‘Çocuklara bilgi vermeden önce düşünmeyi öğretmeliyiz’

Çocukların sorgulamaya, düşünmeye ihtiyacı olduğundan hareketle İzmir’de kurulan Çocuklar İçin Felsefe Derneği, dünya çapında bir ağ olan P4C (Philosphy for Children – Çocuklar İçin Felsefe) eğitimlerini yürütüyor. Dernek Başkanı Yazar Nergis Seli, “Çocuğu etkinlikten etkinliğe, kurstan kursa koşturmak onlara iyi gelecek vermek değil” diyor.

Duygu Özsüphandağ Yayman

Geçen ay sosyal medyada Spinoza’yı, Platon’u, nihilizmi 10 yaşındaki bir çocuktan, Atakan Kayalar’dan duyunca bir tartışmadır başladı. Çocuk, felsefe okur muydu? Okursa anlar mıydı? “Çocuk ve felsefe”, doğal olarak yan yana gelen kavramlar oysa. Çocukların evrene dair sonsuz merakları, felsefenin mihenk taşını oluşturuyor. Eksik olan ise bu ikisinin –çocuk ve felsefenin- doğru düzlemde buluşması. Nefret söylemine maruz kalan 10 yaşındaki bir çocuğun felsefeye, kitaplara olan ilgisinin, yaşına göre yönlendirilmesine ihtiyaç var. Tam da bu olayın arifesinde objektiflerimizi, Çocuklar İçin Felsefe Derneği’ne yöneltmiştik. Çocukların bilgiden önce sorgulamaya, düşünmeye ihtiyacı olduğundan hareketle İzmir’de kurulan Çocuklar İçin Felsefe Derneği, dünya çapında bir ağ olan P4C (Philosphy for Children – Çocuklar İçin Felsefe) eğitimlerini yürütüyor. Dernek Başkanı, Yazar Nergis Seli çalışmalara süreklilik kazandırmak, daha çok çocuğa ulaşmak için bu oluşuma gittiklerini söyleyerek “Belediyelerle, eğitimcilerle, anne babalarla pek çok çalışma yapacağız” diyor.

“Çocuklar felsefe okumaz” yargısını, “Çocuklar kendileri için yazılmış felsefe kitaplarını okurlar” diye değiştirebilir miyiz? Atakan örneğinden hareketle, çocukların felsefe kitapları okumasını nasıl değerlendirirsiniz?
Çocukların felsefeyle küçük yaşta tanışmaları çok önemli ama bu, felsefe bilgisi aktaran kitaplar değil; felsefi düşünme becerilerini geliştirecek, onların yaş gruplarına yönelik yazılmış kitaplar olmalı. Tabii ki her şeyden önce çocuklar kitap okumalılar, kitaplarla tanışabilecekleri ortamlar onlara sunulmalı. Örneğin gündemimize oturtulan Atakan, maalesef toplumun yargılarına ve medyanın ellerine bırakılmış oldu. Her çocuk özeldir ve o yüzden ihtiyaçları ve yönelimleri de değişkenlik gösterir. Eğer çocukları tek tip görür ve tek tipleştirmeye çalışırsak o zaman özel yetenekleri ve becerileri olan çocuklar da potansiyellerini kullanamaz ve heba olurlar.
Aziz Nesin şöyle der: “Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bırakırsanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında.” Sanırım asıl önemli olan soru şu: Biz, çocuklarımız daha iyi insanlar olsunlar diye ne yapıyoruz?

