Okul dediğin V – Terbiyeli Çocuk – Eğitimli Çocuk

Derste canı sıkılmış bir çocuk var. Başının üzerinde bir yağmur bulutu çizilmiş.

Bir başka gün, bu defa akşamüzeri sokağa çıkalım ve okuldan dönen liselilerin durumunu gözlerimizle görmeye birkaç dakikamızı ayıralım. Aynı yaşlarda bir çocuk sahibiyseniz, emin olun o birkaç dakikayı daha verimli değerlendireceğiniz başka bir faaliyet yoktur.

Servis ara sokaklara girmiş. Aracın penceresi aralanıyor ve dışarı bir içecek kutusu ya da kâğıt mendil fırlatılıyor. Ne düşünürsünüz bu manzara karşısında? “Eh, genç adamlar. Olacak o kadar” der misiniz? Umarım demiyorsunuzdur. Servis aracının bir yerlerine yazılmış anlı şanlı okul adına bakıp “bu okulda çevreye saygı, temizlik gibi şeyler öğretilmiyor” demeyin. Çevreye saygı veya hijyen okulda öğrenilecek bir şey değildir. Annesi ya da babası özel otomobillerinin penceresini açıp elindekini yola atmaktan çekinmeyen bir çocuğa, çevreye saygılı olmayı öğretebilecek bir okul yoktur.
İlköğretim sınıf öğretmeni bir arkadaşımın sözleri geldi aklıma: “Biz koca bir dönem boyunca uğraşıp didiniyoruz, yarıyıl tatili dönüşünde tüm çabalarımız havaya uçuyor. Çocuklar, kazandırmaya çalıştığımız tüm davranışları unutmuş bir halde dönüyorlar tatilden. Daha ilk teneffüsün sonunda sınıf çöplüğe dönüyor.”
Eskiden “aile terbiyesi” denen bir kavram vardı. O zamanlar aileler çocukların “âdabı muaşerete” yani görgü kurallarına uygun davranışlar sergilemesine büyük özen gösterirdi. Günümüzde artık anne babaların bunları çocuklarına öğretecek vakti yok maalesef. Herkes çok meşgul ve her şey okuldan bekleniyor. Ne var ki temiz, düzenli, saygılı ve terbiyeli bir çocuk yetiştirmek sadece okuldaki eğitimle mümkün olamaz. Okul tüm önemine rağmen, eğitim ortamının sadece bir parçasıdır.
Temizlik ve çevre bilinci aile terbiyesiyle edinilecek davranışlardan sadece biri. Peki ya yeme alışkanlığı? Kuzenlerimden birinin 2–3 yaşlarındayken yemek yememek gibi bir sorunu var¬dı. Çocuğu beslemek neredeyse bir aile melesine dönüşmüş, de¬nenmedik yöntem kalmamıştı. Oğlan mama kabını görür görmez canhıraş bir şekilde ağlamaya başlıyor, ağzına sokulan her kaşığı ya geri püskürtüyor ya da yedikten birkaç dakika sonra çıkarıyordu. Yengem artık sinir krizleri geçirmeye başlamıştı. Durumu çocuk doktoruna anlattılar. Doktor, mamayla birlikte muayenehanesine gelmelerini istedi. Bu olay 1970’lerin ortalarında geçiyor ve o zamanlar şimdiki gibi türlü, türlü hazır mama bulunamıyor piyasada. Yani her anne çocuğunu evde hazırladığı mamalarla besliyor.
Doktor çocuğu iyice bir muayene etmiş ve kilosunu düşük bulmuş. Annesi yememek için nasıl direndiğini, ateşlenecek kadar ağladığını anlatınca doktor mamayı görmek istemiş. Kadıncağız ilk kez anne olmanın verdiği acemilikten veya ‘çocuğumu besleyemeyeceğim’ gibi bir dürtüyle olsa gerek, akıllara ziyan bir mama hazırlamaktaymış. Karışımda neler yok ki: Et suyu, pey¬nir, muz, bisküvi, süt, bal, havuç, elma… Yiyebilene aşk olsun! Doktor mamadan bir kaşık alıp annenin tatmasını istemiş. Aynen çocuğun yaptığı gibi yüzünü buruşturup ağzındakini hemen men¬diline tükürüverince doktor, “kendin yiyemediğin şeyi küçücük çocuğun yemesini nasıl bekliyorsun?” diye soruvermiş. Yengem o günden sonra daha bilinçli hazırladı kuzenimin mamalarını ve çocuğun yeme sorunu yavaş, yavaş çözüldü. Şimdi son derece sağlıklı, yetişkin bir adam. Yetersiz beslenmenin doğurabileceği olumsuzluklar yanından bile geçmedi neyse ki. Demek ki iyi niyetlerle de büyük hatalar yapılabiliyor maalesef…
