Çocukların ayakları büyür, peki ya ruhları?

Duyduğumuzda tüylerimizi diken diken eden, içimizi karartan konuların başında çocuklara yönelik taciz ve istismar haberleri geliyor. Şimdi yaşı kaç olursa olsun ruhu, tacize uğradığı yaşta yaralanan ve orada kalan, büyüyemeyen birçok yetişkin var etrafımızda, aramızda. Ve biz çocuklarımızı bu kötülükten korumak için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz ama yetiyor  mu? Neyi, nasıl yapmalıyız ki hem bireysel hem de toplumsal olarak çocuklarımızın mutluğu için bir tuğla da biz koymuş olalım? Uzmanlara sorduk, yapılacaklar listesi tanıdık. Şimdi sıra bunları uygulamada…

Duygu Özsüphandağ Yayman

Yaşanmasını asla istemediğimiz için hiç duymak, görmek istemediğimiz haberler var. Çocuklara yönelik cinsel suçlar, sıralamadan bağımsız şekilde bu haber listesinin başında geliyor. Fakat ne yazık ki yaşanıyor ve toplum çözüm arıyor. Nasıl yapmalı da çocukları cinsel suçlardan korumalı? Mağdurlara nasıl yardım etmeli? Bu travmadan nasıl çıkmalı? Nasıl sağlıklı bir toplum haline gelmeli, bu suçlar sona ermeli?

Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Başkanı Saadet Özkan, Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, Yanındayım Derneği Başkanı Buse Tekgül Gümüş ve Avukat Murat Aydın ile bu çareleri konuştuk. Çocuklarını dinleyen, anlayan, aile – çocuk iletişimine önem veren, çocuklarını evlilikten koruyup eğitim sisteminin içinde tutan bir toplumun çare olduğunu anlattılar.

UCİM: İyi yürekli insanların mücadelesi

“Türkiye’de çocuk ihmal ve istismarıyla ilgili çok büyük bir farkındalık oluştu. ‘Çocuk susar, sen susma’ kavramı değişti; ‘Çocuklar konuşur, sen duymasını bil, hisset ve korkma, yanında ol!’ haline geldi.”

Tüm çocukların sesi oldu
Türkiye onu “Saadet Öğretmen” diye tanıdı. 2014’te İzmir’in Menderes ilçesi Sancaklı Mahallesi’nde çalıştığı ilkokulun yirmi iki yıllık müdürünün, altı kız öğrenciye uyguladığı cinsel istismarı ortaya çıkarmıştı. Eski müdür 2017’de sonuçlanan davada seksen iki yıl, altı ay mahkumiyet almıştı. Yargılama, kamu vicdanı açısından çok önemliydi ama bundan sonra ne yapmalıydı? Çocuklara yönelik cinsel istismar, önlenmesi ve mahkum edilmesi şart olan bir gerçekti. Saadet Öğretmen, sadece kendi okulundaki çocukları kurtarmakla yetinemezdi. Tüm çocukların sesi olmalıydı. Saadet Özkan da öyle yaptı. 2017’de Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneğini (UCİM) kurdu; Saadet Öğretmen’in öbür adı da UCİM oldu.

Türkiye’de takip ettiği davalarla, destek olduğu ailelerle otuz üç bin üyeye ulaşan UCİM, “iyi yürekli insanların mücadelesi”. Eğitim odaklı çalışan derneğin en büyük hedefleri; mağdur çocuklar için ihtisas mahkemelerinin kurulması, istismarı önleme merkezlerinin oluşturulması ve çocuk hakları eğitimlerinin yaygınlaştırılması.

UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan; Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, İstanbul Genel Koordinatörü Semiha Arduç, Türkiye genelindeki koordinatörler ve üyeleriyle çocuk istismarına karşı mücadele verdiklerini belirtiyor. Misyonlarını, “çocuk istismarını gündemde tutmak ve halkı aydınlatmak” olarak özetleyen Özkan, “Çalışmalarımızın yüzde 70’i eğitim. Temsilcilikler için değil, önleme merkezleri için mücadele ediyoruz. Önleme merkezlerinde okul eğitimleri, anne baba eğitimleri var” diyor. İstismarı durdurmak için mahrem eğitiminin yeterli olmadığını, erken çocukluk döneminden itibaren çocuk hakları eğitimleri de vermek gerektiğini belirtiyor.

