Biz onu spora başlattığımızda…

Üç yaşında okul olgunluğuna erişmiş çocuğumuzun yaşı 3’ü buçuk geçtiğinde spora da başlaması şart olur.

Herkese merhaba!
Yine bir “Hayat Antrenörleri” penceresinde, yine perdeyi kaldırdığınız herhangi bir yerde buluşmuş olmalıyız.
Keyifle, sevgiyle, bilgiyle buluştuğumuz; çocuklara, sağlığa ve spora dair satırların yolu, bugün de onların spor maceralarından geçiyor. Aynı okula başlamaları gibi, spora başlamaları da çocuklar için apayrı bir deneyim çünkü.
Şimdi bu satırlar size “sporun faydaları” başlıklı bir yazı gibi gelebilir. Ancak değil! Son satırda bağlarken yine şöyle bir altını çizmek usuldendir elbette ama asıl mesele, bu maceracıların girdikleri dünyada yaşadığı sorunlar.
Üç yaşında artık okul öncesi eğitimi almaya başlamış, okul olgunluğuna ermiş çocuğumuzun yaşı, 3’ü buçuk geçtiğinde spora da başlaması şart olur. Çünkü doğru zamanda doğru başlangıçlar önemlidir.
3-6 yaşta “önce okul öncesi eğitim, sonra spor eğitimi; önce jimnastik ve yüzme, sonra diğer spor branşları” benim için bir özlü sözdür. Çünkü çocuk; okul, öğretmen, öğrenim kavramlarını anlayıp dikkati ve motivasyonu bakımından okul olgunluğuna genelde 3-4 yaş aralığında ulaşır. Ulaşınca da spor eğitimine, önce temel jimnastik ardından yüzme ile başlangıç yapabilir. Çünkü bedenini doğru kullanmayı öğrenmeden, elini bacağını aynı anda hareket ettirmeyi yani koordinasyonu gerçekleştirmeden diğer şeyleri yapamaz. Öğrencimiz okula gitti, okul olgunluğu gelişti, verdik jimnastiğeee…
İşte olay burada kopmuş olabilir. Çünkü çocuğumuz gitmek istemeyebilir, çünkü kendi başına oyun oynamasına izin verilmemiş olabilir, çünkü beceremediği kaygısı oluşmuş olabilir, “Ben zaten yapamıyorum” düşüncesi başlamış olabilir -maalesef bu kuşağın laneti bu- ya da oyunu her zaman kendisi kazanmak istiyor olabilir.
Peki, sorun nerede?
Çocuklar, genelde evdeki en küçük tek ya da ikinci bireydir. Çocuk, oyun oynarken onun bir yetişkini yenebileceğini zannetmesine neden olunduysa eğer, ilk derste şaşırır. Adım atsa naralar eşliğinde mucize olmuş etkisi yaratan büyükler yoktur yanında. Koltukta zıplasa uzaya uçmuş muamelesi yapan büyükanne ve büyükbabalar yerine, yapması gerekenleri anlatmaya çalışan bir öğretmen vardır -ki, bunu genelde sevmez çocuklar. Çünkü evdeki oyunun bütün kurallarını o koyar. Genelde oyun arkadaşına alışık olmayan, kendisi gibi küçük bir çocuğun da onun yaptıklarını yapabileceğini ilk kez gören küçük prens ya da prensesler, düş kırıklığına uğrayıp maalesef oyunu bırakır.
Yani evdeki krallığın çöküşüdür dışarıdaki dünya. İster anaokulu ister spor ya da sanat eğitimi olsun gerçek dünya ile tanışma, bazen sorunlu olabilir.
Gerçekler bağlamında davranmak sorunu çözmeye yardımcıdır. Hatta paylaşımların doğal eğilimlerde olmasını sağlamak sorun olmadan sürecin başlamasına destektir.

KURALLAR EVDE BAŞLAR

Özetle; hedefe giderken kalabalık bir aile olmayabilirsiniz. Kural koyucu ilk olarak ailedir, annedir, babadır. Kurallara evde başlayabilirsiniz. Evde basketbol oynarken ona yenilmek yerine, siz kendi boyunuzda bir potaya atarken ona da kendi boyunda bir potaya atış yapmayı öğretebilirsiniz.
Oyun oynayan, spor yapan diğer çocuklara bakmaya gidilebilir.
Herkesin farklı bir beceride olabileceğini anlaması için kendini keşfetmesini sağlayacak oyunlar oynanıp diğer çocukları izlemesi sağlanabilir. (Mesela basketbolda eller, futbolda ayaklar mı daha marifetli?) Öğrenim aşamasının adım adım olduğu, herkesin hemen en iyiyi yapması gerekmediği vurgulanabilir. O bir şeyi deneyip yapamadığında verdiğiniz tepkileri yeniden değerlendirebilirsiniz. Abartarak şiddetli tepki vermek ya da önemsiz bir şey gibi davranmak yerine, ne hissettiğini, neyi yapamadığını, nasıl yapabileceğini düşündüğünü sormak daha etkili olacaktır.
Çocuklar için spor, günümüzün kesinlikle acil ihtiyacı. Spor avm’leri ya da spor hastaneleri kurulabilir -ki nitekim neredeyse bu noktadayız. Sağlık için daha güçlü bir beden için sağlıklı büyüme ve gelişme ile zihnin de paralel büyüyebilmesi, çocuğun sosyalleşmesi, hatta özgüven kazanması için spor kaçınılmaz…
Doğru başlangıçlar önemlidir. Doğru başlayanın yolu dosdoğru gider. Yollarınız hep doğrulara çıksın ya da şaşırsanız bile kalbiniz doğruyu hep bulsun…

*Bu haber ebeveynus dergisinin Kasım 2019 sayısından alınmıştır. Dergi aboneliği için lütfen tıklayınız.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + four =