Okul Dediğin VII – Bir maniniz yoksa annemler okulunuzu ziyaret edecekti

Boş bir derslik. Sıralar ve sandalyeler var. Duvardaki panoya da öğrencilerin yaptığı çalışmalar asılmış.

Çevreden duyduklarınız, basında gördüğünüz ilanlar ve başka etkenlerin yönlendirmesiyle, aklınızda çocuğunuzu vermeyi düşünebileceğiniz birkaç okul belirdi. Şimdi sıra gidip yerinde görmeye geldi.

Çocuk okutuyor ya da okutmak üzere hazırlık yapıyorsanız basındaki “tanıtım günü” biçimindeki ilan ve duyurulara mutlaka gözünüz takılmıştır. Eğitim kurumları potansiyel velilere okulu tanıtmak amacıyla böyle herkese açık davetler düzenler. Peki, ilginizi çeken o okullara yapacağınız ziyaret hangi tarihe denk gelmeli? İlanlarda belirtildiği gibi hafta sonu, öğrenciler ve öğretmenler evlerinde dinlenirken, okul özenle temizlenip süslenmiş ve görücüye çıkmaya hazırlanmışken mi gitmelisiniz? Hayır! Hatta sakın! Neden mi? Böylesi planlı bir ziyarette görecekleriniz sadece size gösterilmek istenenler olacaktır da ondan.
Evimize bir misafir geleceği zaman da örf ve âdetlerimiz gereği, misafire saygı icabı etraflıca temizlik yapar, en münasip giysilerimizi giyer, en şık tabak – çatal takımlarımızı çıkarırız, değil mi? Güzel yiyecekler de hazırlarız konuklara ikram etmek için. Peki, normal zamanda evimiz bu kadar derli toplu mudur? Akşamları bu yiyecekleri mi koyarız sofraya? Cevabı hepiniz biliyorsunuz. Evinize gelen misafir nasıl en itinalı, en düzgün, en cici halinizi, yani göstermek isteyeceğiniz halinizi görüyorsa, önceden planlanmış bir veli ziyaret günü de okulun size gösterecekleri farklı olmayacaktır.
Yani nasıl ki siz bulaşık dolu bir mutfak lavabosu, çamaşır asılı bir balkon, üstünüzde pijamalar, saç – baş darmadağın, iki gün önceden kalan yemeklerin ısıtılmasıyla oluşan sofranıza otururken misafir karşılamayı beklemiyorsanız, okul yöneticileri de büyük olasılıkla ders zamanı veli karşılamayı beklemeyeceklerdir. Ama okulun asıl halini, yani yaşayan okulu görmek istiyorsanız yapacağınız bellidir: Ders zamanı ziyaret etmek.
Velilerin ilanlarla davet edildiği böyle günlerde bakın okullarda ne hazırlıklar yapılır:
• Öncelikle ortalık sıkı, sıkı temizlenir. Camlar, tahtalar silinir.
• Tahtaların önüne renk, renk tebeşirler dizilir. Perdeler yıkanır. Hatta odalara, sınıflara hoş kokular sıkılır.
• Çöp kutuları boşaltılır, varsa su sebilleri doldurulur. Tuvaletler adam akıllı temizlenir, mikroplardan ve kirden iyice arıtılır. Tüm musluklardan ve sifonlardan su akmasına özen gösterilir.
• Bahçe düzenlenir, ağaçlar budanır, çimler biçilir, hatta yeni çiçekler dikilir.
• Okul duvarlarına bayraklar, flamalar asılır, bir bayram ve şenlik havası yaratılmaya çalışılır.
• Sınıflar, sıralar intizama sokulur. Sıra üstlerindeki karalamalar, yerlere atılmış kâğıtlar, unutulmuş öğrenci defterleri göz önünden kaldırılır. Her sınıfın panosuna yazıcıdan yeni çıkmış birer haftalık ders programı yerleştirilir.
• Katlardaki panolar iyice denetlenir. Derme çatma olanlar sökülür, öğretmenler tarafından tekrar düzenlenir. En güzel ve anlamlı resimler, şiirler, yazılarla donatılır.
• Tatil günü olduğu için ortada koşuşturan, bağırıp çağıran öğrenciler görmezsiniz. Onları azarlayan, elde cetvel veya düdük ya da anahtarlıkla koridorlarda, bahçede turlayarak nöbet tutan öğretmenler de… Öğretmenler, eğer o gün okulda bulunuyorlarsa en düzgün ve ciddi giysilerini giyer, ölçülü bir gülümseme takınır ve mesleklerinin hakkını verecek bir asalete bürünürler.
• Yine tatil günü olmasından dolayı, mesela ders ve sınıf ortamını gözlemleme ihtimaliniz de yoktur. Acaba ders sırasında herhangi bir öğrenci kapının dibinde ayakta durmakla cezalandırılıyor mudur? Öğretmenler dersi karmakarışık bir öğrenci grubu karşında avaz, avaz bağırarak mı, yoksa dikkatli ve ilgili bir sınıf önünde, kendinden emin, sakin ve özenli bir biçimde mi anlatıyorlar? Kim bilir…
• Kantin de önemli bir nokta. Öğrencilere satılan yiyecekler mi sergileniyor acaba kantin vitrininde, yoksa siz “veliler” geleceksiniz diye özel bir düzenleme yapılmış mı? Size ikram edilen tazecik kanepelerden mi alacak yarın öbür gün çocuğunuz, yoksa bir kenar mahalle fırınına yaptırılmış, bayat, yağlı ve ne idüğü belirsiz açmaları mı yiyecek? Bunu da bilmek mümkün değil.
• Peki ya yemekhane? Muhtemelen önceden planlanmış bir veli ziyareti esnasında yemekhane kapalı olacaktır. O halde öğrencilerin ne yediğini asla bilemeyeceksiniz. Çocuğunuzu okula yazdırmış bulunursanız, akşam eve geldiğinde “ne yediniz bugün öğlen?” diye sorarsanız aşağı yukarı şöyle bir cevap alacaksınızdır: “Valla sulu, salçalı bir şey vardı. Sanırım sebze, biraz da et koymuşlar içine. Bulamaç gibi duruyordu. Ben de kantinden sandviç aldım.” Oysa yemek ücreti olarak hatırı sayılır bir ödeme yapmış bulunacaksınız.