AVUKATLAR VE SANATÇILARA ÇAĞRI

UCİM’in davalarda çocukların yanında olduğunu, fark etme ve önleme çalışmaları yaptığını, rehabilitasyon, danışmanlık hizmetleri ve eğitimler verdiğini, üniversitelerde, atölyelerde, stantlarda yer aldığını belirten Özkan, “İyi yürekli insanları bulup çocukları koruyoruz. Bu, iyi yürekli insanların, insanlık mücadelesi” diyor. Özkan özellikle avukatlara, uzmanlara, sanatçılara sesleniyor:

“Dernek başkanı ve başkan yardımcısı olarak Türkiye’nin her yerindeki davalara gidiyoruz. Lütfen davalarda ailelerin yanında olun. Medya desteğiyle o çocuklara dokunalım. Sistemimizin çalışan avukatlara, hukuk ordusuna ihtiyacı var. Gönüllü arkadaşlarımız büyük çaba harcıyor ama her önleme merkezinde bir sosyoloğumuz, psikoloğumuz, uzman arkadaşımız, avukatımız olmak zorunda. Sanatçıların desteğine ihtiyacımız var, bizi sosyal medyada paylaşsınlar, önde tutsunlar. ucim.org.tr’den düzenli bağışçımız olabilirler.”

İHTİSAS MAHKEMELERİ KURULSUN

Bugün çocuklarımızı, bedenini ve haklarını korumaları için uyarıyorsak bunda Saadet Öğretmen’in payı büyük. ABD Dışişleri Bakanlığınca “Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü”ne layık görülen Saadet Özkan, büyük umutlarla gittiği o köy okulunda asıl mücadele fitilini, istismarı anlatan çocuklarının ateşlediğini hatırlatıyor. “Altı kız çocuğu, birçok çocuğun da adım atmasını sağladı. Dünyaya, ‘Konuşun çocuklar, konuşalım çocuklar’ı anlattılar.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNU

UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan ve Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, Türkiye genelindeki koordinatörler ve üyeleriyle çocuk istismarına karşı mücadele verdiklerini belirtiyor.

Türkiye’de çocuk ihmal ve istismarıyla ilgili çok büyük bir farkındalık oluştu. ‘Çocuk susar, sen susma’ kavramı değişti; ‘Çocuklar konuşur, sen duymasını bil, hisset ve korkma, yanında ol!’ haline geldi” diyen Özkan, gerekenleri bir çırpıda özetliyor: “Birleşmiş Milletler ve bütün sözleşmelere ilk dörtte imza atmış bir ülkeyiz. Ortak protokolleri harekete geçirmekte eksiğimiz var. Bakanlıklar arası koordinasyon geliştirilmeli. Mağdur çocuklar için ihtisas mahkemeleri kurduralım, adliye koridoruna düşmüş çocukların örselenmesine engel olalım. Mahkeme heyetleri ihtisaslaşmış olmalı. Takip sistemi oluşturulmalı. Örneğin cinsel istismar suçu işleyen hükümlü, bir okulun kantininde çalışamaz. Öğretmenlik mesleğinde liyakatin çok daha doğru seçimlerle yapılması gerekiyor. Rehabilitasyona, iyi uzmanlara ihtiyaç var. Çocukların ayakları büyür, peki ya ruhları?”

