Anneler babalar maskeyi önce kendine takmalı!

Koronavirüs günlerini duygusal ve fiziksel açıdan daha sağlıklı geçirmek için anne ve babaların önce kendilerine iyi bakması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog, Çift ve Aile Terapisti Didem Doğan, “Uçaktaki maskelere dair uyarı burada geçerli. Anne babalar önce kendilerine maske takacaklar ki çocuklarını da bu tünelden geçerken tutabilsinler” diyor.

SELİNAY YÜKSEL

Daha önce hiç yaşamadığımız zamanlardan, koronavirüs günlerinden geçiyoruz. Salgın, maske, virüs kelimeleri hiç olmadığı kadar çok çalınıyor kulağımıza. Bir yandan da “yeni normali” konuşuyoruz… Ebeveyn olarak hem kendimizi hem de çocuklarımızı bu bilinmezin içinden nasıl geçirelim ki sağlıklı ve mutlu kalalım? Bu konuyu konuşmak üzere Klinik Psikolog, Çift ve Aile Terapisti Didem Doğan ile bir araya geldi. Doğan, 2006 yılından bu yana, kurucusu olduğu Filika Psikolojik Danışmanlık’ta, yetişkin bireylerle, çiftlerle ve ailelerle psikoterapi yapıyor ve çalışma alanı ağırlıklı olarak yetişkin bireylerde travmalar, kaygı bozuklukları ve çift ve aile bağlamında ilişki problemleri olarak öne çıkıyor. Koronavirüs ve çocuk psikolojisine ek olarak kaygı ile baş etme egzersizlerini, kaliteli zaman geçirme yollarını ve uzaktan eğitimi konuştuğumuz Klinik Psikolog Doğan, “Uçaktaki maskelere dair uyarı bu gündem için de geçerli. Anne babalar önce kendilerine maske takacaklar ki çocuklarını da bu tünelden geçerken tutabilsinler.” dedi.

Öncelikle tüm dünyanın ortak konusu olan koronavirüsü çocuklara nasıl anlatabiliriz?

Klinik Psikolog, Çift ve Aile Terapisti Didem Doğan ile yaptığımız söyleşide koronavirüs günlerinde çocuklarımızla ilişkilerimizi nasıl düzenlememiz gerektiğini geniş bir çerçevede ele aldık.

Çocuklara duygusal olarak sarsıcı haberleri veya bir yetişkin gibi algılayamayacakları bilgileri aktarırken kullandığımız dil, çocukların gelişim dönemlerine göre birbirinden farklılık gösterecektir. 3 yaşındaki bir çocuğa, neden parka gidemeyeceğini anlatırken kullanacağımız dil ile 13 yaşındaki çocuğa okula gitmemesine dair sebepleri anlatırken kullanacağımız dil arasında farklılıklar olacaktır. Unutmayalım 18 yaşına kadar her birey çocuktur. Ve çocukların yaşlarından fazla duygusal yükle, beklentiyle, söylemle karşılaşmaları onları duygusal olarak olumsuz etkileyebilir.
Anne babalar hep böyle haberleri veya durumları nasıl anlatacaklarını uzmanlara sorarlar, oysa ki bunun bir reçetesi olmadığı gibi aslında kendi çocuklarıyla nasıl konuşacaklarını en iyi kendileri bilebilirler. Onun dilini, gelişimini, neyin ona fazla neyin eksik geleceğini tahmin edebilirler. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuğa “parka gitmiyoruz çünkü gidersek ölürüz” demeyeceğini bilir anne, baba. Böyle sarsıcı ifadeleri ne onlara durum izah edilirken, ne de durum hakkında evde yetişkinler konuşurken kullanılmalıdır. Şöyle bir ifadeyi çocuklarının yaş ve gelişim düzeyine, karakterlerine uygun biçime getirip aktarabilir anne, baba. Örneğin: “Şimdi eğer dışarı çıkarsak bizler hasta olabiliriz, çünkü insanlardan bulaşan bir geçici hastalık var bu aylarda dışarda, biz de hem senin hem kendimizin sağlığını korumak istiyoruz, bu yüzden doktorlar bize evde kalıp sağlığımızı korumamızı söylüyorlar. Hem de ellerimizi sabunlamamızı, başkalarıyla yakın olmamamızı istiyorlar. Böylece sağlığımızı koruyabiliriz. Ve bu süre geçtiğinde yeniden önceden yaptığımız şeyleri yapabileceğiz. Bu süre içinde evimizde olup, daha önce evde yapamadığımız şeyleri yapmayı deneyimleyeceğiz.”

