Kız sporu mu, erkek sporu mu?

Futbol, erkek sporu; voleybol, kız. Halter, erkekler için; ritmik jimnastik, kızlar için. Karate, erkek branşı; artistik patinaj, kız branşı… Çoktan kafamıza yer etmiş bir spor cinsiyetçiliği var ki sporun en çok kazananları listesine bile yansımış durumda. Listedeki ilk 50 içindeki tek kadın, dünyaca ünlü tenisçi Serena Williams. Erkek meslektaşı Federer 128 milyon dolar kazanırken Williams sadece 54 milyon dolar kazanabiliyor ve listede yalnızlığı yaşıyor.

Öte yandan ritmik Jimnastik uzun yıllardır sadece kadınların hükümran olduğu bir dal. Yeni yeni özellikle Almanya’daki bazı antrenörlerin desteği ile erkekler de ritmik jimnastik yapmaya başladı. Peki, nedir bu ayrımın ana nedeni diye sorarsanız…

Ayrımın bir kısmı kültürel nedenlerden  kaynaklanıyor, bir kısmı da tıbbi nedenlerden.

Futbol kültürel olarak daima erkeklere mal edilen, güç sporu olarak anılıp kar kış demeden zor şartlarda uygulanan, ağır antrenmanlar gerektiren bir branş. Bu yüzden ebeveynler, prenses kızları için spor denince futbolu akıllarına getirmiyor. Evet, futbol eril bir branştır ve zor şartlarda oynanır. Ama kadınlar yapamaz mı? Yapar, çok da iyi yapan kadınlar var. Hem de tırnağında ojesi ve makyajı ile.

Hatta bu konuda bazı akademik çalışmalar var. Dayanıklılık sporu için kadınların daha uygun olduğunu, normal doğum yapan kadınların güç koşullara erkeklerden daha iyi dayandığını gösteriyor bu çalışmalar. İngiltere’deki Sheffield Hallam Üniversitesinde Uygulamalı Fizyoloji dersi veren Dr. Nicholas Tiller, kadınların kas yapısına dikkat çekiyor ve yavaş kasılan kas liflerinin kadın vücudunda daha yaygın olduğunu söylüyor. Yavaş kasılan kas lifleri de yorgunluğa karşı daha dirençli ve dayanıklılığı daha yüksek.

Tiller, erkek bedeninde daha büyük kaslar bulunduğunu, bu kasların kuvvetinin ve aerobik gücünün daha çok olduğunu, bu nedenle kısa süreli mücadelelerde kadınların erkeklerle rekabette daha dezavantajlı olduğunu hatırlatıyor.

Bu yıl Londra Maratonu’nun galibi olan Eliud Kipchonge, 42.1 km’lik mesafeyi 2 saat 2 dakika ve 38 saniyede bitirdi. Kadınlar kategorisinin kazananı olan Brigid Kosgei’nin maratonu tamamlaması ise 16 dakika daha uzun sürdü. Peki, sonuç? Sonuç aslında “Sporun kadını, erkeği yok” sözünün altını çiziyor.

Ama biz ne yapıyoruz? Erkek çocuklar baba ile futbol maçına gider; kızlar basket oynamaz, jimnastik yapar; voleybolu oğlanlar oynamaz, kızlar oynar gibi etiketlerle hepsini bölüp parçalayıp karıştırıyoruz.

Voleyboldan devam edelim. Güç sporudur voleybol. Ama oğlunuzu yazdıracak bir erkek voleybol takımı bulmakta zorlanmış olmalısınız. Erkek voleybol takımı bulmak gerçekten zor, çünkü çok az sayıda var. Ya da kız futbol takımı, kız basketbol takımı… Kız basketbolu da en az erkek voleybolu kadar talihsiz bir durumda ne yazık ki.

ÇOCUĞUNUZ İÇİN SİZ TALEP EDİN

Toplumumuzdaki ünlü bazı sporcuların yaşamları, ünlü markaların sponsorlukları gibi nedenlerden dolayı spor branşlarını cinsiyetçi değerlendirmelerle seçememeleri çocukların eşit haklara sahip olmalarını engelliyor. Özellikle kadınların geride kalmasına, başarması muhtemel yeteneklerin daha en başından elenmesine neden oluyor.

“O halde ne yapalım?” diye sorarsanız, “Talep edin” derim. Lütfen kızınız futbolu iyi oynuyorsa futbol oynasın. Oğlunuz için voleybol takımı talep edin, siz hiç voleybolcu erkekleri gördünüz mü? Kızınız çok iyi basketbol oynuyor ise kulüplerden, okullardan, belediyelerden takım kurmasını isteyin. Grupları siz kurun. Beden eğitimi öğretmenleri mutlaka size yardım edecektir. Yetenek seçimlerine gidin. Eğer çocuğunuzun tam olarak neye yeteneği olduğunu bilmiyorsanız yaz okulları bunlar için çok yardımı olacak uygulamalardır. Çünkü birçok branşı bir arada gördüklerinden öğretmenleri mutlaka fikir verecektir. Beden eğitimi öğretmenleri yeteneğini mutlaka keşfedecektir. Mühim olan soru şu; siz bir sporcu ebeveyni olmaya hazır mısınız?

*Ebeveynus dergisinin Şubat 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

five − two =