Astroloji öğrenmeye var mısınız?

Sevgili ebeveynus okurları,

Bundan sonra her sayıda yavaş yavaş astroloji öğrenmeye var mısınız? Çocuklarınızı astrolojik bilgilerle büyütmeye, aile içindeki değişimleri öngörmeye hazır mısınız? Şu an 27 yaşında olan oğlunu böyle büyütmüş, mutlu olduğu doğru mesleği seçmesine yardımcı olan bir anne olarak söylüyorum bunu… Hadi birlikte başlayalım bu yıldızlı yolculuğa…

Astroloji nedir?

İnsan doğası gereği meraklıdır; her şeyi bilmek ister. İnsanlık tarih, bu bilme merakı üzerine kuruludur. Gözlem yaparak içerideki ve dışarıdaki değişimleri izlemiştir. Hiç durmadan dönen dünyayla, kendisi arasındaki bağlantıyı kurmuş, her şeyi anlamaya, tanımaya çalışmıştır. Büyük ya da küçük sürekli gerçekleşen döngüleri keşfederek, geçmişi anlamayı, geleceği kestirmeyi yani yaşamını öngörmeye çalışmıştır. Hayat yolunu çizmek, kaderini keşfetmek istemiştir. Etrafında dönüp duran, gelip geçen zamanı okumayı arzulamıştır.

Bu içgüdüyle, kafasını kaldırıp gökyüzüne bakan insan, iç içe geçmiş koca bir evrende yaşadığını anlayıp, makro alemi fark etmiştir. Kafasını yere çevirdiğindeyse, birçok alt katmanla beraber olduğunu görüp mikro alemi hissetmiştir. Olaylara aynı anda baktığındaysa, makro ile mikro arasındaki uyum yani eşzamanlılık dikkatini çekmiştir.

İnsan, maddesel olan, elle dokunup gözle gördüğü gerçeklere fizik; maddesel olmayan gerçeklere ise metafizik diyerek tanımlamıştır. İkisi arasındaki bağlantıyı, bilimsel olarak ispatlayamasa da ruhuyla fark etmiştir. Fizik ve metafizik arasındaki döngüleri anlatan aracın zaman olduğunu anlamıştır.

Makro ve mikro alemler arasındaki eşzamanlılığı, harmoniyi anlayan insan, yorumlama yeteneği sayesinde, zaman içindeki verileri toplayıp değerlendirmiştir. Edindiği tüm bilgiyi, bilim, sanat ya da kültür olarak kodlamış, büyük bir kültür mirası olarak bizlere kadar aktarılmıştır. Bize gelen bu miras arasında yer alan astroloji, tıpkı matematik, müzik, tıp, sanat gibi, insanın makro ve mikro âlemle ilişkisini anlatır. Günümüzdeki insan, bu iki âlem arasındaki birliği tekrar fark etmiş, eşzamanlılığı artık kavramıştır.

Astroloji, matematiksel prensipleri kullanır. Günümüzde Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin döngüleri matematiksel olarak kolayca hesaplanabilir. Örneğin, Güneş’in yörüngesi bellidir; ne zaman, nerede olacağı bilinir, hesaplanır. Biliriz ki, her sene aynı noktaya gelmesiyle yıl oluşur. Günümüzde bunları önceden bilmek bir sürpriz değildir. Diğer gezegenlerin döngüleri de benzer şekildedir.

Ancak bazı döngüler, ortalama insan ömrü ve algısının üstünde zamanları içerdiği için, etkisini anlamak, her yıl yaşadığımız Güneş döngüsünü takip etmek kadar kolay değildir.

Sonuçta, insan algılasa da, algılamasa da, tüm gezegenler, aynı tarzda sabit bir döngü içinedir. Her bir döngü arasında ince bir harmoni, matematik, uyum bulunmaktadır. Güneş, her baharda doğayı uyandırdığı yeni döngü başlattığı gibi, diğer gezegenlerinde kendine ait döngüleri vardır. İnsan ömrünü aşan bu döngüler, nesiller boyunca gözlemlenerek bize aktarılmıştır.