Bilgisayar başındaki öğrenciler. • Ve laboratuarlar! Dil, fen, matematik, bilgisayar laboratuarları. Acaba ders zamanı da size gösterildiği kadar temiz ve düzenli midir? Eğer dersler buralarda işleniyorsa, yani laboratuarlar göstermek için değil, eğitim aracı olarak kullanılması için yapıldıysa
o kadar derli toplu olmalarına imkân yoktur. Unutmayınız ki, yaşı kaç olursa olsun bir sınıf dolusu öğrencinin bir arada bulunduğu hiçbir ortam hiç kullanılmamışçasına derli toplu kalamaz.
• Son olarak spor ve kültürel etkinlik alanları, basketbol sahası, tenis kortu, kapalı spor salonu, varsa yüzme havuzu, tiyatro ve konferans salonu, bunların kulisi, soyuma odaları. Buralar da emin olun siz misafirlerin karşısına çıkacak şekilde özenle elden geçirilmiştir. Aslına bakılırsa laboratuar ve etkinlik alanlarının yepyeni durması hiç de iyi bir işaret değildir. Buralar eğer gerçekten öğrenciler tarafından kullanılıyorsa mutlaka eskimiş, yıpranmış ve kirlenmiş olacaktır. Haydi, temizlik kiri götürdü diyelim. Ama daha dün alınıp oraya konmuş gibi yepyeni duran bilgisayarlara, basketbol toplarına, sahne döşemesine ne demeli? Genç insanlar yıl boyu kullansa böyle mi görünürler? Çocuğunuzun evdeki eşyalarından ve odasındaki malzemelerden pay biçin. Bir yıl boyunca oynanmış bir top, kullanılmış bir bilgisayar nasıl görünür sizce?
Tabii ki bunları ifade ederken okul yöneticilerinin gözünüzü boyamaya çalıştığını, sizi aldatıcı bir imgeyle etkilemeye gayret ettiğini ima ya da iddia etmiyorum. Ulusal geleneklerimiz icabı böyle yaptıklarına eminim. Ne de olsa bizim kültürümüzde misafirin başımızın üstünde yeri vardır. İster evimize ister okulumuza gelsin, misafir en iyi şekilde ağırlanmalıdır. Üstelik velileri davet etmişken belli bir hazırlık yapmamaları da doğru olmaz. Tabii ki hazırlanacak, düzenlenecek ve güzelleştirilecek okul. Ancak bir yüze makyaj yapmakla estetik ameliyat yapmak arasında fark var, değil mi?
Özetle,
Çocuğunuzu okula kaydettirmeden önceki ziyaretlerinizin en az birinin okulun yaşadığı zamana, ders dönemine denk gelmesine özen gösteriniz.
• Bu ziyaret sırasında sadece size gösterilen kabul odalarında oturmakla yetinmeyin. Okulu gerçekten dolaşın. Tuvaletlerden kantine, sınıflardan bahçeye kadar her yeri ve her şeyi gözünüzle görün.
• Yukarıda açıklamaya çalıştığım noktalara dikkat edin. Unutmayın, siz ev sahibine ayıp olmasın diye bulunmuyorsunuz orada. Misafircilik oynamanın sırası değil. En kıymetli varlığınızı, evladınızı kimlere ve nereye teslim edeceğinizi anlamaya çalışıyorsunuz.
• Dolayısıyla aklınıza tüm takılanları, özellikle de yukarıda işaret etmeye çalıştığım hususları ilgililere sorunuz. Tatminkâr bir cevap alana kadar da sormayı sürdürünüz. Bu sizin en doğal hakkınızdır. Çocuğunuz için uygun bir eğitim ortamı yaratmanın bir yolu da haklarınızı bilinçli şekilde kullanmaktan geçer.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight + 14 =