Bağlı ama bağımsız çocuk için 8 adım

Hayatta başarılı olan, ideallerini gerçekleştiren, tüm bunların yanında ailesine ve çevresine sevgiyle, şefkatle yaklaşan çocuklar yetiştirmek hepimizin ortak isteği. Bunu sağlamak için son derece pratik ancak bilinçle uygulanması gereken 8 maddeyi sıralayan Etkili Anne Baba Eğitmeni Gülşah Bastıyalı Uzunlar, “Yolu çocuğa değil, çocuğu yola hazırlayın” diyor.

Başarılı bir çalışma hayatını sürdürürken NLP, Duygusal Zeka, Takım Koçluğu gibi konularda çok sayıda eğitim alan ve anne olduktan sonra kariyer çizgisine Etkili Anne Baba Eğitmenliğini de ekleyen Gülşah Bastıyalı Uzunlar, “ailede iletişim” konulu eğitimler veriyor.

Anne çocuk bağlanması deyince akla bebeklik dönemi gelse de beyin gelişimi 20’li yaşlara kadar sürdüğü için çocuğumuza kendini anlaşılmış ve güvende hissettirmek için hiçbir zaman geç değil. Çünkü hepimiz başarılı, mutlu çocuklar yetiştirmek istiyoruz. Hayattaki başarının temelini ise kendine yetebilme, sorumluluk alabilme ve değerlerini yaşamına yansıtabilme noktaları oluşturuyor. Bunun yolu “bağlı” ama “bağımsız” olabilmekten geçiyor.

Kulağa bir şiir dizesi gibi gelen “Bağlı ama bağımsız çocuk” için yapılabilecekleri 8 maddede özetleyen Etkili Anne Baba Eğitmeni Gülşah Bastıyalı Uzunlar, “Pratik fakat bilinçle uygulanması gereken adımları yaşama geçirerek ailesinin duygu ve düşüncelerine karşı saygılı ve duyarlı, ailesiyle bağlantısı güçlü, sorumluluk duygusu yüksek, kendi hayatının kontrolünü elinde tutabilen bir birey yetiştirmek mümkün” diyor. İşte anne babalara bağlı ve bağımsız çocuk yetiştirmek için öneriler…

1. GÜVENLİ BAĞLANMAYI SAĞLAYIN

Güvenli bağlanma, sağlıklı bağımsızlaşmanın temelini oluşturur. Çocuğunuzun zihinsel, fiziksel, duygusal ve sosyal gelişiminin ilk adımları; annesi, babası ya da ona bakım veren kişiyle kurduğu güvenli bağ sayesinde atılır. Bu tip bağlanmanın esası ise sözsüz iletişim. Göz teması, şefkatle dokunmak, ses tonu, yüz ifadesi, ihtiyaçların duyarlılıkla karşılanması sayesinde çocuğun temel güven duygusu inşa edilir. İhtiyaçları zamanında, şefkatle karşılanan bebek, içinde yaşadığı dünya ile güven ilişkisi kurduğu için yaşamı deneyimlemek ve sizden ayrılmak konusunda daha cesur davranır. Bağlanma her ne kadar doğumla birlikte başlasa da beyin gelişimi yirmili yaşlara kadar devam ettiğinden çocuğunuza kendisini anlaşılmış ve güvende hissettirmek için hiçbir zaman geç değildir.

2. BIRAKIN KENDİ YAPSIN

Her çocuk merak duygusu ve keşfetme içgüdüsü ile doğar. Aylar geçip büyüdükçe çevrenin kısıtlamaları ve “Aman yapma”, “Düşersin”, “Üstün kirlenmesin” gibi telkinlerle içgüdüsünü törpülemeyi ve vazgeçmeyi öğrenir. Çocuğunuzun gelişimsel sürecine uygun konularda yapabileceği şeyleri yapması, yapamasa bile çabalaması, deneyim kazanması ve hata yapması için alan açmak önemli bir farkındalık.

Hatalar ya da düşük riskli düşüp kalkmalar en kıymetli öğrenme deneyimini barındırır. Hatalara karşı sizin göstereceğiniz tavır da çocuğun dünyaya bakış açısının en önemli belirleyicisi olacaktır.

Sizin hatalara toleransınız ve kabulünüz ne kadar yüksek olursa çocuğun da “Evet, olabilir. Tekrar denerim, bir dahaki sefere şunu daha farklı yaparım” bilinci o oranda gelişir. Bu dirençlilik bilinci bağımsızlığa giden yolda en kıymetli kazanımlardan biri. Çocuğunuzun içindeki cesaretle becerikli ruhu destekleyin.