Çocuğunuza, onun terbiyesine yeterince zaman ayıramadığınızı düşünüyorsanız, en azından onunla birlikteyken davranışlarınızın çocuk için model teşkil ettiğini aklınızdan çıkarmayın. Sadece iyi niyetli olmak yetmez. Onunla birlikteyken yaptığınız her şey, sarf ettiğiniz her söz kayda geçmektedir. Çocukluğun tüm hayalperestliğine, ergenliğin tüm isyanına rağmen çocuk dünyasının en değerli varlığı sizsiniz. O herkesten çok sizin davranışlarınızı taklit eder. Herkesten çok sizin sözlerinizi dinler. Siz farkına varsanız da, varmasanız da…
Bazı anne – babalardan işittiğim “hocanım, bizi dinlemiyor, bir de siz konuşsanız” ricası hatalı bir yaklaşımdır. Haftada iki – üç ders saati gördüğü bir öğretmenine ancak saygı, sevgi duyabilir, onun otoritesi karşısında boyun eğebilir çocuk. Ama sözünü dinlemez. Sadece öğretmeninin yanındayken kendisine söylendiği biçimde davranır. Ama ya yalnızken? Tekrar etmekte fayda görüyorum: Çocuğunuz, öyle değilmiş gibi görünse de herkesten çok sizin sözünüzü dinler. Özetle eğitim yalnız okulun, terbiye ise aile – okul ikilisinin işidir. Çocuğunuzun hem eğitimli hem de terbiyeli bir yetişkin olabilmesi için size de önemli görevler düşmektedir.
Neyse. Şimdilik dikkatimizi velinin sorumluklularından ziyade haklarına yöneltelim. Nasılsa yeri geldikçe velinin haklarına olduğu kadar sorumluluklarına da değineceğiz.
Veli olarak çocuğunuzun eğitiminin tüm yükünü ve ağırlığını siz taşıyorsunuz. Evladınıza nasihat ederken söylediğiniz “senin tek görevin ders çalışmak” sözü tümüyle boş laf değil. Her ne kadar bana aykırı ve ayıp gelse de, eğitim sonunda bir alış – veriş biçimi ve siz, alıcı konumunda bulunmanızdan dolayı bir takım haklara sahipsiniz. Haklarınızı bilmeniz, yerinde ve zamanında
savunmanız, eğitimin hangi aşamalarına ne kadar karışabileceğinizi, hatta karışmanız gerekecek noktaları belirleyebilmeniz, çocuğunuzun eğitim sürecinde yaşamsal önem taşımaktadır.
Bu noktaya kadar anlattıklarımızı özetlemek gerekirse,
Genel davranışlarla ilgili eğitimi okuldan ziyade aile verir. Buna terbiye denir. Ailede öğretilenler okul eğitimi ile desteklen¬diğinde ortaya uygun bir eğitim ortamı çıkacak, öğrenci başarılı, mutlu ve topluma uyumlu olacaktır.
• Eğitim yalnız okulun, terbiye ise aile – okul ikilisinin işidir. Çocuğunuza belli başlı davranışları kazandırmak ve hem eğitimli hem de terbiyeli bir genç yetiştirmek için tek yapmanız gereken bir arada bulunduğunuz zaman ona örnek olduğunuzu, her davra¬nışınızın ve sözünüzün çocuğunuz tarafından taklit edilmek üze¬re kaydedildiğini aklınızdan çıkarmamanız. Unutmayın ki sadece iyi niyetle hareket etmek sizi hata yapmaktan kurtarmayabilir.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 4 =