Açıklamalarımız net ve gerçek olmalı

Böyle basit bir açıklamayı odak noktasına koyarsak, çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre önlemleri veya hastalığın etkilerini daha geniş de anlatabiliriz. Veya biraz fazla detay verebiliriz. Bu tip bir açıklamayı takiben çocuk daha fazla öğrenmek isterse soru soracaktır. Sormazsa ve yeterli geliyorsa burda bırakılabilir. Sorarsa da yine gelişim düzeyine uygun şekilde, yalan olmayan, korkutucu olmayan, durumu aşırı küçültmeyen ve aşırı büyütmeyen ederi kadar, net ve gerçek bir açıklama yapmalıyız.

Dışarı çıkmak isteyen çocukları için bu zor bir dönem elbette. Her gün parka giden, okula veya arkadaşlarıyla buluşmaya giden oyun oynamak isteyen çocuklar için durumu kabullenmek bizden daha zor. Ama ebeveynin net, kararlı ve sakin olması gerekiyor.

Ona sıkıldığı için kızmak, evden çıkmak isteyişine fazla duygusal cevaplar vermek, anlayış göstermediği için yüklenmek, sadece durumu uzun vadede daha da kötüleştirecektir. Stres düzeyi yükselmiş anne-babalar için zor olsa da sakin kalmaya gayret etmeleri onun duygularını anlamaya çalışmaları iyi bir eşlik olabilir.
Anne ve babaların ne söylediğinden çok nasıl söylediği kısmı çocuklar için daha önemlidir. Korkarak, yüksek bir kaygıyla, umutsuzluk veya çaresizlikle söylenmesi çocuklarda benzer duyguların uyanmasına sebep olacaktır. Yine fazla kaygısız veya durumu olduğundan daha hafife alan bir yaklaşım da çocukların bu kurallara uymasını zorlaştırabilir.
Genellikle çocuklara sağlık ve güvenlikle ilgili kararların anne-baba veya bakım verenler tarafından alınacağının söylenmesi zor durumlarda işi kolaylaştıran bir genel ifade olabiliyor. “Sen yetişkin olana kadar senin fiziksel ve ruhsal sağlığını etkileyen veya güvenliğinle ilgili kararları ben alacağım. Elbette bazılarını tartışabiliriz ama bu konuda son kararı ben verebileceğim” gibi bir yaklaşım çocukların kendilerini bu konularda korunmuş hissetmelerine yol açacağı gibi bir yandan da bir çok tartışmanın önünü kapatacaktır. Kendi ebeveynlik pratiğimde kullandığım, oğlumla ilişkimi kolaylaştıran bir yaklaşım olduğu için tavsiye edebilirim.

