Lohusalıkta bu normal mi?

Doğumla birlikte vücuttaki östrojen hormonu seviyesi hızla düşer. Bu da fiziksel ve psikolojik birçok farklılığa yol açabilir. Çiçeği burnunda anneler aşırı terleme, saç dökülmesi gibi sorunlar yaşayabilir.

Çiçeği burnunda anneler, kucaklarına aldıkları bebeğin mutluluğunu yaşarken farklı durumlarla da karşılaşabiliyor. Peki, bunlardan hangisi normal? Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Funda Öztürk anlattı.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Funda Öztürk, lohusalık dönemini değerlendirdi.

Heyecanla ve merakla beklediğiniz gün geldi. Bebeğinizi, biriciğinizi kucağınıza aldınız. Şimdi hayatınızda yeni bir dönem başlıyor; lohusalık… Özellikle ilk kez anne olanlar için çeşitli bilinmeyenleri de barındırabilen bu dönemi ve dikkat edilmesi gereken noktaları Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Funda Öztürk’e danışarak “Bu normal mi?” diye sorduk.

AŞIRI TERLEME

NORMAL

Doğumla birlikte vücudun östrojen hormon seviyesinin hızla düşmesi, lohusalık dönemindeki pek çok fiziksel ve psikolojik rahatsızlığın en büyük nedenlerinden biridir. Aşırı gece terlemelerinin temel sebebi de östrojen seviyesindeki bu ani değişikliktir. Diğer sebep de gebelik sürecinde anne adaylarının vücutlarında biriken ödemin doğumla birlikte atılmaya başlamasıdır. Gebelik döneminde vücutta önemli derecede sıvı artışı olur. Bu artışa bağlı olarak kan hacmi artar ve dokular arasında biriken sıvı, özellikle ayaklarda fizyolojik ödeme neden olur. Vücutta biriken bu fazladan sıvı, lohusalığın ilk saatlerinden itibaren bir yandan idrar yoluyla öte yandan terlemeyle atılır. Terleme ile vücudunuz toksinlerden temizlenirken atılan ödemle birlikte fazla kilolarınızdan da kurtuluyorsunuz, sevinebilirsiniz.

NORMAL DEĞİL

Doğumdan itibaren 2-4 hafta arasında yoğun olarak atılan ödemle birlikte terleme şikayetlerinde de azalma görülmesi beklenir. Ancak aşırı terleme dört haftayı geçerse bu konunun  mutlaka doktorunuza danışılmasını öneririm.

EMZİRİRKEN TERLEME

NORMAL

Süt kanalları ile ter bezlerinin çalışma mantığı birbirine çok benzer. Özellikle emzirme sırasında artan terlemenin en büyük nedeni de budur. Yaz aylarında doğum yapan annelerde vücut ısısının yükselmesi ile terleme daha da artar.

SAÇ DÖKÜLMESİ

NORMAL

Hamilelik boyunca, östrojen hormonunun yükselmesi sebebiyle saçlar, ağırlıklı olarak büyüme evresinde kalıyor. Çok az saç, normal döngüsü olan dökülme evresini yaşıyor. Hamilelikte dökülmeyen saçlar doğumdan sonraki 2-6 ay arasında doğal olan dökülme evresini -toplu halde- gerçekleştirip yenilenir. Dolayısıyla normal koşullarda bu geçici bir dökülmedir ve kalıcı bir saç kaybı yaşanmaz. Saçlar zaman içinde aynen geri kazanılır. Ancak hamilelik sonrası dönemin fiziksel olarak da zorlayıcı bir dönem olduğunu unutmamak gerekir. Uykusuzluk, emzirme gibi aktiviteler fazla enerji sarf ettirdiği için vücudu zorlar. Bir de saç dökülmesinin yarattığı stres eklenince süreç daha da zorlaşıp uzayabilir. Bu dönemde annenin kansız kalmamasına önem verilmeli ve başka bir sağlık sorunu olmadığından emin olunmalıdır. Bunun dışında saç derisi sağlığı da saçın sağlıklı dönüşünde önemli rol oynar. Saçın günlük yıkanması ve kaliteli marka şampuanların kullanılması da önemlidir.