3. SORUMLULUK VERİN

Ev içinde birlikte yaşayan aile bireyleri  arasında iş bölümü yapılması, herkesin sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesi çocuğa bütüne katkı sağladığını hissettirir. Sekiz ay civarında kendi yiyebileceklerini ağzına götürmesi ve büyüdükçe kendini beslemesi, iki yaşındayken döktüklerini silmesi, oyuncaklarını toplaması, dört yaşında sabah kahvaltı hazırlarken yumurtaları çırpması, yedi yaşında odasını toplaması hatta belki toz alması gibi sorumluluklar vermekten söz ediyorum. Bu yaşlar her çocuğun gelişimsel sürecinde farklılık gösterebilir. Yeter ki “O yapamaz” “Zaten ben yapıyorum ne gerek var, o yorulmasın” ya da “O okuluna odaklansın, tek görevi ders çalışmak” gibi düşünmek yerine evdeki işlerin bir parçası olmasına izin verin.

Sorumluluğun bir diğer yanı da kendi sorunlarını kendisinin üstlenmesi. Ders çalışması gereken kitabını okulda unuttuysa çözümü de kendisinin bulması için destek olun. Ama çözümü onun yerine bulmayın ya da sorunu üstlenmeyin. Erken yaşlarda kendi kararlarını vermesi için ona seçenekler sunabilirsiniz ancak kendi seçimlerini yapmasına olanak verin. Zararsız konularda kendi seçiminin bir hata olduğunu ya da en ideal seçim olmadığını bilseniz bile izin vermeye çalışın; çünkü kendi seçimlerinin sonuçlarının sorumluluğunu almak onu büyütecek.

4. SINIRLARINA SAYGI GÖSTERİN

Çocuğunuzun hem bağımsız bir birey olmasını isteyip hem de sözünüzden çıkmamasını ve koşulsuz itaat etmesini beklemek çok gerçekçi değil. Bu yüzden onun doğuştan gelen düşünerek sorgulayan yapısına saygı duymak gerekiyor. Onun da kendi fikirleri, dünyası, inançları, değerleri, doğruları olabilir. Onu dinlemek, bakış açısını anlamaya çalışmak, empati yapmak, saygı duymak, hangi duyguyla bu inancı geliştirmişi sorgulamak ve kendi düşüncenizi ya da ihtiyacınızı da saygıyla ifade etmek çok kıymetli. Bu en küçük yaşlardan itibaren kurulması gereken bir ilişki olsa da ergenliğe yaklaştıkça daha da önem kazanıyor ve anne baba çocuk bağlantısının devamı için şart haline geliyor.

Sınırlara gösterilen saygının bir diğer boyutu da çocuğun “Hayır” demesini kabul etmek. Babasına, büyüklere, dayısına “Beni öpme” diyen bir çocuğu zorla öpmek, onun sınırlarını ihlal ederek dokunmak, kucağa gelmek istememesine rağmen zorla kucağa almak toplumda sıklıkla rastlanan sınır ihlalleri. Yabancıların bu hareketleri yapmaları tabii ki istenmez ama anne baba olarak da buna saygı gösterilmediğinde çocuk kendini değersiz hisseder ve kendi bedeni üzerinde bile söz sahibi olmadığını düşünür. Bu bakış açısı her konuya uyarlanabilir. Örneğin “Doydum” dediğinde daha fazla yedirmeye çalışmak da benzer şekilde “Ben senin yerine senin bedeninle ilgili karar veririm” demektir.

Bağlı nedir, bağımsız nedir?
Etkili Anne Baba Eğitmeni Gülşah Bastıyalı Uzunlar, bağımlılık ve bağımsızlık arasındaki farkı basitçe şöyle anlatıyor:
“Hayat yolculuğundaki başarı akademik başarıdan çok kendine yetebilme, sorumluluk alabilme ve taşıdığı değerleri yaşama yansıtabilme kapasitesinden geçiyor. Ben böyle yetişmiş bir çocuğu ‘bağımsız’ olarak nitelendiriyorum. Oysa bunun tersinde ‘bağımlı’ çocuk özelliklerine bakınca; otuz yaşında hala anne babasından onay almadan harekete geçemeyen, onların takdirine ve desteğine duygusal olarak muhtaç hisseden, kendi gücüne ulaşamamış, potansiyelini gerçekleştirememiş bir yetişkin geliyor gözümün önüne.”

5. HAYATIN GERÇEKLERİNİ PAYLAŞIN

Genelde çocukların tüm acılardan ve olumsuz deneyimlerden bihaber büyümeleri dilense de çocuklara hayatın gerçeklerini, onların anlayacağı doğru bir dille aktarmak onları büyüten bir yaklaşım. Örneğin, aile içinde yaşanan maddi sıkıntıyı saklamak yerine paylaşmak; çocuğun ailede birey olarak varlığının tanınmasını, aileye karşı sorumluluk hissetmesini sağlar. Hayatta aksaklıkların da olabileceğini fakat hayatın devam ettiğini gören çocuk, anne babasının adaptasyon becerisini model alır.

