İstanbul95 ile değişecek hayatlar var

Kente, üç yaşındaki sağlıklı bir çocuğun ortalama boyu 95 santimetreden bakma çağırısıyla hayata geçirilen İstanbul95 Programı tanıtıldı.

Hollanda’nın çocuklara yönelik çalışmalarıyla iyi tanınan sivil toplum örgütü Bernard van Leer Vakfı’nın finansal ve teknik desteği ile hayata geçirilen proje, sosyal ve ekonomik olarak dezavantajlı 0-3 yaş arası çocukların gelişimini desteklemeyi amaçlıyor. Toplantıda çocuklara yapılan bir dolarlık yatırımın ekonomiye 10 dolar olarak geri döndüğü vurgusu da yapıldı.

Dünyada sosyal ve ekonomik olarak dezavantajlı 0-3 yaş arası çocukların gelişimi konusunda yürüttüğü toplumsal çalışmalarla tanınan Bernard van Leer Vakfı, 8 Şubat 2018 Perşembe günü Divan Oteli’nde yapılan bir basın toplantısıyla finansal ve teknik destek sağladığı İstanbul95 programını kamuoyuna tanıttı.

İstanbul95 programı, 0-3 yaş arası çocuk gelişiminin önemine ve İstanbul’a 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun boyu olan 95 cm’den bakıldığında oluşacak toplumsal faydaya pilot uygulamalar aracılığıyla dikkat çekmeyi hedefliyor. İçeriği Boğaziçi Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, TESEV ve Columbia Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kent Laboratuvarı Studio-X İstanbul tarafından oluşturulan program Beyoğlu, Maltepe, Sarıyer ve Sultanbeyli Belediyeleri tarafından yürütülecek.

Istanbul 95 Programı, Studio-X İstanbul Direktörü Selva Gürdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Özkan, Bernard van Leer Vakfı Program Direktörü Cecilia Vaca Jones, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aydın Uğur, Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu (soldan sağa) tarafından Divan Otel Harbiye’de yapılan toplantıda basına tanıtıldı.

Pilot olarak uygulanacak ve iki yıl sürecek olan İstanbul95 programı kapsamında, dört belediyede toplam 480 dezavantajlı aileye hamilelikten başlamak üzere, doğum sonrası depresyon, beslenme, 0-3 yaş arasında beyin gelişimi, aile-çocuk ilişkisinin önemi gibi pek çok konuda rehberlik hizmeti verilecek. Program süresince ayrıca İstanbul’a 3 yaşında sağlıklı bir çocuğun boyundan, 95 cm’den bakabilmenin sağlayacağı faydalar ve bunu yapmanın yöntemleri tartışılacak. Bu amaçla, 0-3 yaş arası çocuklar ve ailelerine yönelik park ve yeşil alanlar tasarlanırken, gerçekleşecek seminer, konferans ve atölye çalışmaları ile kamuoyunda erken çocukluğun önemine dikkat çekilecek. İstanbul95 programı aynı zamanda belediyelerin yürütmekte oldukları çocuk ve aileleri destekleyici program ve projelerle ilgili mevcut kapasitelerini de güçlendirmeyi hedefliyor.

1 dolarlık yatırım 10 dolar olarak geri dönüyor

Programın tanıtım toplantısında bir konuşma yapan Bernard van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu, İstanbul95’in İstanbul’un 0-3 yaş arası çocuklar ve ailelerine uygun bir kent haline gelmesine öncülük edecek, yerel yönetimlerin desteği ile kentin toplumsal refahına önemli katkılar sağlayacak örnek bir program olduğunu söyledi. Aksakoğlu, “Erken çocukluk dönemine harcanan her 1 dolarlık yatırım, ekonomiye 7 ila 10 dolar olarak geri dönüyor. Ancak bu yatırımın yapılmadığı durumlarda hem bireyler hem de toplumlar ağır bedeller ödüyor” dedi.