Gökyüzü hareketleri izleyip döngüleri hesaplayan insan, yeryüzündeki olaylar arasındaki bağlantıyı keşfetmiştir. Bugün eşzamanlılık veya diğer adıyla senkronizm denilen bu kuram, iki şeyin aynı anda benzer şekilde hareket etmesini anlatır. Bu özellik sadece astrolojide değil; tıpta, fizikte, kimyada, biyolojide ve müzikte kullanılmaktadır. Günümüzde bilimsel hale gelen kuantum kuramı temelinde de eşzamanlılık ilkesi yatmaktadır. Sonuçta, bizden evvel yaşamış olan atalarımız, zaman ve mekana dayalı edindiği evrensel bilgileri, kuşaktan kuşağa aktarmış, bize kadar taşımışlar. Bir çeşit istatistik olarak görebileceğimiz tecrübelerini özetlemiş, çeşitli göksel sembolle kodlayarak anlatmışlar. Bugün eşzamanlılık kuramı sayesinde açıkladığımız bu bilgileri, astroloji adını verdiğimiz özel bir dil ve sembollerle bize aktarmışlar.

Özetle astroloji, göksel cisimlerin döngülerinden yararlanarak, yeryüzündeki olayları, eşzamanlılık prensibiyle anlamaya, zamanı okumaya, olayların potansiyelini öngörmeye çalışır. Ancak astroloji tümüyle bilimsel değildir. Bilime dayalı teknikler yer alsa da insan ruhunun naifliğini de kapsar. İnsan geçmişi anlayıp geleceği öngörmek, zaman içinde kendini tanımak ve potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek ister. Bu yüzden astroloji aslında zamanı değil, insanın kendi bilme ilmi ve sanatıdır.

GÖKSEL HAREKETLER

Bildiğimiz gibi, Dünya’nın gün boyunca, kendi ekseninde dönme hareketiyle, Güneş her sabah doğar ve her akşam batar. Ayrıca Dünya’nın, Güneş’i etrafındaki yıllık dönüş hareketiyle mevsimler oluşur. Tabii ki diğer gök cisimleri de benzer şekilde sürekli hareket halindedir.

Gökyüzü hareketleri, bilimsel amaçla incelendiğinde astronomi oluşur. Aynı hareketlerin insana yansıyan anlamını incelendiğinde astroloji oluşur. Aradaki en büyük fark bakış açısıdır. Gerçekte Güneş’in etrafında dönen Dünya’da yaşadığımızı bilsek de, astroloji merkeze Güneş’i değil, Dünya’yı ve hatta onunda merkezine insanı koyarak inceler.

Çünkü insanın kendini ve evreni anlamasının yolunun, bulunduğu yerden, kişisel merkezinden bakmakla olacağını düşünür. Tasavvufta, “Kendini bilen Rabbini bilir” denildiği gibi, evreni anlamanın yolunun, o insana özel olduğunu söyler.

Gökyüzü hakkında hepimizin az çok bilgisi vardır. Günler boyunca sürekli aynı yerde duran, ışık yayan sabit gökcisimlerine yıldız deriz. Mesela, her gece aynı yönü gösteren Polaris kuzey kutup yıldızıdır. Birden fazla yıldızdan oluşan, hayali olarak belirli bir şekli oluşturduğu düşünülen yıldızlara ise takımyıldız deriz. Kuzey kutup yıldızı Polaris’in içinde olduğu gruba Küçük Ayı Takımyıldızı adı verilmiştir.

Gökyüzünde sabit duran yıldızlardan farklı olan, ışık yaymayan ama düzenli hareket eden gökcisimleri ise gezegen adını alır. Günümüzde bilimsel olarak gezegen kavramlarında değişiklik olsa da, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüton gezegenleri astrolojide aktif olarak kullanır. Güneş ve Ay, ışıklar olarak özel konumlandırılsa da, hareketli olmaları açısından gezegenlerle bir arada takip edilir.

Şimdilik bu kadar… Şubat ayında zodyak ve 12 takımyıldız ile devam edeceğiz.

*Ebeveynus dergisinin Ocak 2020 sayısından alınmıştır.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen − twelve =