Dijital dünyanın yeni gözdesi: sanal influencer

Tıpkı gerçek birer insan gibi spor yaparken, yemek yerken ya da davetlere katılırken görülüyorlar… Robot olarak tanımlayabileceğimiz sanal influencerlar, sosyal medyada marka temsilciği yapıyorlar. Onları takip eden milyonlarca kişinin bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle çocuklar ve gençlerin kolayca etkilenebileceği uyarısında bulunuyor.

Selinay Yüksel

Her geçen gün dijitalleşen dünyada yeni kavramlar ortaya çıkıyor. Henüz Türkiye’de uygulanmaya başlamasa da çeşitli ülkelerde “robot” olarak tanımlayabileceğimiz sanal influencerlar sosyal medyada markaların elçiliğini yapıyor. Uzmanlar, sanal influencerların gençleri kolayca etki altında bırakabileceğine dikkat çekerken konunun hukuki boyutu olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Türkçe karşılığı “etkileyici” ve “etkileyen” olan “influencer” kelimesi, insanların davranışlarını etkileyen ya da değiştiren kişi anlamına geliyor. Satın alma davranışlarını etkileyerek değiştirmeye çalışan infleuncerlar, gerçek birer insan olabileceği gibi gerçek gibi görünen yapay bir kişi yani “sanal” da olabilir. Son yıllarda dünya genelinde sanal influencerların sayısında artış olsa da şu an Türkiye’de böyle bir durum söz konusu değil fakat yaşadığımız dijital çağda, gelişmeler hızla yayıldığından yakın zamanda ülkemizde de bu kavramın popülerleşmesi mümkün görünüyor.

19 yaşında, mükemmel bir cilde sahip, Prada ve Chanel gibi markalarla çalışıyor, herkes gibi aile ve ilişki sorunları var. Onu rol model olarak gören ve onun gibi olmaya çalışan 1.5m Instagram takipçisi bulunuyor. Normal bir influencer gibi mi görünüyor? Öyle görünse bile normal influencer’lardan tek ve çok büyük bir farkı var; Lil Miquela insan değil.

İlk olarak 2016’da kullanılmaya başlanan sanal influencer’lar, tamamen kurgusal karakterlerden oluşuyor. Gerçek influencer’lar, denedikleri ürünler hakkında görüş bildirirken sanal olanlar da böyle bir durum söz konusu değil. Ancak her birinin yorumlar yapıp sorular soran sıkı bir takipçi kitlesi var.

Sanal influencer’lar her ne kadar robot olarak görünse de sosyal medya paylaşımları insanların yaptığı etkinliklerden oluşuyor. Spor yaparken, davetlere katılırken, yemek yerken hatta siyasi mesajlar paylaşırken görünen bu robotların hedef kitlesi ise çoğunlukla çocuklar. Uzmanlar, dev teknoloji şirketlerinin bu durumun çocuklar için risk oluşturmasını göz ardı ettiği görüşünde. Çocukların bu robotlarla kolayca yönlendirilebileceği belirtilirken çocukların internette güvende olması amacıyla kurulan İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Internet Matters’ın Danışmanı Psikolog Dr. Linda Papadopoulos, “Sanal influencerlar markalara ve şirketlere, büyük bir genç kitleye ulaşan mesajlar oluşturma yeteneği veriyor. Bu potansiyel olarak şirketlerin en etkili görüntü dizisini oluşturmak için canlı verileri kullanarak gençleri kolayca manipüle etmelerine (yönlendirmelerine) olanak sağlar” diyor. Bu durumda ise anne ve babaların çocukları ile konuşması ve kimlerden neden etkilenebileceğini anlaması gerekiyor.

HUKUKİ HAZIRLIK GEREKLİ

Sanal influencer’lara artan ilginin geçici bir moda mı yoksa giderek büyüyen yeni reklamcılık alanı mı olduğunu söylemek için henüz erken. Yaşlanmaması, gerçek insanlara göre marka yüzü olmak için daha az risk taşıması, tanınan influencer’lara göre daha az maliyetli olması, markaları onlara yönlendiriyor. Çocuk Hakları Merkezinde çalışan Avukat Can Yavuz, sanal influencer’ların hukuk alanında yeni yeni tartışılmaya başlandığını, bunun genelde fikri mülkiyet hakları, marka ve patent, tüketicinin korunması gibi konularda gerçekleştiğini belirtiyor.  Yavuz, “Sanal influencerlara ilişkin etik tartışmaların arttığını gözlemleniyor. Avrupa Komisyonu’nun Yapay Zekaya İlişkin Üst Düzey Uzman Grubu’nun yayımladığı etik ilkeler, sanal influencer’ları kullanan markaların gözetmesi gereken prensipler için bir başlangıç noktası olabilir” diyor.

Avukat Yavuz, sanal influencer’ların “gerçek” olmasa dahi milyonlar tarafından takip edildiğini, bunun çocuk haklarına karşı bir tehdit teşkil edebileceğini belirtip konuya ilişkin araştırmaların hızlandırılarak sanal influencer’ların da hukukun kapsama alanına alınması gerekebileceğini söylüyor.

*Ebeveynus dergisinin Şubat 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 3 =