Sıkıntılar karşısında duygularınızı saklamayın. Her zaman çok güçlü olmak zorunda değilsiniz. Anne baba olarak önce insan olduğunuzu hatırlamak en başta sizi özgürleştirir; daha sonra da çocuğunuza duygu yönetimini öğrenmesi konusunda model olma olanağı sağlar. Buradaki kilit nokta bir yetişkin olarak kendi duygularınızın farkında olmanız ve duygu yönetimi becerisini geliştirmiş olmanız.

6. OYUNA LİDERLİK ETMESİNE İZİN VERİN

Çocuğun kendi oyununu kurup oynaması ve anne babanın bu süreçte müdahale etmeden ona alan açması yine önemli bir adım. Oyun en erken yaşlardan itibaren çocuğun kendini ifade etme ve hayatı yansıtma şekli. Oyunu her zaman siz kurmak zorunda değilsiniz; bırakın kendisi yaratsın. “Canım sıkılıyor, yapacak hiçbir şey bulamıyorum” diyorsa ki yalnız oynamaya alışık olmayan çocuklar bunu söyleyebilir; seçimi yapmasına izin vererek seçenekler sunabilirsiniz.

Bazen de ilk birkaç dakika birlikte oynadıktan sonra kendi başına da bırakabilirsiniz. Sizi de dahil etmek istiyorsa onun liderlik ettiği oyuna yargılamadan, bir şeyler öğretme çabasına girmeden katılabilirsiniz. Bu daha da hoşuna gidecektir. Bunu yaptıkça özgüvenle bağımsızlaşma yolunda büyük adımlar atacaktır. Bir çocuk için en kıymetli hediye onunla ne kadar aptalca göründüğünü önemsemeden, yüzde yüz varlık göstererek ve anda kalarak oyun oynayan ebeveynleri olmasıdır.

7. MODEL OLUN

Siz de hayatınızda istediğiniz şeylere yer açtıkça ve ev özel hayat dengenizi kurabildikçe çocuğunuz da sizi örnek alacaktır. Hayatınıza sahip çıkmak sizin sorumluluğunuz tıpkı çocuğunuzun hayatının da onun sorumluluğunda olması gibi. Vermek istediğiniz değerleri model olarak vermeniz çok kıymetli. Örneğin; çocuğunuzun bağımsız olmasını istiyorsunuz; ama nerede olduğunu bilmediğiniz kadar başına buyruk olmasını istemiyorsanız; siz de nerede, ne yaptığınızın bilgisini ailenizle paylaşın. Bir gece önce yarınki programınızla ilgili aile içi bir sohbet başlatın. O da kendi yapacaklarını ve bunlarla ilgili duygularını sizinle paylaştığında ilgiyle dinleyin.

Aile içinde demokratik ortamda belirlediğiniz kurallara siz de uyun. “Bizim ailemizde herkesin birbirinden haberdar olması gerekir” gibi bir kuralınız varsa akşam yemeğine yetişemeyeceğinizde haber verin. Bir iş seyahatine gidecekseniz birkaç gün önceden diğer aile üyelerine nereye gideceğinizin, kaç gün kalacağınızın bilgisini verin. Böylece çocuğunuz da büyüyüp kendi programları oldukça size karşı kendini sorumlu hissedecektir.

8. YOLU ÇOCUĞA DEĞİL, ÇOCUĞU YOLA HAZIRLAYIN

İyi ebeveynlik, çocuğu kontrol etmeyi bırakıp kendinizi kontrol etmeye başladığınızda gerçekleşir. Bunun için her ne kadar çocuğunuzu pamuklara sarıp her türlü zarardan koruma içgüdünüz çok baskın olsa ve bunu tüm iyi niyetinizle yapıyor olsanız da aslında çocuğunuza uzun vadede iyilik etmiş olmuyorsunuz. Bir çocuğun “Ne zaman ihtiyacım olursa annem babam benim yanımda” inancını ve güvenini taşımasıyla “Nasıl olsa her türlü dertten beni sıyırırlar. Ben sorumsuz da davransam, suç da işlesem ailem benim yanımda” demesi arasında fark var.

Çocuğunuzu gereğinden fazla koruyarak onu kendi ayakları üzerinde duran, kendi kararlarını alabilen, davranışlarının, hatalarının sorumluluğunu üstlenen, potansiyelini gerçekleştirebilen, hayatın çeşitliliğine uyum becerisine sahip, kabulü yüksek bir yetişkin olarak büyümesi olanağından mahrum etmiş olursunuz.

Fazla ebeveynlik yapmadan, bireyselliğine saygı göstererek, bağlantıda kalarak, koşulsuz sevginizi göstererek çocuğunuzun yanında olun ve onu hayata hazırlayın. Bu, ona verebileceğiniz en iyi hediye.

*Ebeveynus dergisinin Şubat 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

19 − ten =