Türkiye’nin de dünyanın da en büyük sorununun çocuk istismarı olduğunu söyleyen UCİM Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan ise TÜİK verilerine göre beş kadından üçünün, beş erkekten ikisinin istismara uğradığı bilgisini veriyor. Üç yüz kadar davayı takip ettiklerini söyleyen Ceylan, tanık olduklarını şöyle aktarıyor: “Toplantılara gidiyoruz, 60 yaşında hanımefendiler, ‘Beş yaşındayken istismara uğramıştım’ diyor. Bakıyorsun gözlerine, ağlamaklı oluyor. Ya eşinden ayrılmış ya da işinde veya arkadaşlık ilişkilerinde başarılı olamamış… Çünkü travma desteği görememiş. Şanlıurfa’da bir konferansa katıldık; 500 kişilik salon ilk kez doldu, 500 kişi de dışarıdaydı. Çoğu kadındı. Kadınlarımız isyan halinde. Kendilerini koruyamadılar ama çocuklarını korumak istiyorlar. Sınırlarımızı korumayı başarmışız ama içindeki insanlar, özellikle kadınlarımız çok mutsuz. Saadet Öğretmen öyle bir şeyin fitilini ateşledi ki yüz yıllardır görmüyorsunuz ama çocuklarınız her anlamda kullanılıyor. Çünkü gündemde çocuk istismarı diye bir şey yok. UCİM, bu gerçeği gündemde tutuyor. Devletin, ‘Türkiye’nin en önemli sorunu çocuk istismarıdır’ demesi lazım. Bunu en önemli sorun olarak gündeme alırsa çözülür.”

Neler yapılabilir?

• İhtisas mahkemeleri ve önleme merkezleri kurulması için baskı grubu oluşturulabilir.

• Avukat, sosyolog, psikolog gibi uzmanlar gönüllü destek verebilir.

• Davalara katılıp ailelerle dayanışma sağlanabilir.

• ucim.org.tr’den düzenli bağışçı olunabilir.

Gelecek nesilleri eğitim kurtaracak

Muğla’nın Bodrum ilçesinde kurulan Yanındayım Derneği, faaliyet konuları arasına pedofiliyi alan ilk dernek olarak dikkati çekiyor.

Son yıllarda sosyal medyanın etkisiyle daha görünür olan çocuk istismarı ile pek çok sivil toplum örgütü mücadele ediyor. Muğla’nın Bodrum ilçesinde kurulan Yanındayım Derneği, faaliyet konuları arasına pedofiliyi alan ilk dernek olarak dikkati çekiyor. Pedofilinin yanı sıra uyuşturucu ve cinsel suçlar alanında eğitim çalışmaları yapan Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Buse Tekgül Gümüş, son yıllarda hem çocuklara yönelik cinsel istismarın hem de sorunun görünürlüğünün arttığını vurguluyor. Gümüş, sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü kampanyaların, konuya dikkati çekmek açısından etkili ancak çok azının sürekli olduğunu belirtiyor.

ANNE BABALAR VE ÖĞRETMENLER

Çocukları cinsel suçlardan korumak için anne babalar ve öğretmenleri “silah arkadaşlarımız” diye tanımlayan Gümüş, “Onlara ücretsiz eğitimler düzenliyoruz, hukuki ve pedagojik bilgiler veriyoruz. Rehber öğretmenlerle bir araya geliyoruz. Öncelikli görev, anne babalarda ve öğretmenlerde. Evde fark edilemeyen istismar belirtilerini, okulda öğretmen fark ediyor. Ebeveynler de dikkat etmeleri gereken noktalara hakim olmalı. Çocuğu olan da olmayan da bilinçlenmeli. Çocuk parkları, okul çıkışları güvenli hale getirilmeli” diyor. Gümüş, Yanındayım Derneğinin eğitime verdiği önemi şöyle anlatıyor: “Hemfikir olduğumuz şey, çocukları sağlıklı yetiştirmek. Eğitimlerimize, seminerlerimize genellikle bilinçli insanlar geliyor. Biz, bize gelmeyen kesimlere de ulaşıp doğruyu yanlışı anlatmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızı yanlış kodlamalarla büyütmemek, onları nelerden, nasıl korumamız gerektiği anlatmak için anne babalara ücretsiz eğitimler düzenliyoruz. Toplumdaki bilgi düzeyini artırmak kesinlikle çocukların düzgün yetiştirilmesinden geçiyor.”

