğin kolay uykuya geçmesi için püf noktalar neler?

Odanın loşluğu ve çok sıcak ya da soğuk olmaması, fonda dalana kadar çalacak, hem sizi hem de onu sakinleştirecek bir müzik, uyku öncesinde sakinleşmesi ve sizinle vedalaşması için ten tene temas ile geçirilecek kısa bir zaman elbette önemli. Ama uyku, çocuğun gününün geri kalanı ile de çok ilgili. Dolayısıyla, gün içinde ne kadar kaliteli birliktelik geçirdiğiniz, oyunun içinde kendini ne kadar ifade edebildiği, ne kadar yorulduğu, ne kadar onunla uyumlu hale geldiğiniz, sizin ne kadar ona destek olmak için hazır olduğunuz da en az uygun ortam hazırlığı kadar önemlidir.

Bağımlı uyku kavramından bahsediyorsunuz. Nedir bağımlı uyku?

Bebeğin uykuya dalarken tüm ruhsal, bedensel ve zihinsel güçlükler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyması. Yardıma ihtiyacı var çünkü henüz kendi içsel kaynakları yeterli değil ve dışarıdan destek alması gerekiyor. Bu yardımın ilişkisel olması yani bakım aldığı kişi tarafından verilmesi, bağımlılığın ona olması önemli. Çünkü, bu ilişki içinde kendini güvende hissetmeye başlayacak ve zamanla aldığı bu bakımı içselleştirecek, kendi içsel kaynaklarını oluşturacak. O noktadan sonra dış destek ihtiyacı giderek azalacak.

Kitabınızda bahsettiğiniz bir  yöntem var. Destekli Uyku Beceri Gelişimi nedir?

Destekli Uyku Beceri Gelişimi, bebeğin ihtiyaç duyduğu desteği, ihtiyaç duyduğu sürece vermek, ancak ihtiyaç duymadığı noktada da desteği azaltarak ona fırsatlar vermek üzerine kurulu. Bu şekilde, bebeği hazır olmadığı hiçbir şeye zorlamıyor ancak hazır olma sinyallerini aldığınızda da bağımlılık içinde saplı kalmıyorsunuz.

Uygulamanın adımlarını kısaca da olsa anlatır mısınız?

Uyku; saatinden bakım veren kişinin ruhsal durumuna, geçmiş hikayesine, gün içindeki oyunun içeriğinden, katı gıda düzeninden uyku esnasında bebeğin hissettiklerine kadar bebeğin hayatına dair her şey ile ilgili. Bu nedenle, yöntemi sadece uygulama adımlarına indirgemek, onu uyku eğitimine indirgemek olacaktır. Hatta uygulama adımları bile sabit değildir. Her ne kadar temelde, bakım verenin  olabildiğince çok duyuya hitap ederek bebeğin yanında olduğunu hissettirmesi, en az uyarıcı olandan başlayarak destek yetmedikçe artırması, ancak destek ihtiyacı olmadığında da desteği kesmesi gibi prensipleri olsa da tüm bu adımlar her bebeğin hikayesine göre farklılık gösterecektir.

Diyelim ki bebeğimiz küçükken uyku sistemini oturtamadık. Sonraki yıllarda düzenlemek mümkün olmuyor mu?

Ben 0-3 yaş çalışıyorum ama elbette, her dönem için yapılabilecek şeyler vardır, ancak yol sizin aklınızdaki hedeflere göre değil, çocuğun uyku potansiyeli ve ruhsal durumuna göre belirlenmelidir. Tüm dönemler için esas olan her zaman çocuğu anlamaktır. Çocuğunuzun neden uyumadığını, neden sık uyandığını, neden geceleri bağırdığını öncelikle anlamaya çalışırsanız, yol almanız çok daha kolay olacaktır. Hiçbir dönemde verilecek eğitim, bir çocuğu anlamaya çalışarak gidilecek daha uzun ama daha emin bir yolun yerini tutamaz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

İki şey var eklemek istediğim. Öncelikle, ailelere bilgiyi kimden aldıklarına, o kişinin eğitim, tecrübe ve yetkinliğine çok dikkat etmelerini öneririm. Maalesef kirli bilginin en yoğun olduğu dönemdeyiz. Sosyal medya uzmanmış gibi davranan insanlarla dolu. Gerçekten kendini çalıştığı alanda derinleştirmiş, çalışmalarını bilimsel kaynaklarla destekleyen kişilerin aktardıklarını izlemeleri çok önemli.

Ben elimden geldiğince sosyal medya aracılığı ile de ailelere yardımcı olmaya çalışıyorum. Bir de ailelerin spotify’dan da ulaşabilecekleri, 4 değerli uzman arkadaşımla gerçekleştirdiğimiz “Benzersiz Yolculuk” adlı bir radyo programımız var. Buralardaki bilgilerin ailelerin kendi biricik yollarını bulmalarına çok yardımcı olacağını düşünüyorum.

İkincisi, ve en önemlisi, konu 0-3 yaş olduğunda, aslında bebeğin insana dönüşümünde yüzde 80-90’ının oluştuğu yerden bahsediyorsunuz demektir. Bu dönem çok çok önemli. Hem bireyin ruh sağlığında hem de toplumun ruh sağlığında mercek altına alınması gereken bir dönem. Bu nedenle, bu döneme katkı sağlayan herkese, önce ailelere, sonra uzmanlara ve alana destek veren sizin gibi kişi ve kurumlara kendi çocuklarımın da içinde yaşayacağı toplumu inşa ederken harcadıkları emek için teşekkür ederim.

*Ebeveynus dergisinin Mart 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

six + 12 =