Sizin çalışmalarınıza gelirsek, Çocuklar İçin Felsefe Derneği nasıl kuruldu?
Amerikalı felsefe profesörü Matthew Lipman, 1960’larda fark eder ki çocuklara derslerde akıl yürütme becerilerini geliştirmeden bilgi yükleniyor. Lipman, çare olarak P4C (Philosophy for Children – Çocuklar İçin Felsefe) pedagojisini öneriyor. P4C, çocuklara bilgi vermeden önce onların düşünme yetilerini geliştirmek gerektiğine dayanıyor. Onlara hikaye, karikatür, resim gibi herhangi bir uyaranı sunuyorsunuz ve bir grup çocuğun tartışmasını sağlıyorsunuz. Moderatör, çocuklara sadece yön gösteriyor, onlara tartışma kültürünü öğretiyor. Mesela mutlu olmak üzerine tartışıyorsunuz. Bir fikirde buluşmak, belli bir sonuca ulaşmak zorunda değiller ama bunun üzerinde düşünmelerini sağlıyorsunuz. Örneğin konu pasta paylaşımıysa eşit mi paylaşmalılar, biri daha mı fazla almalı, daha mı az almalı, eşitlik her zaman adaleti sağlar mı gibi sorgulamalara aracı oluyorsunuz.
Yani tek mutlak doğru yok, sen de soru sorarak kendi yolunu bulabilirsin…
Evet. Aynı zamanda da şu: Tartışmaya başladığında çocuk, “Pastayı eşit paylaşmaları gerektiğini düşünüyorum” diyebilir ama tartışmanın sonunda, “Fikrim değişti” demesi aslında bizim istediğimiz şey. Çünkü fikirlerimiz değişebilir ve bu kötü bir şey değildir. Çocuklarla yapmak istediğimiz şey bu. Düşüncelerin değişebildiği, tek doğrunun olmadığı, düşünmenin çok güzel bir şey olduğu ve hep birlikte düşünebileceğimiz sonucuna ulaşıyoruz.

Okullarla, kütüphanelerle, bazı sanat merkezleriyle P4C çalışmaları yapıyorsunuz. Onlar mı size ulaşıyor?
Genellikle onlar bize ulaşıyor. Bundan sonra biz de onlara ulaşacağız. Türkiye’de okullara girmeye başladı P4C. Bazı devlet okullarındaki meraklı öğretmenler ve müdürler bizlere ulaşıyor. Mesela Kadifekale’de bir devlet okulunda dört haftalık bir uygulama yaptık. Çocuklarda çok büyük bir dönüşüme sebep oluyor bu.

“BELKİ PRENS, SAVAŞA KARŞIDIR…”

Ne gibi sonuçlar gördünüz?
Bir çocuk, sınıfa tekme atarak girdi. “Niye buradayız?” dediğimiz zaman, “Eğlenmek için, mutlu olmak için, tartışmak için” cevapları geldi. O çocuk, “Herkese küsmek için buradayım” dedi ve ben çok üzüldüm. Ona odaklandım. Tartışmaların sonunda çocuk öyle bir hale geldi ki bir kız arkadaşına onun çok güzel olduğunu, onu çok sevdiğini söyledi. Elimi tutmayan çocuk, “Yanınıza oturabilir miyim?” dedi. Halkanın hep dışında olan çocuk, içinde yer aldı. En güzel yanı da öyle güzel akıl yürüttü ki hiçbir çocuğun söyleyemediği güzellikte cümleler söyledi. Çocuğun potansiyelinin, doğru bir zeminde nasıl yüzeye çıktığını gördük. Çünkü bu bir ders değil. Katılmak zorunda değilsiniz, isterseniz çemberin dışına çıkabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, diğer arkadaşlarınızı rahatsız etmemek, diyoruz. Ufak bir uyarıyla kimse çemberin dışında kalmak istemiyor. Belki öğretmenin zapt edemediği çocuğu çemberin içine alabiliyoruz.

O okulda nasıl bir çalışma yapmıştınız?
Önce küçük oyunlarla başlıyoruz. Sonra bir hikaye okuyup tartışma başlatıyoruz. “Mutsuz Prens” hikayemiz var, “Düşünme Çemberi” serisi kitaplarında yazdığımız. Ailesi kral ve kraliçe olan, her istediğini elde edebilen bir çocuk. Bütün imkanlara sahip, ailesi ne isterse onu yapıyor ama prens çok mutsuz. Çocuk bir gün kırlarda dolaşırken keçileri görüyor. Keçiler hoplaya zıplaya koşuyor, çok mutlular. “Keşke mutsuz bir prens olacağıma mutlu bir keçi olsaydım” diyor. Orman cini bunu duyuyor ve “Seni bir keçiye dönüştüreceğim” diyor. Prens istemiyor. Cin, prense diyor ki, “O zaman yarına kadar bana bir neden bulmalısın. Neden insan olarak kalacaksın?” Bundan sonra çocuklara soruyoruz. “Bu çocuk mutsuz bir prens olarak mı kalmalı, keçiye mi dönüşmeli?” Kapıyı tekmeleyerek giren çocuk demişti ki; “Belki savaşmak istemiyordur. Çünkü prensler, krallar savaşırlar, belki babası onun savaşmasını bekliyordu. Belki de o çocuk savaşa karşı, savaşmak istemediği için mutsuz bir prens.” İkinci sınıfa giden çocuktan bahsediyoruz! Artık bunu düşünmemiş bir çocukla düşünmüş bir çocuk aynı şekilde devam edemez hayatına.