Çocuğa yönelik şiddetteki artışa dikkat

Tüm dünyayı saran salgının çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri nelerdir?
Çocuklar da yetişkinler gibi yeni durumlara adapte olmaya çalışırlar. Hatta bir çok durumda yetişkinlerden farklı olarak daha iyi adapte olduklarını gözlemleriz. Böylesi bir salgını daha önce yaşamadığımız ve etkilerini daha önce gözlemlemediğimiz için kesin etkileri üzerine konuşmak gerçekçi olmaz. Belki salgının genel bilinirliği genç ve çocuklara fazla etkisinin olmaması olduğundan ailelerin çocuklar için yüksek endişe düzeyleri göstermemeleri, olası başka bir durumdan daha az olumsuz etki bırakacağını bize söyleyebilir. Ancak yine de gelişim çağına göre etki düzeyleri ve etkilenme biçimleri değişecektir. Anne ve babası aşırı panik halde, yüksek kaygılı davranan çocukların kaygıya dair bir etkilenme olasılığından bahsetmek mümkün olabilir. Aynı şekilde evdeki hava daha çaresiz, umutsuz, depresif olduğunda çocuklar da yine böyle duygulara yakınlaşabileceklerdir. Bazen de çocuklar evdeki olumsuz duygusal etkiyi kompanse edebilmek adına fazla iyi, neşeli, oyalayıcı, enerjik olabilirler. Sanki ebeveyni duygusal olarak ayakta tutmak için çaba gösterirler. Bu çocuklara fazla yüktür, ebeveynin dikkat etmesi gerekir.
Bu süreç aşırı korkuları olan, kaygı problemleri olam, davranış problemleri olan çocuklar için durumu daha kötüleştirebilir. sürekli evde olmak, sosyalleşememek, terapisi varsa ona gidememek çocuğu da aileyi de sıkıştırabilir. Aile ile ilgili sorunları olan çocuklarda da durum daha kötüleşebilir. Ailelerin online psikoterapi desteği almasının mümkün olabileceğini hatırlatalım. Ancak bir çok ailede de bir arada olmak, ailece zaman geçirmek, yeniden birbirini tanımak, çocukların gelişimini görmek, duyguların ısınması bakımından daha iyi sonuçlar verebileceğini de öngörebiliyorum. Bu sürecin en belirgin kalıcı hasarı kaygı ve korkularla ilgili olabilecektir.

Önemli bir konu da, şiddet eğilimi olan ailelerde durumun çocuklar açısından daha riskli olacağıdır. Böyle durumlarda aileyi gözlemleyen kişilerin veya ebeveynin yardım istemesi gerektiğini hatırlatalım. Hiç bir çocuk psikolojik veya fiziksel şiddeti ve istismar ve duygusal ihmali hak etmez.

Yaşadığımız koronavirüs pandemisi günlerinde çocukların psikolojilerini korumak için neler yapabiliriz?
Korumak için yapılabileceklerin başında salgınla ilgili yoğun haber trafiğinden onları uzak tutmak, hatta özellikle okul öncesi grubu ve 13 yaş altı çocukları haber bültenlerinden korumak çok iyi olur. Kişsel fikrim insanların kendilerini de ve yaşları kaç olursa olsun çocuklarını da, genel olarak televizyondan yayınlanan bir çok şeyden uzak tutmaları yönünde, başta haber bültenleri olmak üzere. Televizyon bir şey izlemek için açılır ve kapatılabilir.
Eğer çocuklar bir şekilde haberlerde geçen fazla korkutucu ve kaygı uyandırıcı bir içerikle karşılaştılar ve bunu dile getirdilerse, endişe etmemeli bunu konuşmanın onlar için iyi olacağını düşünmelidir. Anne babalar veya bakım verenler çocukların maruz kaldığı yaşlarına uygun olmayan içerikler için her zaman üzerine konuşmayı, ama meseleyi sakince ele almayı gerçekleştirmeliler. Onun ne gördüğünü duymayı, ne düşündüğünü ve ne hissettiğini duymayı bir sağaltım olarak düşünebilirler.
Evde kalan çocuklar için oyunlar icat etmek veya onlara süper kaliteli zaman geçirtmek endişesi anne baba için zorlayıcı ve uzun vadede tüketici olabilir. Çocuklarına karşı bir yük yüklenmiş gibi hissedebilir ve kimi zaman tükendiklerinde bunu çocuklarına yansıtabilirler. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım. Çocukların kendi başlarına evlerinde vakit geçirmeyi deneyimlemeleri, kendi yaratıcılıklarını ortaya çıkarmalarını mümkün kılar.
Yine de yaşları küçüldükçe çocuklar daha fazla rutin bir yaşama ihtiyaç duyarlar. Bu yeni durumun kendi içinde bir rutin yaşam organize ederse anne, babalar o halde işler daha kolaylaşır. Çocuklar da kendilerini daha güvende hissedebilirler.
Bir önemli koruma yolu da çocuklarla sohbet etme anları yaratmak olabilir. Bazı çocuklarla direkt konuşmak zor olduğundan belki bir kitap okurken, belki bir kutu oyunu oynarken, belki resim çizerken sohbet etmek, uyku öncesi sohbeti etmek, onların günlük yaşama dair stresleriyle baş etmelerini kolaylaştırabilir.
Çocukların arkadaşlarıyla online görüşmelerini sağlamak da önemli bir destek olabilir. Teknolojik imkanlar uzaktan sosyalleşmemizi sağlıyor. Çocuklar için de bu zaten kaçınılmaz bir gelecek. Zaten bir çoğu arkadaşlarıyla hep birlikte sohbet halinde olabiliyor. Yaşına göre bir ebeveyn denetimiyle veya özdenetimle buna izin vermekte fayda var. Çok küçük çocukların ve ya okul öncesi çocukların da ebeveynlerinin eşliğiyle birbirlerini görmeleri onlara iyi gelecektir. Herkes iyi ve evinde, aynı bizim gibi. Korkacak bir şey yok.
Ebeveynin kendi kaygılarından da kısaca ve gerçekçi bir yerden söz etmesi çocukların da konuşmasını ve duygularını farketmesini ve açmasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, “Ben de bu süre ne kadar sürecek bilmiyorum, eskiden yaptığım şeyleri yapmayı özledim. Bir an önce bitsin istiyorum. Ama sağlığımız herseyden önemli. Bazen sıkılıyorum, sonra bu zamanın geçeceğini hatırlıyorum. Evde yapmaktan hoşlandığım şeyler buluyorum. Vaktimi iyi geçirmeye çalışıyorum. Ama nasıl olsa bu süre uzun da olsa bitecek, yine parka gideceksin, okula gideceksin, tatile gideceğiz. İstersen birlikte hayal kuralım, veya hayalimizin resimlerini çizelim. Sen neler düşündün?”

