Türk çocukların Malefiz ile imtihanı

Merhaba…

Yıllarca sizlere Posta Gazetesi’nin “Dikkat Çocuk Var” köşesinden seslendim. Hem benim ikizlerle hikayemi hem de yapılan araştırmaları, benim gibi meraklı tüm annelerle paylaştım. Gönül isterdi ki, gazeteler tekelleşmesin, dergiler daha çok okuyucuya ulaşsın ve aileler okumaya daha meraklı olsun… Bizim nesil hala bu konuda direniyor elbette. Sevdiği yazarları nereye geçerse geçsin takip etmeye ve okumaya devam ediyor.

Bu vesileyle, içinde bulunmaktan ve bir parçası olmaktan mutlu olduğum bu şahane dergide, ayda bir sizlere yine “Dikkat Çocuk Var!” demeye devam edeceğimi sevinçle bildiririm. Ne yalan söyleyeyim, yazmayı, hele hele çocuklarla ilgili yazmayı çok özlemişim. Bu ilk yazıyla hepinize bir “Merhaba” demek isterim.

+13 KARARI KİME GÖRE, NEYE GÖRE?

Serinin ilk bölümünü kızlarımla birlikte keyifle izlediğimiz Malefiz’in duyduk ki ikinci bölümü gelmiş. Tabii evde bir bayram havası. O hafta sonu programızı yaptık, anne & kız günü sinemaya gidilecek ve keyifle Malefiz: Kötülüğün Gücü izlenecekti. Fakat o da ne! Film için +13 yaş sınırlaması getirmesinler mi! Çocukları sinemaya almasınlar mı! İnanın kızlardan daha çok ben hayal kırıklığına uğradım.

Kime göre, neye göre bu karar verilmiş? Kanada’da yaşayan arkadaşım Selin, 10 ve 8.5 yaşındaki kızlarıyla bir hafta önce filmi sinemada izlemişken bizde nasıl olur da bu film 13 yaş sınırına takılabiliyordu? Türk çocukları daha mı hassas? Travmaya daha mı açık?

Ülkede onca çocuk tacizi yaşanırken, tacizciler elini kolunu sallayarak dolaşırken, 12 yaşında çocuk gelinler alınıp verilirken, çocukların gözleri önünde anneleri katledilirken, biz kalkmış Malefiz denen masal filmine 13 yaş sınırı koyuyoruz, öyle mi! Biz, çocuklarımızın neden korkacağını, neden etkileneceğini bilemeyecek kadar alakasız ebeveynler miyiz? Ben ve benim gibi düşünen annelere bir açıklama borcunuz var.

AŞI MEVZUSUNA BAKIŞ AÇIM…

Gözler küçülmüş, sesi değişmiş, hafif bir ateş başlamış, eh biraz da huysuzluk var, dedim ki gribal bir durum başlıyor. Hemen ilaca sarılan annelerden olmadığım için, biraz vitamin takviyesi, bitki çayıyla Derin’in gidişatını gözlemeye başladım. Akşama doğru zavallı bebeğimin ellerinde, ayaklarında ve vücudunda kaşıntılı kabarcıklar çıkmaya başlayınca, bende ampul yandı; su çiçeği! Belirtilerden emin olmak için internette ufak bir turladım, evet belirtiler tipikti. Kaşınmasını önlemek için kaşıntı giderici jellerle o geceyi atlattık. Ertesi sabah elbette ikizi Mavi’de de belirtiler başladığında, biz hastaneye varmıştık bile.

Kızları muayene eden doktor, şüphelerimi onayladı. Kızlar, su çiçeği olmuşlardı fakat erken dönem yapılan aşılardan dolayı hastalığı en hafif şiddette atlatmaktaydılar. “Pekii” dedim, “Bizim zamanımızda geçirdiğimiz su çiçeği neden çok şiddetli ve ızdıraplıydı?”, “Çünkü “ dedi doktor: “Bizim zamanımızda su çiçeği aşısı yoktu. Şimdi yapılan aşılar, çocukları yüzde 80 oranında koruyor. Böylece hastalık çok daha hafif atlatılıyor.”

2016 yılında UNICEF ile birlikte gittiğim Kenya geldi aklıma. Yüzlerce çocuğa aşı götürüp, pek çoğunu kurtaran aşıyı dağıtmıştık UNICEF’le birlikte. Kenya’daki bebekler, hastalıktan telef oluyorlardı ve o manzara ömrüm boyunca hafızamdan silinmeyecek. Elbette kendimizi Kenya’yla kıyaslamayalım ama eğri oturup doğru konuşalım; bu kadar çok göç alan bir ülkede, hala aşının gereksiz olduğunu düşünen varsa, bir kere daha etrafına bakmasını öneririm.

Çocuğunu Amerika’da doğurmuş bir annenin, yıllar sonra vatana dönünce oğlu tüm hastalıklara maruz kaldığında aşı yaptırmadığı için duyduğu pişmanlığı ben bilirim ya da oğlunu Türkiye’de doğurup daha sonra Avustralya’ya yerleşen annenin geçirdiği boğmacada, ilk yaptığı şeyin Türk doktorunu arayıp oğluna aşı yapılıp yapılmadığını can havliyle sorduğuna da şahit oldum.

Demek ki neymiş, aşının gerekli olup olmadığını anlamak için yaşadığın coğrafyaya bir bakmak gerekirmiş.

*Yazı ebeveynus dergisinin Kasım 2019 sayısından alınmıştır. Dergi aboneliği için lütfen tıklayınız.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen − five =