Oyunlar antidepresan yerine geçiyor

Günlük hayatın yoğun stresiyle baş etmeye çalışan yetişkinler, müfredat yükünün altında ezilen çocuklar, rahatlamanın en kolay yolu olarak dijital oyunlara yöneliyor. Uzman Pedagog Belgin Temur, anne babalara çocuklarının ihtiyacına ve ilgi alanlarına göre yaratıcı etkinlikler bulmalarını öneriyor.

Halime Sürek Kahveci

Anne babaların çocukları hakkındaki temel kaygılarından ya da şikayetlerinden biri de başlarını ekrandan, cep telefonundan kaldırmamaları… Çocuklar daha okuma yazma öğrenmeden bile cep telefonlarını çok iyi kullanır hale geliyorlar, biraz daha büyüdüklerinde yaşlarına uygun olmayan oyunlar ve içeriklerle karşılaşıyorlar. Peki, bilgisayar oyunları onlar için neden bu kadar önemli? Mavi Aile Danışma Merkezinden Uzman Pedagog Belgin Temur ile dijital dünyada çocuklarımıza rol model olmanın yollarını konuşurken o, şu noktaya dikkat çekiyor: “Son derece güvensiz hissettiğimiz bir dünyada artan kaygılarıyla baş etmeye çalışan çocuklar için en kolay rahatlama yolu, ellerinin altındaki dijital oyunlar. Yani bu oyunlar biraz antidepresan gibi oluyor onlar için. Aslında yetişkinler için de öyle.”

Dijital dünyada anne babanın çocuğun rol modeli olması önemli. Yani çocuklar ebeveynine bakarak kendi sınırlarını oluşturuyor. Çocuğun anne babayı taklit edebilmesi için aralarında iyi bir ilişki olması gerektiğine işaret eden Temur, “Anne babası ile iyi bir ilişkisi olmayan çocuk, onu örnek almak bir yana ebeveyninin yaptığının tersini yapıyor. Bazen ebeveyn gelip ‘Ben çok kitap okuyorum ama çocuğum okumuyor’ diyor. Orada rol model olmaktan önce ilişkiye bakmak gerekiyor” diyor.

Çocuklar, anne babalarının mutlu olmak için ne yaptığını izliyor. Ama biz çok yoğunuz, çalışıyoruz, hiçbir şeye yetişemiyoruz! Öyle ki açık havada dolaşmaya, kendimizi iyi hissedeceğimiz uğraşlar edinmeye ne vaktimiz ne enerjimiz var. Biz böyle davranıyoruz ama çocuklarımızın tıpkı bizim onların yaşlarındayken yaptığımız gibi sokakta oynamalarını, sosyal ilişkilerinde mutlu olmalarını, gerçek oyun ve oyuncakla temas etmelerini istiyoruz. Temur beklenti listemize “Yaratıcılığı artsın, zekasını kullansın, sosyal ilişki becerisini geliştirsin” maddelerini de ekliyor. “Bu istekler çocuklarımızın hayatta kalabilmeleri için gerekli beceriler. Bunları yapmalarını istiyoruz ama biz hiçbirini yapmıyoruz. Dolayısıyla çocuk bizim bu isteklerimizi, beklentimizi neye göre yapacağını şaşırıyor” diyen Temur, sözlerine şu örnekle devam ediyor:

“Hafta sonları çocuklarımızı alışveriş merkezlerine götürüyorsak alacağımız, bulacağımız şeyler belli; dijital oyuncaklar, kulaklıklar, cep telefonu aparatı, aksesuarı ve markalı kıyafetler. Çocuğun doğanın içinde hayatta kalabilmek için gereken lezzetleri tatmamış olması, az evvel saydığım şeylere daha çok yönelmesine neden oluyor. Bu çağda elbette dijital her şeyi hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Ama dijital kısım hayatımızın bir parçası olmalı, tamamı değil.”

