Beslenme hatalarının bedeli ağır

Çocukların beslenme süreçlerinde önemli olan; acıktığında bunu fark edip yiyebilecek, kendi damak zevkini ve alışkanlıklarını oluşturabilecek bir canlı olduğu gerçeği.

Anne babaların tamamen iyi niyetle, çocukları iyi beslensin diye başvurduğu kimi yolların bedeli ağır olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesinden Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuk gelişimine olumsuz etkide bulunan bu yöntemleri ve sonuçlarını anlattı.

Tüm ebeveynler için en önemli olan şey çocuklarının sağlıklı olması. Bunun için de beslenme ilk sırada yer alıyor. Oysa çocuğumuzu beslerken yaptığımız hataların bedeli ağır olabiliyor. Anne baba olarak çocuklarımızı beslerken sıklıkla yaptığımız hataları ve sonuçlarını sorduğumuz Acıbadem Fulya Hastanesinden Uzman Psikolog Sena Sivri, “Hatalı beslenme yöntemleri uzun vadede yeme bozukluklarının gelişimine zemin hazırlıyor. Örneğin tıkınırcasına yeme bozukluğunun gelişiminde çocukluk çağına dair beslenme hataları rol oynuyor” diyor.

Her anne babanın mükemmel ebeveyn olma isteğini hatırlatarak sözlerine başlayan Sivri, şöyle devam ediyor:

“Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması da en iyi anne baba olma yolundaki en rahat hareket alanı. Bu nedenle tamamen iyi niyetle, çocukları için en iyisini yapma düşüncesiyle takındıkları bazı tutumlar, çocuk yetiştirmede sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor ve çocuğun gelişim sürecine olumsuz etki yapabiliyor.”

Sivri, ebeveynus okurları için sıklıkla yapılan hataları aşağıdaki başlıklar halinde toplayarak çözüm önerilerini sunuyor:

Tablet karşısında yedirmek

Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuğun yemek hazırlama sürecine dahil edilmesini ve yaşına uygun olarak sofraya bir şeyler götürmesine, alışveriş listesine fikir önermesine izin verilmesini tavsiye ediyor.

Yemek yeme bilincinin gelişmesi ve çocuğun farkında, tat alarak yemek yemesi önemli. Televizyon, tablet karşısında masaya oturan çocuk, yemeği yediğinin farkında olmadan tüketiyor. Bu da uzun dönemde tepkisel yemek yeme davranışının artmasına sebep olacak ve sosyalliğinin gelişimine olumsuz etkide bulunacaktır.

Israrcı olmak

Çocukların da yetişkinler gibi kendilerne özel bir damak tadı vardır ve her yemeği sevmek zorunda değillerdir. Bu nedenle bu konuda ısrarcı olunması, genel olarak yemek yemeye yönelik tepkisellik ortaya çıkarabiliyor.

“Maymunluk” yapmak

Beslenme tüm insanlar için en temel ihtiyaçtır. Çocuklar da yetişkinler gibi acıktıklarında yemeli, sevdiği sevmediği besinleri ayırt edebilmelidir. Yemek yedirmek adına yapılan “maymunluk”lar, çocuk için beslenme sürecini anne babasının sınırlarını denediği ve onlara dair tüm konrolü ele geçirdiği bir alan haline getiriyor.

Gezdirerek yemek

Çokça karşılaştığımız, elinde tabak ve kaşıkla çocuğun peşinden koşarak yemek yedirmeye çalışma yaklaşımı yanlıştır. Çocuğun sofrada oturarak belli bir düzen içerisinde yemek yemeyi öğrenmesi gerekir. Bu yaklaşım çocuğun sınır algısının oluşmasını sağlıyor. Peşinden tabakla koşulduğu, aslında tüm kontrolün çocuğa verildiği durumlarda bu sınır algısı oluşmuyor.

Kendisinin yemesine izin vermemek

Çoğu kez zaman kazanmak ya da çocuğun tüm besini almasını sağlamak adına yapılan bu davranışsal hata, çocuğun ince motor becerilerini kazanmasını ertelemekte, aynı zamanda bireysellik ve özerklik gelişime ket vuruyor.