YASALAR YETERLİ, DELİLLER DEĞİL

Yanındayım Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Buse Tekgül Gümüş, dışlanma korkusu üzerinde duruyor: “Bize başvuranlar genellikle mağdur yakınları. Çünkü hem uyuşturucu hem de cinsel suçlar nedeniyle mağdur, toplumda dışlanma korkusu yaşıyor. Başvuruların yüzde 60’ı cinsel suçlar, yüzde 40’ı uyuşturucuyla ilgili. Cinsel suçlarda zaman aşımı yaşanıyor. İnsanlar, çoğunlukla çocukluklarında yaşadıkları cinsel istismar travmalarını anlatarak başkaları için bir şeyler yapmak istediğini söylüyor. Bunu utanmadan, çekinmeden söylemek bile onlara iyi geliyor. Toplumca en büyük eksikliğimiz, mağduriyet yaşayana empati duymadan onu bir de dışlayarak mağdur etmek. Ayrıca cinsel tabularımızın hala yıkılmadığı da su götürmez bir gerçek. Fakat biz umutluyuz. Gelecek nesilleri kurtarmaya, bugünün çocuklarını doğru yetiştirmekle başlayacağız.”

Türkiye’de yasaların yeterli olduğunu, pek çok ülkeye göre ağır cezalar bulunduğunu belirten Gümüş, delil yetersizliğine dikkati çekiyor: “Suçun cezaya kavuşmasında delil yetersizliği konusu, çoğu durumda elimizi kolumuzu bağlıyor. Kanun, yüzde bir şüpheye bile yer vermez. Bu nedenle cinsel suçla karşılaşıldığında banyo yapmadan, kıyafetlerdeki olası bulgular kaybolmadan adli tıp raporu almak; tüm tanıkları, kamera kayıtlarını, yazışmaları, dava sürecine faydalı olabilecek tüm bulguları savcılıkla paylaşmak çok önemlidir.”

Dava sürecinde çocuğun, tekrarlanan travmalar yaşamaması gerektiğini belirten Gümüş, mağdur yakınlarının bilmesi gereken hukuki bilgileri özetliyor: “Ebeveynler çocuğun ilk ifadesinin, uzman eşliğinde kameraya alınmasını talep etmeli mutlaka. Çocuk izlem merkezi bulunmayan yerlerde dahi bu yapılabilir. Anne babalar delillerin dosyaya eklenmesini ve delil olabilecek şeyleri takip etmeli. Aile içindeki vakalarda koruma tedbiri alınabilir. Ailenin talebi olmasa da devlet zaten avukat görevlendirir. Ayrıca, yaşadığı bölgedeki sivil toplum kuruluşlarından destek isteyebilirler.”

MAĞDURU DIŞLAMAK DA MAĞDURİYET SEBEBİ

Yanındayım Derneği, kadın, erkek, genç, yaşlı, engelli ve hatta hayvanların cinsel istismarıyla da mücadele ediyor. Yurt dışındaki çalışmaları incelediklerini, çeviriler yaptıklarını, üniversitelerle işbirliğine hazır olduklarını kaydeden Gümüş, “Danışanlarımıza ücretsiz hukuki danışmanlık veriyoruz. Genç annelerle ve anne adaylarıyla çok güzel bir sinerji yakaladık” diyor.

“Çocuk istismarının evlenme yoluyla meşrulaştırılması kabul edilemez”

Avukat Murat Aydın, çocuk istismarını önlemek için evlilik yaşının 18’e çıkarılması ve çocukların 12 yıllık mecburi eğitim sisteminin içinde tutulması gerektiğini belirtiyor.