Sonra çocuklarla temas kurmaya devam ediyor musunuz?
Genellikle edemiyoruz. Ama bunun için belediyelerle işbirliği içinde çalışabilmeye çok ihtiyacımız var. O zaman daha çok çocuğa ulaşma şansımız oluyor, çocuklar tekrar gelebilme şansını elde ediyor. Zaten bu sürekliliği sağlayabilmek için dernekleştik. İlerleyen zamanda daha sistematik ve süreklilik arz eden çalışmalarımız olacak.

“ANNE BABALAR, BİZE ULAŞSIN”

Bu eğitimi almak ya da çocuklarını felsefeye yöneltmek isteyen anne babalar ne yapsın, nereye ulaşsın?
Bize ulaşsınlar, çocuklarını getirsinler. Derneğe Instagram ve Facebook hesaplarından ulaşabilirler. Bu eğitim, çocuklarına verdikleri bir sürü şeyden daha önemli diyemem -resimden, müzikten- ama avm’lerde vakit geçirmekten çok çok önemli. Çocukların, tüketim kültürünün dışında karşılaşmalara sahip olması için; sorgulayan, yarınlara güzel bakan çocuklar olması için düşünmeleri ve sorgulamaları gerekiyor. Yarın bir haksızlığa uğradıkları zaman böyle bir uygulamadan geçmiş olmaları, madalyonun diğer tarafını görme şansı verecek çocuklara. O yüzden ailelerin çocuklarını felsefeyle tanıştırmaları gerekiyor.

Aileler çocuklarına neler okutsun?

Okyanus (henüz küçük bir bebek) ve Kumsal (yukarıda, yanında) adında iki kızı olan Nergis Seli, çocukları tam da onların yaşına ve ihtiyaçlarına uygun felsefi kavramlarla tanıştıran kitaplara imza atıyor.

Okumadıkları kitabı çocuklarına okutmasınlar. Bazen çok travmatik, saçma hikayelerle karşılaşıyoruz. Gerek dilbilgisi, gerek toplumsal cinsiyet açısından… Kadın çalışmaları bölümünde yüksek lisans yaptım; edebiyata, çocuklara yazdığım hikayelere bu perspektiften de bakıyorum. Çocuklar temiz, düzgün kitaplar okumalı. Onları iyi okurlar yapabilmemiz gerekiyor. Bunun da yolu iyi okurlar olmamızdan geçiyor. Çocuk, dediğinizi değil, gördüğünü yapıyor. Sürekli televizyon izleyen, dizilere mahkum bir evde çocuğun iyi okur olması beklenemez. Hayalim, televizyonların kapanması, fişlerinin çekilmesi ve çocuklarla evde kitap okuma saatlerinin oluşturulması. Çocuğu etkinlikten etkinliğe götürmek, kurstan kursa koşturmak onlara iyi gelecek vermek değil. Çocuğun, iyi örnek alabileceği ebeveynlere sahip olması lazım. Bunun da yolunun kitap okumaktan geçtiğine inanıyorum.

“Çocuklar için yazmak çok sorumluluk gerektiriyor”

Okyanus (henüz küçük bir bebek) ve Kumsal (yukarıda, yanında) adında iki kızı olan Nergis Seli, çocukları tam da onların yaşına ve ihtiyaçlarına uygun felsefi kavramlarla tanıştıran kitaplara imza atıyor. Say Yayınlarından çıkan Mutlu Olmak Kolay mı?, Bazen Korkmak Gerekir mi? ya da Yapı Kredi Yayınları etiketiyle raflarda bulunan
Rüzgarla Uçan Çocuk gibi… Yine felsefi bir alt zemin üzerinde yükselen Hayatın Sırrı Nerede? kitabı da Paraşüt Kitap tarafından okuyucuya ulaştırılacak.
Çocukların kitap okumayı büyüklerinden görerek öğrendiğini her fırsatta yineleyen Seli, “Çocuklar için yazmak çok sorumluluk gerektiriyor. Daha bir sürü dosyam var, umarım hepsi yer bulur. Bu işe çok emek verdim, gönül verdim. Umarım bütün çocuklarla karşılaşırım. Çünkü ben yalnızca kendi çocuklarımı değil, bütün çocukları seviyorum. Bu yüzden yaptığım her işte bu duyguyla hareket ediyorum” diyor.