Büyük tabak, kaşık kullanmak

Büyük tabak, çatal, kaşık, kase kullanımı yetişkinler için bile normalde ihtiyaçlarından daha fazla gıda tüketmelerine sebep oluyor. Çocuklara büyük kaselerde yedirilmeye çalışılan yemekler de aslında çocukların ihtiyacından çok fazlasıdır ve çocuklarda sağlıksız yemek yeme alışkanlıklarının gelişmesine, obeziteye zemin hazırlıyor. Çocuğun kendi fiziksel özellik ve ihtiyaçlarına uygun küçük tabak, bardak, kase, çatal, kaşık kullanılmalıdır.

Yiyecekleri karıştırarak vermek

Bebeklik dönemindeki “mama” sisteminin sürdürülmesi de denilebilir bu alışkanlığa. Sevmediği yiyecekleri daha kolay yedirmek adına yapılan bu yaklaşım, çocuğun besinlerle tanışmasına, yaşının gerektirdiği motor becerilerin gelişmesine, damak tadını oturtmasına ve sağlıklı ağız diş gelişimine engel oluyor.

Uzman Psikolog Sivri, son söz olarak şunları söylüyor:

“Çocukların beslenme süreçleri her anne baba için farklı bir savaş halini alabiliyor. Önemli olan çocuğun özerk bir birey olduğu, acıktığında bunu fark edip yiyebilecek, damak zevkini ve alışkanlıklarını oluşturabilecek bir canlı olduğu gerçeğidir. Çocuğu ihtiyacı olandan daha fazla beslemek ya da her türlü yolu deneyip kendisini tüketircesine beslemeye çalışmak mükemmel ebeveynlik değildir. Aslında ebeveyni ve çocuğu yoran, ilişkiyi zedeleyen, uzun vadede çocukta yeme bozukluklarının ortaya çıkmasına ve psikolojik gelişimlerinde gecikmelere sebep olan bir tutumdur.”

NE YAPABİLİRİZ?

Beslenme süreci de keyifli bir hale getirilerek çocuk için yepyeni bir öğrenme ve keşif alanı olabilir. İşte Uzman Psikolog Sena Sivri’nin önerileri:

>> Yedirme konusunda ısrarcı olmayın. Çocuğunuz ısrarla yemek istemiyorsa diretmeyin. Biz yetişkinlerin de her zaman aynı iştaha sahip olmadığımızı unutmayın. Çocuğunuz acıktığında yemek talep edecektir.

>> Onun da kendine göre bir damak tadı olduğunu unutmayın. İstemediği bir gıdayı zorla yedirmeye, sevdirmeye çalışmayın.

>> Televizyon, tablet, oyun gibi yöntemleri yemek yeme sürecinin dışında tutun. Sofrada beraber bir yeme düzeni oluşturun, sınırları belirleyin.

>> Çocuğa uygun tabak, kase, çatal, kaşık kullanın.

>> Çocuğun yemeğini renklendirin, tabakları onun için eğlenceli hale getirin. Gülen surat şeklinde bir yumurtayı yemek mama haline getirilmiş bir yemekten çok daha keyifli olacaktır.

>> Çocuğunuzu yemek hazırlama sürecine dahil edin. Yaşına uygun olarak sofraya bir şeyler götürmesine, alışveriş listesine fikir önermesine izin verin.

>> Yiyecek isimlerini çocuklar için daha eğlenceli hale getirin. Bezelye yerine “zıpzıp bezelye”, havuç yerine “kıtır havuç atıştırmalığı” diyebilirsiniz.

>>  Atıştırmalık olarak geçen yiyecekleri tamamen yasaklamak yerine sağlıklı olanlarla değiştirin. Aynı zamanda yemek saatlerine yakın atıştırmalık vermeyin.

*Bu haber ebeveynus dergisinin Aralık 2019 sayısından alınmıştır. Dergi aboneliği için lütfen tıklayınız.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + fifteen =