Medeni Kanun’da, evlenmek için gereken yasal izin yaşını on sekize çıkarmak ve çocukları on iki yıl zorunlu eğitim sistemi içinde tutmak… Avukat Murat Aydın’ın, çocuk istismarını önlemek için üzerinde durduğu iki yasal düzenleme. Aydın, konunun eğitim ayağında ise aile – çocuk iletişiminin sağlıklı olması gerektiğini vurguluyor. Hakimlik yaparken YARSAV Başkan Yardımcısı da olan, İzmir Barosu avukatlarından Aydın, sorularımızı yanıtladı.

Çocuklara yönelik cinsel istismar son yıllarda görünür hale geldi. Kamuoyu, baskı gücü oluşturup çözüme destek sağlayabiliyor mu? Yoksa bu, genel geçer bir tepki mi?

İstismar olaylarının hem sayısında hem de görünürlüğünde artış var. Kamuoyunun duyarlı olması faydalı sonuçlar doğurur. Tepkiler, sorunun temeline yönelik olmalı. Sonraki olaya kadar tepkisiz kalmak doğru değil. Üstelik bu tepkilerin, failin ceza almasına yönelik olması da yeterli değil. Vakaları ortaya çıkaran nedenleri tartışmak, gidermek ve çocukların korunmasına ağırlık vermek daha önemli.

Fail ile mağdurun evlenmesi halinde ceza verilmeyeceğine veya cezanın erteleneceğine ilişkin yasa önerileri gündeme geliyor. Çocuk istismarının, evlenme yoluyla meşrulaştırılması kabul edilemez. 2005’te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu öncesinde, cinsel suç failiyle mağdurunun evlenmesi sonucu cezanın ve davanın ertelenmesi mümkündü. Acı deneyimler nedeniyle yasa değişti. Şimdi yapılmak istenen düzenleme, bu acı deneyimlere dönmek anlamına gelir. Buna koşulsuz karşı çıkmak gerekiyor.

Farkındalığı ve bilgi düzeyini artırmak için neler yapmalı?

Farkındalığı artıracak çalışmalar, aileleri ve çocukları bilgilendirmeye ve güçlendirmeye yönelik olmalı. Dikkatli bir dil ve yöntem kullanılmalı. Çocuk yaştaki kişinin evlenmesini meşru görmek, çocuk istismarını normalleştiren anlayışa yol açar. Güçlü, kendisini koruyabilen, sözünü söyleyebilen, kişisel gelişim imkanları kazanan çocuklar yetiştirmek hepimizin görevidir. İlgi ve sevgi eksikliği, doğru şekilde yapılmayan aile içi denetim çocukları cinsel istismara açık hale getirmektedir. Özellikle olumlu ebeveyn davranışlarını geliştirici çalışmaların üzerinde durmak gerekir. Aile, çocuğun gelişimi, yetiştirilmesi ve korunması konusunda yeterli değilse sorunları çözmek mümkün olmayacaktır.

EVLENME YAŞI 18 OLMALI

Çocukları korumak için kimlere ne görev düşüyor? Yasaların yeterli olduğu düşünülüyor. Peki, yetersiz olanlar nelerdir?

Hepimize büyük görevler düşüyor. Yasaların yeterli olduğu görüşüne ben de katılıyorum. Ancak önlemeye yönelik yasal alt yapımızda sorunlar var. Çocukların eğitim sistemi içinde tutulmasına ilişkin yasalarımızda sorunlar var. Açık lise uygulaması, 12 yıllık eğitimi zedeliyor. En önemli yasal sorunumuz, evlenme yaşı. Medeni Kanun uyarınca 17 yaşını doldurmuş bir çocuk, velisinin izniyle; 16 yaşını doldurmuş bir çocuk, velisinin ve hakimin izni ile evlenebiliyor. Evlenme yaşı istisnasız 18 olmalıdır.

Mağdur ebeveynler hukuki anlamda nasıl bir yol izlemeli? 

Kendileri avukat bulabileceği gibi bulundukları yerdeki barolara başvurabilirler. Hukuki yardım yeterli değildir. Ailenin kendisi ve çocukları için psikolojik yardım ve destek alması önemlidir.

*Ebeveynus Ocak 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × 1 =