Kaygı ile baş etmede ebeveynlerin çocuklarıyla uygulayabileceği farkındalık egzersizleri var mı? Varsa neler olduğundan bahseder misiniz?
Meditasyonu çocuklarımıza da öğretebiliriz. Sessizce oturup hareket etmemek ve derin ve ferah nefesler almayı, sonrasında da sadece zihnine gelen şeyleri farketmelerini ve onlar müdahale etmeden önlerinden geçip gitmelerini izlemeleri talimatıyla birlikte yapılabilir. Burada süre yaşlarına göre kısa tutulmalıdır. Çocukların hareketsiz kalma ve dikkat süresi daha kısadır. Birlikte yoga yapmayı da önerebilirim. Bazı temel yoga hareketlerini ebeveyniyle birlikte yapabilir çocuklar. Hem eğlenceli hem de rahatlatıcı olabilir.

Anne ve babalara yönelik gerginlikle başa çıkmada uygulanabilecek egzersizler neler?
Hem yaşanan sürecin belirsizliği, hem kaygılarımız, hem de yaşamımıza eklenen kısıtlılıklarımız çokça gerginliğe, farkında olmadığımız kadar stres yüklenmemize sebep oluyor. Bu günlük yüklendiğimiz stres ve gerginlikle baş etmenin ilk yolu, stresi arttıran bazı erteleyebileceğimiz meseleleri ertelemek, yani stres faktörünü ortadan geçici bir süre için olsa da kaldırmak olacak. Örneğin aile içinde bir çözülmemiş mesele varsa, yıllardır çözülmemiş konuyu bu günlerde çözmeye çalışmak veya gündem yapmak durumu çok zorlaştırabilir.
Gerginlikle baş etmek için önemli bir karar, bu dönemi en verimli şekilde geçirmeye çalışmamak olabilir, çünkü bu büyük bir basınç yaratabilir. Daha ziyade sorumluluklarımızdan kalan zamanı olabildiğince bize iyi gelenlere ayırmamızda fayda var.

Gerginlikle baş etmek için benim bildiğim ve önerdiğim en iyi zihinsel egzersiz meditasyon. Yani aslında bu anda kalabilmek, zihinsel, fiziksel olarak durmak, zihinsel olarak yavaşlamak ve farkındalığın artması anları.