“ÇOCUKLARLA FELSEFE”
KİTAP ÖNERİLERİ

Ortaokul öğrencileri için
1. Düşünme Çemberi Serisi (6 Kitap), Yılmaz Bilican, Nergis Seli (Say Yayınları)
2. Çıtır Çıtır Felsefe Seti – Brigitte Labbe (Günışığı)
3. Filozof Çocuk Seti – Oscar Brenifler (Tudem)
4. Kumkurdu (3 kitap) – Asa Lind (Pegasus)
5. Sıkı Dostlar – Kurbağa ve Murbağa (4 kitap) – Arnold Lobel (Kelime Yayınları)
6. Çekirgenin Yolculuğu – Arnold Lobel (Kelime Yayınları)
7. Toprak Ana Masalları (Paraşüt Kitap)
8. Boşluk – Anna Llenas (Nesin Yayınevi)
9. Renk Canavarı – Anna Llenas (Nesin Yayınevi)
10. Paris’te – Caroline Mc Avoy (Nesin Yayınevi)
11. Rüzgârla Uçan Çocuk – Nergis Seli (YKY)
12. Ayı Olmayan Ayı – Frank Tashlin (Redhouse kidz)
13. Siyah ve Beyaz Fabrikası – Eric Telchin (Mikado)
14. Hadi Uç – Paula Carballeira (Elma Yayınevi)
15. Değişimsever Bay Flux – Kyo Maclear (Hep Kitap)
16. Kaşal – Kyo Maclear (Hep Kitap)
17. Eloisa ve Diğer Yaratıklar – Jairo Buitrago (Nesin Yayınevi)
18. Hoş Geldiniz, Barroux (Redhouse Kidz)
19. Büyük Sözcük Fabrikası – Agnes de Lestrade (Aylak Kitap)
20. Küçük Fare ile Kırmızı Duvar – Britta Teckentrup (Beta Kids)

İlkokul öğrencileri için
1. Düşünme Çemberi Serisi (6 Kitap) – Yılmaz Bilican, Nergis Seli (Say Yayınları)
2. Çıtır Çıtır Felsefe Seti – Brigitte Labbe (Günışığı)
3. Filozof Çocuk Seti – Oscar Brenifler (Tudem)
4. Kumkurdu (3 kitap) – Asa Lind (Pegasus)
5. Sıkı Dostlar – Kurbağa ve Murbağa (4 kitap) – Arnold Lobel (Kelime Yayınları)
6. Çekirgenin Yolculuğu – Arnold Lobel (Kelime Yayınları)
7. Toprak Ana Masalları (Paraşüt Kitap)
8. Boşluk – Anna Llenas (Nesin Yayınevi)
9. Renk Canavarı – Anna Llenas (Nesin Yayınevi)
10. Paris’te – Caroline Mc Avoy (Nesin Yayınevi)
11. Pezzettino – Leo Lionni (Elma)
12. Yüz yüz – Leo Lionni (Elma)
13. Frederick – Leo Lionni (Elma)
14. Rüzgârla Uçan Çocuk – Nergis Seli (Yapı Kredi)
15. Ayı Olmayan Ayı – Frank Tashlin (Redhouse kidz)
16. Bazı Günler- Heinz Janisch (Yapı Kredi Yayınları)
17. Köprüyü Geçerken – Heinz Janisch (Yapı Kredi Yayınları)
18. Siyah ve Beyaz Fabrikası – Eric Telchin (Mikado)
19. Öfke – Blandina Franco (Desen Yayınları)
20. Üzüntü Kapını Çaldığında – Eva Eland (Martı Yayınevi)

*Ebeveynus dergisinin Mart 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 5 =