ÇOCUKLARIN ÇOĞU KAYGILI

Temur, bu tabloyu çizdikten sonra “Bize de kolay geliyor oturduğumuz yerden elimizdeki telefonla dünyanın eğlencesine, keyfine ulaşmak. Dolayısıyla dijital oyunlar bizim için rahatlama yöntemi, sosyalleşme aracı olabiliyor. Birçoğumuz iş dışındaki tüm zamanını dijital dünyada geçiriyor. Biz bunu yapıyorsak çocuğumuzdan başka türlü davranmasını bekleyemeyiz” sözleriyle bize ayna tutuyor.

Dijital oyun deyince birçok çocuk için de akan sular duruyor. Nedenini merak ediyorsunuz, değil mi? Oyun oynamak için ödevlerini bir an önce bitirmek isteyen, yemek saatini erteleyen hatta tuvalete son anda yetişen çocuklarla ilgili anne şikayetleri size de tanıdık geliyor olabilir. O halde çocuklar bu oyunlarda ne buluyor? Cevap aslında hem onların hem de bizim davranışlarımızın açıklanmasına ışık tutuyor. Uzman Pedagog Belgin Temur, “Sadece çocuklar değil, bütün insanlar, yarınlarıyla ilgili kaygılı. Kimse kendini güvende hissetmiyor. Var olmak için çok çaba göstermek zorundayız” diyerek giriş yapıyor, ardından da çocuklara geliyor. Onların bu genel endişe ve kaygı yüklerinin üzerine eklenen müfredat ağırlığı da var. Bazı çocukların zihinsel ve psikolojik olgunlaşmasının biraz geç olabildiğini, bunun zeka geriliği ya da eksiklik anlamına gelmediğini belirten Temur, “Sorunları olan, biraz daha geç olgunlaşan çocuklar sıkıntı yaşıyorlar. Çocukların çoğu genel olarak kaygılı. Çünkü sınav var, okul var, başarmak zorundalar. Bu baskıyı hissettiklerinde rahatlamak için ellerinin altındaki en kolay şey, dijital oyun. Orada bütün dünyayı unutuyorlar, oyundaki balonu patlatmak önemli hale geliyor. Bunu yetişkinler de bir tür antidepresan gibi kullanıyor. Anne babaların bu ihtiyacı anlayıp gerçekten çocuklarının rahatlamasını sağlayacak, ilgi alanlarına hitap eden yaratıcı aktiviteleri bulmaları önemli.”

Temur günlük internet ya da dijital oyun sınırının da çocuktan çocuğa değiştiğini vurguluyor. “Bazı çocuklar daha fazla oyun oynamak istiyor. Belki ona da az zaman vermek lazım. Çocuğun sosyal uyumunu etkiliyorsa oyunu azaltmalı. Kimi çocuk da ‘Yeter, bitti’ deyince bırakıp hayatına devam ediyor” diyen Temur, çocukların okul ve ev dışı etkinliklerini artırmaları, spora yönlendirilmeleri önerisinde bulunuyor.

Oyunlar hakkında bu kadar konuşmuşken şiddet içeriğinin üzerinde durmamak olmaz. “Oyunlardaki şiddet içeriğine alerji gibi bakabiliriz. Eğer çocuğunuzda bir alerji varsa ortamdaki alerjen onu etkiler, öldürebilir bile. Şimdi etkilemese bile bir yıl sonra etkilemeyeceğini bilemezsiniz” diyen Temur, çocukların bu oyunlarla şiddeti kanıksama yoluna gidebileceğine dikkat çekiyor. Temur, içeriğinde öldürme, kavga, vurdulu kırdılı sahneler olan oyunlar nedeniyle beyinde şiddetle ilgili nöron bağlantıları oluştuğunu söylüyor ve konuya yine bir örnekle açıklık getiriyor:

“Çocuklarımızı sağlıklı beslemeye özen gösteriyoruz. Ama kırk yılda bir, normalde yemesine izin vermediğiniz, zararlı olduğunu düşündüğünüz bir yiyeceği tüketebilir. Önemli olan şu ki bu yiyecek öğünlerinin bir parçası olmaz. Oyunlara da böyle yaklaşıyoruz. Yani çok nadir oynuyorsa o zaman durum farklı olabilir.”

*Ebeveynus dergisinin Ocak 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 2 =