NORMAL DEĞİL

Ender olarak bazı kadınların saçları, doğum öncesi sağlığına kavuşamaz. Bu durumun sebebi genellikle sağlık problemleri, stres, saça taşınan besin ve oksijenin azalması veya demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Saç dökülmesi  dört aydan fazla aynı yoğunlukta devam ederse veya yeni çıkan saçların kalitesi eskisinden farklıysa öncelikle bir uzmandan yardım almak gerekir.

KANAMA

NORMAL

Lohusa kanaması olarak da bilinen doğum sonrası kanamalar, rahmin yeniden toparlanma aşamasında normal kabul edilir. Yaklaşık altı hafta kadar sürebilen normal lohusa kanaması, ilk günlerde yoğun bir regl kanaması şeklinde olur ve gittikçe pembeleşir, kahverengi lekelenmelere dönüşür ve altı haftanın sonunda tamamen bitmesi beklenir. Bebeğin doğumundan sonra yeniden küçülmeye ve toparlanmaya başlayan rahmin belirli bir süre boyunca kanaması normaldir. Doğumun hemen ardından rahim kasılmaya devam ederek rahim damarlarını sıkıştırır ve bu sayede kanama zamanla durur.

NORMAL DEĞİL

Lohusalıkta  karşılaştığımız bazı kanamalar normal değildir. Doğum sırasında ya da sonrasında meydana gelen sorunlar nedeniyle rahim kaslarının doğru bir şekilde kasılamamasına ‘uterin atoni’ denilir ve aşırı kanamaların nedeni genellikle atonidir. Rahmin aşırı gerilmesine neden olan durumlar (çoğul gebelik, iri bebek, suyun fazla olması, çok hızlı gerçekleşen veya çok uzun süren doğumlar, miyomlar vs.) sebebiyle rahim kasılmaları düzenli bir şekilde gerçekleşemeyebilir ve bu durumda daha fazla kanama meydana gelebilir. Rahim içinde plasenta parçaları kalması durumunda da aşırı kanama görülebilir, böyle bir durumda kürtaj işlemi uygulanarak rahim içindeki fazla dokular temizlenebilir.

Doğum sırasında çeşitli nedenlerle epizyotomi (doğum sırasında bebeğin başı daha çıkmadan önce ve vajina açıklığının büyümesini sağlamak, doğumu kolaylaştırmak adına perine bölgesine yapılan bir cerrahi kesi) yapıldıysa, forseps (bebeğin doğmasına yardımcı olması için kullanılan bir alet) kullanıldıysa veya vakum işlemi uygulandıysa, ciddi yaralanmalar meydana gelmiş olabilir. Bu da ikincil kanamalara neden olarak kanama miktarını artırır.

Pıhtılaşma bozukluklarına bağlı olarak da fazla miktarda doğum sonrası kanama görülebilir. Dolayısıyla doğumdan sonraki erken  dönemde ve hastaneden taburcu olduktan sonraki süreçte kanama takibi  hayati önem taşır. Fazla olan tüm kanamalarda  annenin doktoruyla iletişime  geçmesi gerekir.

AŞIRI SU İÇME

NORMAL

Bebeğin besin ve su ihtiyacının tamamı belli bir dönem anne sütü tarafından karşılanır. Anne süt üreterek bunu bebeğine verdikçe, vücudu bir yandan sıvı kaybeder. Sıvı ihtiyacı artan annenin, kaybettiği sıvıyı yeniden vücuduna kazandırması gerekir. Bu bakımdan, anne sütünün temel hammaddesinin su olduğu düşünülürse, emziren kadınların bol su tüketmeleri önem taşır.

Anneler genellikle, ihtiyaçlarını es geçerek bebeklerini  beslemeye devam eder. Ancak, kesinlikle unutulmaması gereken nokta, annenin beslenme düzeni ile süt kalitesinin birbiri ile çok yakından ilişkili olduğudur. Su ihtiyacının zamanında ve gereğince gideren annenin süt kalitesi de yüksek olur.