Yaptığı konuşmada 0-3 yaş dönemin önemine dikkat çeken Bernard van Leer Vakfı Program Direktörü Cecilia Vaca Jones , “Uzmanların altın çağ olarak tanımladıkları 0-3 yaş döneminde, çocuğun beyin gelişiminin yüzde 85’i tamamlanıyor. Bu dönemde çevrenin ve özellikle de ailelerin desteği büyük önem taşıyor. Erken müdahale edilen çocukların ilerleyen hayatlarında eğitime devam, iş gücüne katılım gibi alanlarda yaşıtlarına göre daha avantajlı olduğunu görüyoruz” dedi. 0-3 yaş arası dönemde yapılan yatırımın bireysel olduğu kadar toplumsal açıdan da büyük faydalar sağladığına dikkat çeken Cecilia Vaca Jones, “Bu konuları kentle ilgili karar vericilerle tartışmak, 0-3 yaş dönemine yatırım yapılmasını teşvik etmek İstanbul95’in başlıca hedefleri arasında yer alıyor” dedi. Vaca Jones, 0-3 yaş arasındaki çocukların rahatça yaşayabildiği şehrin toplumun diğer kısımları için de rahat bir yer olduğunu belirtirken, sokakların da en önemli kamusal alanlar olduğunu ifade etti. Vaca Jones, projede ailelere yönelik çalışmalarda anne babaların çocuklarla kurduğu ilişkide hikaye anlatmanın önemine, bebekleri emzirmenin ne denli gerekli olduğuna da vurgu yapılacağını anlattı.

“Program, kültürel ve sosyal normlar gözetilerek geliştirildi”

Toplantıda yaptığı konuşmada, İstanbul95 gibi erken çocukluk dönemine yönelik programların, yalnızca çocukların gelişimleri için değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmişliği ile sürdürülebilir kalkınması için de büyük önem taşıdığını belirten Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, “Boğaziçi Üniversitesi olarak araştırmalar ile insanlığın ve ülkemizin sorunlarına çözümler üretirken, akademinin topluma hizmet görevini her zaman göz önüne alıyor ve toplumla iç içe bir üniversite olmanın gereklerini yerine getiriyoruz. Program kapsamında uygulanacak Ev Ziyareti Temelli Aile Rehberliği Projesi Boğaziçi Üniversitesi tarafından, kültürel ve sosyal normlar gözetilerek, Türkiye’deki ailelerin ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Üniversitemizin Ekonomi Bölümü’nün de katkılarıyla, programın yaratacağı sosyal etkinin yanı sıra ekonomik etkisinin de ölçümlenmesi için bir etki analizi çalışması yürütülecek. Boğaziçi Üniversitesi olarak İstanbul’un 0-3 yaş arası çocuklar ve ailelerine uygun bir kent haline gelmesine öncülük edecek program boyunca, erken çocukluk alanında sahip olduğumuz tüm entelektüel bilgi ve kapasiteyi belediyelerimizin hizmetine sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Beyin gelişiminin yüzde 85’i 0-3 yaş döneminde tamamlanıyor.

Türkiye’de bir ilk: Çocuğa uyumlu kent tasarımı için yüksek lisans dersi

Yaptığı konuşmada, veri temelli karar mekanizmalarını harekete geçiren ve yerel yönetimlerin doğrudan desteğini alan İstanbul95 programının bir parçası olmaktan büyük heyecan duyduklarını belirten Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın ise, “Kadir Has Üniversitesi İstanbul Çalışmaları Merkezi olarak tüm saha çalışmalarının belkemiğini oluşturan, çocuğa ve aileye yönelik hizmetlerin incelendiği kent haritalarının içeriklerinin geliştirilmesi ve uygulanması çalışmalarını TESEV ile birlikte yürütüyoruz. Program kapsamında ayrıca Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde yüksek lisans öğrencileri için disiplinler arası bir stüdyo dersi açıyoruz. 2018 bahar yarıyılında başlayacak olan bu modül ile Kadir Has Üniversitesi bu alanda Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor. Buradaki temel hedefimiz genç mimarların, kent tasarımcılarının ve şehir plancılarının 0-3 yaş arası çocukların ve ailelerinin kamusal alanlardaki ihtiyaçları konusunda farkındalıklarını artırmak, onları tasarım aşamasında işin içine çekmek” dedi.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × one =