Kim bilir belki de torun, dedenin ölümsüzlüğüdür!

Senih Özay, torunu Leo ile birlikte yine bir şeyler öğrenirken...

Yaşanılan zorluklar ve çekilen acılar ise yaşamı, değerini, anlamını derinleştiren birer duraktır belki de. Bu yolculukta yalnız yol almak istemez insan. Bir yol arkadaşı, yuvası olsun ister. Dünyaya bir iz bırakmak ister. Çocuklar ve onların çocukları…

Çocuklarımız hayata dair ilk gerçek tecrübemizdir belki de. Onlar iyi olsun isteriz. Onlara hayatı anlatmak, hayatı öğretmek, yaşam ne getirirse getirsin savrulmamalarını sağlamak, mutlu ve güvende olduklarını görmek isteriz. İsteriz, isteriz de… Peki biz ne kadar biliyoruzdur yaşamı, savrulmamayı… Çoğu zaman belki beraber öğreniriz çoğu şeyi. İşte tam da bu yüzdendir ki eksik kalır bazı şeyler bazen. Tam da bundan olacak belki… Torunumuz olsun isteriz. Canımızın canı, parçamızın parçası olsun isteriz. Torun aslında yaşanılamayandır. Yaşam yolculuğunda son limana demir atma vakti tam da yaklaşmışken bu yolculuktan çekip gitmeden yaşama çelme takmaktır. “Tecrübesizliğimden yararlandın ey hayat ama bak bunları yapmama engel olamıyorsun” diye bir isyan, bir haykırıştır. Hep merak edilir ya torun niye bu kadar kıymetlidir, neden insanın kendi çocuğundan daha kıymetli gibidir diye, işte tam da bu yüzdendir. İnsanın çocuğu ile yaşadığı kuşak çatışması sanki dede-torun ilişkisinde yok gibidir. Bunun yerini anlaşılmaz bir uyum alır. Evladı koruma içgüdüsü ile yapılamayan, eksik kalan, söylenilemeyen ne varsa tamamlama ve haykırma zamanıdır. İnsan evladına neleri vermek istemez, dünyaları önüne sermek ister. Ama veremez bazen. İşte torun evlada verilmek isteyip de verilemeyen ne varsa vermektir. Belki de çocuğa verilemeyen sevginin iç hesaplaşmasıdır çaktırmadan yapılan. Ya da ne bileyim çocuğunun uğradığını düşündüğün haksızlığın giderilmesidir. Gizliden bir defter kapatmadır. Yarım kalan ne varsa tamamlarsınız azar azar. Yaşamın özetini sunabileceğiniz, buralardan çekip gitmeden yaşamınızın özetini tekrarlama fırsatı bulduğunuz hem de yarım kalanları tamamlamayabileceğiniz bir armağandır size torun. Ona bildiğiniz ne varsa öğretirken siz de öğrenirsiniz. Ona gülmeyi öğretirken sizin de içiniz güler, yeni öğrendiğiniz ne varsa ona anlatmak istersiniz o öğrendikçe siz de öğrenirsiniz çünkü gizlice. Siz onun için ayaklı bir kütüphanesinizdir. İçinde gizli ya da açık binlerce hikaye olan bir kütüphane. Bu kütüphaneyi ona açarken “Hayatım bu evlat” dersiniz, yaşanılanlar kalsın silinmesin, bir anlamı olsun izi kalsın istersiniz aslında. Ne söylerse söylesin, ne yaparsa yapsın sabırla dinlerken hayatta sabrınızı sınayan ne varsa, ne yaşanmışsa ona meydan okursunuz belki de. “Ben kendimi çok yordum hayat, biraz da sen yor” dersiniz hayata haykırarak.
Yaşamdan çekip gitmenin çok adil olmadığını düşünmüşümdür hep. Çok acımasızca bulmuşumdur. Yaşanan onca şey; acı, sevinç, mutluluk ne varsa boşa mıdır yani. Verilen emek, yaşama karşı verdiğin mücadele, üretilen-tüketilen ne varsa yok olup gitmesi hiç adaletli gelmemiştir. Bir yaşamın yok olması sanki hiç yaşanmamış gibi olması içimi burkmuştur. İşte belki tam da bu yüzden torun kıymetlidir. Belki de torun bu adaleti sağlıyordur. “Ey yaşam! Ben de buradaydım. Çok şey yaşadım. Beni yok etmeyi başaramadın” diye hayata başkaldırmanın bir yoludur belki de. Kim bilir, belki torun dedenin ölümsüzlüğüdür…

Senih Özay
Avukat

* Ebeveynus’un notu: Türkiye’de çevre hareketi denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Senih Özay’ın satırları bizi zenginleştirdi. Onun torunları ile olan sevgi dolu ilişkisinden, Kuşaklar Arası Dayanışma Grubu’nun lokomotiflerinden biri olarak ortaya koyduğu performanstan ve şahane bakış açısından öğrenecek çok şeyimiz var. Torun sahibi olmanın nasıl bir şey olduğunu ondan dinlemenin ve zaman zaman sayfalarımıza konuk olmasının bizi ne kadar mutlu edeceğini söylediğimizde, tüm yüreğiyle aramızda oldu. Teşekkürlerimizi sunuyoruz… Umuyoruz ki sırada şahane video kayıtları var…

** Senih Özay, yukarıdaki fotoğrafta torunu Leo ile birlikte yine bir şeyler öğrenirken görülüyor…

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − four =