Sıvı ihtiyacının giderilmesi için sadece su kullanmanız gerekmez. Suya ek olarak mevsime ait meyve ve sebzelerin suyunu sıkarak hazırlayacağınız meyve suları ile de sıvı ihtiyacınızı sağlıklı bir biçimde karşılayabilirsiniz. Emzirme döneminde kafein içeren kahve ve çayın yanı sıra şekerli ve gazlı içeceklerden kesinlikle uzak durmanızı öneriyorum.

NORMAL DEĞİL

Anne sütüyle ilgili en önemli yanlış, şekerli gıdaların anne sütünü artırdığının zannedilmesi ve bebekler doğar doğmaz şekerli su verilmesi… Anne sütü, ilk 6 ayında tek başına bebeğin su ve besin öğeleri gereksinimini karşılar. Araştırma bulgularına göre ilk 6 ayda annenin günlük süt üretimi ortalama 769 gramdır. Altı aydan sonra ek besinlere başlanmasıyla günlük süt üretimi 550 grama iner. Günlük salgılanan 769 gram sütün yaklaşık 675 gramı sudur, dolayısıyla anne sütünü devamlı kılan en önemli uygulama, yeterli miktarda sıvı alımıdır. Bu da ortalama  3.5-3.8 litre civarındadır.

ANNELİK HÜZNÜ VE DUYGUSALLIK

NORMAL

Doğumdan sonra hormonlardaki hızlı düşüş, kimyasal değişikliklere neden olur. Bilinen şudur ki, östrojen ve progesteron dişi üreme hormonları seviyeleri hamilelik esnasında on misli artar ve doğumdan hemen sonra düşer. Doğumdan sonraki üç gün içinde bu hormonların seviyeleri hamilelik öncesi hale gelir.

Bu kimyasal değişikliklere ek olarak bebek sahibi olmakla ilişkili olan yaşantı  değişiklikleri annede  birçok duygusal dalgalanmalara  yol açar.

Sıklıkla ‘’Annelik hüznü (lohusa sendromu)’’  dediğimiz durum ortaya çıkar. Önceleri; halsizlik, isteksizlik, keyifsizlik, duygusallık, kırılganlık, kolay ağlama, uykusuzluk gibi başlar. Yeni annenin bu hisleri etrafındakiler tarafından yorgunluk ve sessizlik gibi algılanabilir. Daha sonra anne bu hissettiklerini eşi ve akrabaları ile paylaştığında tablo belirginleşmeye başlar.

Annelik hüznü, ilk haftadan itibaren başlar, ilk bir ay içinde kendini gösterir. İyi takip ve destekle, sıklıkla bu semptomlar kaybolup gider. Ancak bir kısmında ise doğum sonrası depresyon ya da doğum sonrası kaygı bozuklukları olarak devam edebilir. İşte bu yüzden gebelik sonrası ilk ay annenin takibi çok önemlidir.

NORMAL DEĞİL

Annelik hüznü genellikle doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşanır ve ilk bir ayda kendiliğinden sonlanır. Dolayısıyla herhangi bir profesyonel yardım gerektirmez. İki haftayı aşan durumlar daha ciddi bir klinik tablo olan lohusalık depresyonunun geliştiğini düşündürmelidir.

Majör depresyon belirtileri; depresif ruh hali, haz kaybı, değersizlik hissi, umutsuzluk ve acizlik, ölüm veya intihar düşünceleri olarak kendini gösterir. Bu belirtilerin görülmesi durumunda  ise vakit kaybetmeden psikiyatri uzmanına başvurulması gereklidir.

Doğum sonrası dönemde ruhsal bir sıkıntının tanısı gözden kaçarsa çocuğun gelişimi, annenin sağlığı ve eş ilişkileri açısından ciddi kayıplara neden olabilir.

*Ebeveynus dergisinin Ocak 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 − three =