Farkındalığımızın artmasıyla birlikte aslında aklımızdan geçen düşünceleri görmek, duygularımızı (özellikle bu dönemde karışık olan duygularımızı) ayırd etmek mümkün olabilir. Ayrıca yoga uygulamaları yoluyla hem beden hem de fiziksel bir dinginlik sağlamaları mümkün. Hiç yapmamış kişilerin başlangıç seviyesinden başlaması önemli.

Uzmanlar tarafından herkesin evde kalması öneriliyor. Peki bu dönemde ev içinde çocukların aileleriyle kaliteli zaman geçirmesi için neler öneriyorsunuz?
Kaliteli zaman geçirmek güzel bir hedef, ama biraz klişe oldu ve belki de biraz yanlış anlaşıldığı için içeriği büyütüldü, anlamını kaybetme riski taşımaya başladı. Ben kaliteli zamandan aslında ebeveyn ile çocuğun/çocukların birlikte etkileşim içinde olabileceği, beraberce geçirilen herhangi bir zamanı kastediyorum. Yemek masası hazırlamak da olabilir, izlenen film hakkında konuşmak da olabilir. Birlikte aynı odada ayrı kitaplar okumak da olabilir, evdeki artık malzemeden bir şeyler yaratmak da olabilir. O sırada ikisinin de anda olduğu herhangi bir paylaşım olabilir bu. Ne çok pahalı aktiviteler ne de planlı özenli ve yorucu etkinlikler gerekiyor. Bir anne veya babaya çocuğuyla neler yapması gerektiğini anlatmanın veya ebeveynin bunu bir uzmandan beklemesinin biraz tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Anne veya baba çocuğuyla hiç etkileşim mi kurmadı, hiç oyun mu oynamadı, hiç sohbet mi etmedi acaba? Neden bunu bir başkasına sorar? Elbette akla gelmeyen ve hem ilişkiye iyi gelecek hem de çocuğun gelişimini destekleyecek etkinlikler bildirebilir uzmanlar. Ancak bu etkinlikler hiç oyun oynanmamış bir çocukla bir yaştan sonra aniden yapılabilecek şeyler olmaz. Çocuğumuzla iletişim ve etkileşim içinde olmayı, onlardan haberdar olmayı, duygularını görmeyi birilerinden öğrenmeyelim dilerim. Buna istekli ve meraklı olalım, zira çocuk yapmak çoğumuzun istediği ve planlı bir şey olduğundan onunla iletişim de doğalından gelebilir. Bazı özel durumlarda ise uzmandan iletişim ve etkileşim için destek istenebilir.

Uzaktan eğitime geçildiği için çocukların teknoloji ile çok fazla zaman geçirmesi muhtemel. Bu süreçte uygun teknoloji kullanımı ve teknoloji bağımlılığının gelişmemesi için aileler nasıl bir yol izlemeli?
Çocuklar online eğitimlerden ötürü bilgisayar, televizyon ve tabletle daha fazla haşır neşirler. Ancak bu süreçte okulla ilgili bir aktivite yapıldığı için bunu teknolojik aletlerin çocuklara verdiği zarar gibi bir yerden ele almamakta fayda var. Okul zamanı bittiğinde çocukların serbest zamanları içinde onlara yaşları doğrultusunda içerik ve süre olarak ne kadar izin veriliyorsa yine buna hakları var. Belki bu dönemde dışarıya çıkamamanın verdiği zorlanmayla birlikte çocuklara biraz fazladan zaman bile verilebilir. Neticede olağanüstü zamanlardan geçiyoruz. Çocuk ve aile için yeterince stres varken bir de böyle bir tartışmanın gün boyu devam etmesindense aile büyüklerinin yine yeni bir çerçeve çizerek bunu çocukla konuşmasında ve kararlılığa devam edilmesinde fayda var. “Normalde tabletten belirlediğimiz oyunları oynaman için bir saat (örnektir) süren oluyordu, ama bu günlerde yaşadığımız durum sebebiyle dışarı çıkamıyoruz, arkadaşlarımızla görüşemiyoruz. Bu sebeplerle üstüste olmayacak şekilde sana bir saat (örnektir) daha izin veriyorum. Bu dönem bitene dek bu iznini kullanabilirsin.” Bunun dışındaki zamanlarda çocuğa ev işlerinde sorumluluk verilmesi, gününü istediği gibi planlaması için ona destek olunması, destek istemesi durumunda çeşitli önerilerde bulunulması, geniş vaktini geçirmesi için ona yardımcı olunabilir.

