Daha fazla nasıl sevilebilir ki?

Torunumla aramızda sonsuz bir güven ve sığınma duygusu var. Her kim olursa olsun yanımızda gözü kimseyi görmüyor. Bir tek ben varım sanki!

Merhaba Sevgili Anneannelere ve Adaylarına,

Ben, 60 yaşımda bu duyguyu tattım. Bana göre -21 yaşında anne olmuş biri olarak-   anneanneliğim biraz geç oldu. Etrafımdaki hemen hemen bütün yaşıtlarım çoktan anneanne babaanne olmuştu. Çok yakınımdakilerin torunlarını beraber büyüttük.

Neredeyse her günü birlikte geçirdiğim arkadaşlarım var ve onlar, torunlarına olan sevgimi görüp benim için hep dua ederlerdi… Kızım anne olsun, ben de anneanne olup bu duyguyu tadabileyim diye… Pek anlamazdım söylediklerini. “Nasıl yani?” derdim, “Sizin torunlarınızı çok seviyorum işte ben de. Daha fazla nasıl sevilebilir ki?”

Ama gerçekten çok farklıymış torun sevgisi. Senin canından bir parça olması farklıymış. İnsan yaşayınca anlıyor. O dünyaya  geldiğinde, onu ilk gördüğümde bir mucize gerçekleşmiş gibi hissettim. Mutluluktan ağladım… Nasıl bir güzellikti öyle, bakmaya doyamadım.

Uzun süre beklediğim zamanlar, “Artık ben anneanne olamayacağım herhalde” dediğim günler geldi aklıma. Torun sahibi olmak için kızıma attığım nutuklar da cabası. Bana göre kızım evlenene kadar zaten çok zaman geçmişti. Tabii  bana göre. Çünkü kızım nerdeyse kırk yaşına gelmişti. Üstelik oğlumu hiç beklenmedik bir anda, nadir bir hastalık olan kistik fibrozisten kaybetmiştim. Kızım da bu hastalığın taşıyıcıydı. Bebek sahibi olmadan önce eşinin de hastalığı taşıyıp taşımadığını bilmeleri gerekiyordu. Bunun için genetik araştırma yapılmalıydı. İlk gittikleri hastanede genetik araştırmayı tam yapamadılar. Sonra materyal kayboldu, dediler. Böyle olunca kızımla damadım da fazla üzerine gitmedi. Aşağı yukarı bir yıl daha geçti. Benim ısrarımdan, bitmeyen torun isteğimden kaynaklanmış olacak yine gittiler hastaneye. Sekiz ay gibi bir bekleme sürecinden sonra eşinin taşıyıcı olmadığını da öğrendik. Bu arada bebek bekledikleri müjdesini de verdiler ama test sonucunu alana kadar da sıkıntılı bir süreç  yaşadık hepimiz. Hamileliği süresince yapılan testleri ise nasıl anlatacağımı  bilemiyorum. Yüreğimiz ağzımızda geçirdik üç dört ayı. Sonra doktor kontrollerinden birinde bir oğluşun geleceğini öğrendik. Üç boyutlu görüntüsüne bile aşık olmuştum Tuna Deniz’imin.

TAM BİR YIL ÖNCE BEN!

Bundan tam bir yıl önce, 18 Ocak’ta anneanne oldum ben. Nasıl bir duyguydu bu? Neslinin devamını sağlamak mı yoksa yeni tadacağın bir sevgi mi? Yok, bence başka bir aşk bu.

Anne olduğumda her iki çocuğumda da mutluluğumun, sevincimin yanında sorumluluk duygusunun da ağır bastığını, yarını düşünmenin telaşıyla sevgimi tüm varlığımla onlara akıtamadığımı düşünürdüm zaman zaman. Şimdi, torunumla zaman geçirirken bunları daha da fazla düşünüyorum. Ne yaparsak yapalım, torunumuz olunca çocuklarımız için hissettiklerimiz böyle olacak bence…

Anneanne, babaanne olanlarla aynı duyguyu paylaştığımıza eminim. Onunla uyumak, onunla kalkmak her yeni güne… Çok ağladığında onun sesini duymamak için çaresizce kendini evin dışına atmak hatta… Tuna Deniz büyüdükçe biraz daha kolaylaştı her şey; karşılıklı duygu alışverişi ve dünya tatlısı gülücükler.

“Anne” bile diyemeyen torunuma, anneanne dışında dede, baba demeyi öğretmeye çalıştım. Bir baktım ki “nennen” diyerek kucağıma gelmek, sarılmak istiyor. Bu muydu beklediğim? Asla! Bütün o sevgiyi, güveni hissediyorum zaten. Sonsuz bir güven ve sığınma duygusu var aramızda. Her kim olursa olsun yanımızda, kimseyi gözü görmüyor; bir tek ben varım sanki. Kız torunlar dedeye aşık olurmuş, oğlan torunlar da onlara yakın büyükanneye. Bizde de işte bu benim!

Annesi babası ile vedalaşabilen torunum, benimle bunu başaramadı. Aslında ben de başaramadım. “Artık evime döneyim” dediğim noktada özlemeye başlıyorum. Ben çocuklarımda böyle bir duygu hiç yaşamadım oysa. Gençliğin ve sorumluluk sahibi olmanın verdiği duygularla anı yaşayamamışım demek ki.

Çocuklarınıza yalan söyleyebilirsiniz “Size de böyle yapmıştım”diye. Oysa bu başka bir sevgi. Şimdi, hayallerim var geleceğe dair, hayata daha sağlam bağlandım. Tuna Deniz’le, birlikte yapacağımız çok şey hayal ediyorum. Dedesiyle yaptığımız her planın içinde ona dair de ayrıntılar, ona göre yönlendirmeler var. O okula başlamadan önce birlikte neler yapabiliriz diye  düşünüyorum sabırsızlıkla, içim coşuyor.

İşte böyle bir şey benim için anneanne olmak… Sevgiyle, aşkla kalın…

SERAP ÇÖREMEN

KİFDER Yönetim Kurulu Üyesi, Anneanne

*Ebeveynus dergisinin  Şubat 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − 13 =