Özel gereksinimi olan çocukların bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatması için neler yapılmalı?
Özel gereksinimli çocukların ve ailelerin bu dönemde daha fazla zorlandığını tahmin ediyoruz. Rutinlere daha çok ihtiyaçları olmasına rağmen bunun bozulmuş olması, özel eğitim süreçlerinin aksaması, sokağa çıkamamaları, enerjilerinin tümüyle evde yaşamaları aileyi zorlayacaktır. Onlar için, evde ailenin geri kalanının yaşadığı stres ve kaygı miktarının daha az olmasında fayda vardır. Evdeki gerginlikler onları daha da zorlayacaktır. Onları rahatlatan müziklerin evde çalınıyor olması, sevdikleri aktiviteler için mutlaka zaman ayırılması (örneğin resim yapmak, hamur veya kille oynamak, spor yapmak), az da olsa sorumluluk verilmesi, veya sevdikleri filimleri, animasyonları aileleri ile birlikte izlemelerine destek olunması faydalı olabilir. Özel eğitim alan çocukların terapistleriyle veya fizyoterapistleriyle irtibatta kalmak, onlardan zamanlarını nasıl geçirecekleri konusunda destek ve öneri istemek, özel eğitim süreçlerinin gerilememesi ve aksamaması için neler yapılabileceğini sormak da aileyi bir ölçüde rahatlatabilir. banyo, masaj, su ile oynamak, hamur, resim, kum gibi rahatlatıcı şeylerle ilgilenmesine destek olunabilir.

Yaşanılan bu süreçte ebeveynler ne zaman çocuk ve ergen psikiyatrisine başvurmalı?
Çocuk ve ergenlerde önceki zamanlardan belirgin bir şekilde farklı olarak korkuların görülmesi, kabuslar, uyku ve iştah problemlerinin gözlenmesi, kendilerini odalarında her zamankinden aşırı bir biçimde izole etmeleri, sessizleşmeleri, içe kapanmaları, veya çok hırçınlaşmaları, fazlaca veya sık sık öfkelenmeleri, davranış bozuklukları göstermeleri (alt ıslatma, tırnak yeme, zarar verme..), yani olağanın dışında bir şeyler olması bizim için bir uyarı olabilir. Ancak bir süre gözlemek ve ebeveynin değerlendirmesi de bir ölçüde anlamlıdır. Çünkü bu yaşanan sürecin olağan olmadığını, olağan üstü bir süreçten geçtiğimizi düşünürsek, buna uyum sağlarken çocukların da yetişkinlerin de göstereceği bir çok reaksiyon normal kabul edilebilir. Ancak devam eden ve şiddeti artan durumlarda yardım almayı düşünmek gerekir. Yardımlar son haftalarda online olarak yapılabiliyor. Görüntülü görüşme ve seanslar hem psikiyatristlerin hem de psikologların ve aile terapistlerinin kullandığı bir yöntem oldu.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Uçaktaki maskelere dair uyarı burada geçerli. Anne babalar önce kendilerine maske takacaklar ki çocuklarını da bu tünelden geçerken tutabilsinler. Kendilerine iyi bakacaklar, iyi gelen şeyleri az da olsa yaşamlarına koyacaklar, zorlandıklarında çevrelerinden yardım isteyecekler, eşler birbirlerine karşı bir psikolojik dayanışma gösterecekler. Böylece çocuklara destek vermek mümkün olur. Elbette bunun karşılıklı bir tarafı da var. Çocukların ebeveyne iyi geldiği gerçeğini, umut verdiği gerçeğini de hatırlamak gerekir. Sorumluluk insanı ayakta tutan şeydir. Onların da bizim geçirdiğimiz zor döneme katkılarının olabileceğinin bilincinde olmaları önemlidir.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × 2 =