Aşı: Olmalı mı, olmamalı mı?

Uzmanlar aşının toplum sağlığını korumadaki etkisini “grup bağışıklığı” adı verilen mekanizmaya bağlıyor. Buna göre bir toplumda yeteri kadar kişi bulaşıcı bir hastalığa karşı korunursa bu hastalığın kişiden kişiye geçme olasılığı azalıyor. Kısacası yeteri kadar kişi bağışıklık kazanırsa henüz aşılanmayan kişilerin enfeksiyonlu kişilerden yani hastalardan korunması mümkün oluyor. Bu da salgınların önünü kesiyor.

Ülkemizde, çocuklarına aşı yaptırmayan aile sayısı son 8 yılda 183’ten 25 bine çıktı. Bu ebeveynler aşılarda bulunan maddelerin zararlarına, otizm gibi hastalıklara yol açtığına dair savlara dikkat çekerken uzmanlar da aşı karşıtlığı nedeniyle toplumsal sağlığın riske atıldığı uyarısında bulunuyor.

Aslı Örnek

Aşının ilk kez bin yıl önce çiçek hastalığına karşı Çinliler tarafından kullanılmaya başlandığı biliniyor. İstanbul’un da aşı tarihinde dikkate değer bir yeri var. Kaynaklar, İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi’nin eşi Lady Montagu’nün küçük oğluna, 1718’de çiçek aşısı yaptırdığını gösteriyor. Lady Montagu, ülkesine döndüğünde orada başlayan çiçek salgınına karşı aşının yaygınlaşmasına da öncülük eden kadın olmuş. Hastalıklardan korunmak için geliştirilen modern anlamdaki ilk aşı da 1796’da İngiltere’de Edward Jenner adlı bir köy doktorunun sığır çiçek hastalığından yararlanarak geliştirdiği çiçek aşısı. “Aşı karşıtlığının tarihi ne?” diye sorarsanız yine aynı yıllara dönmemiz gerekecek. Çünkü aşılar konusundaki kafa karışıklığı da ilk aşı ile başlıyor. 1885’te İngiltere’de yaklaşık 100 bin kişinin çiçek aşısının zorunlu olmasına karşı yaptığı yürüyüş, aşı karşıtlarının en önemli gösterilerinden biri sayılıyor. Peki aradan geçen bunca yıl sonra neredeyiz?

Dünya Sağlık Örgütü verileri 2019’un ilk yedi ayında 365 bin kızamık vakası olduğunu gösteriyor. Geçen yıla göre üç kat artan bu sayı, aşılama oranlarındaki gerilemenin ağır bir bedeli olabileceğini gösteriyor.

Artan hastalıklar, değişen aşı yelpazesi ve modern dünyanın sayısız soru işareti de eklenince, anne babaların çocuklarının sağlığı konusunda en doğru kararı verme kaygısı artıyor. “Çocuklara aşı yaptırmalı mı, yaptırmamalı mı?” sorusu daha sık duyuluyor ve rakamlar da ibrenin aşı karşıtı ailelerden yana döndüğünü gösteriyor. Öyle ki Sağlık Bakanlığının aşılarını çocuklarına yaptırmayacağını beyan eden, aşılamayı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken 2017’de 23 bine yükseldi. İçinde bulunduğumuz yılın bu son aylarında sayı 25 bine ulaşmış durumda. Araştırmalar da aşılama oranlarındaki düşüşleri ortaya koyuyor. Uzmanlar, 2016 yılında yüzde 98 olan aşılama oranının 2017’den sonra yüzde 96’ya gerilediği söylüyor. Türk Tabipleri Birliği verilerine göre 2016-2018 döneminde ülkemizdeki kızamık vakaları 62 kat arttı. Küresel düzeydeki gelişmeler de aşılama oranlarındaki gerilemenin faturasının ağır olabileceğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu yılın ilk yedi ayında 365 bin kızamık vakası kaydedildiğini açıkladı. Bu rakam geçen yılın üç katı. ABD’de görülen salgınlar ve Afrika’daki yüzde 900’lük artış korkuturken Almanya’da hükümet kızamık aşısını zorunlu kılan tasarıyı onayladı.
Biz de aşı konusunda ülkemizde yaşanan duruma dair net bir tabloyu ortaya koymak, anne babaların soru işaretlerini ve dayanak noktalarını görmek üzere ebeveynlere aşıyla ilgili görüşlerini sorduk.

‘DEVLET CEZA KESMELİ’

Biri 4.5, diğeri ise 1.5 yaşında iki kız çocuğu sahibi Tülay Batur Akkurt, “Her iki kızıma da tüm aşıları yaptırıyorum. Ancak menenjit ve grip aşılarını Sağlık Bakanlığı karşılamıyor ve menenjit aşısı çok pahalı. Sağlık Bakanlığının aşı takvimini yetersiz buluyorum” diyor. Aşı karşıtlarıyla ilgili ise şu yorumu yapıyor: “Forum sitelerinde bazı ebeveynlerin aşı konusundaki yorumlarını şaşkınlık ve endişeyle okuyorum. Yok aşılar Amerika’dan getiriliyormuş, yok içerisinde domuz varmış, yok cıva varmış… Bence devlet, aşı olmayan çocukların ebeveynlerine sigorta aracılığıyla ceza kesmeli, bunun bir yaptırımı olmalı. Aşıyla korunmayan çocuklar hangi virüslerle karşı karşıya kalacak ve vücutları nasıl mücadele edecek hiç bilmiyoruz. Umarım, doğabilecek hastalıklardan aşılarını yaptıran çocuklar da etkilenmez.”

“KİŞİSEL TERCİHE BIRAKILAMAZ!”

Şu an 12 ve 5 yaşında iki kızı olan Hatice Yaşar da aşı takviminde olmayan aşıları bile yaptıran annelerden… Yaşar, çocuğu söz konusu olduğunda en ufak riski bile göze almayacağını belirterek şöyle devam ediyor: “Aşı, dünden bugüne yapılagelen bir uygulama değil; yılların birikimi ve testleri söz konusu. Küçükken geçirdiği kızamık nedeniyle ölümün eşiğinden dönmüş ve salgın hastalıklarda çocukların öldüğünü bilen biri olarak, aşı karşıtlığına mesafeliyim. Göç dalgası nedeniyle kızamık, su çiçeği gibi bazı salgın hastalıkların yeniden türediğini, Türkiye’deki aşı uygulamasının yaygınlık kazanması sonucu salgın hastalıkların geriletildiğini de biliyorum. Aşı, ciddi sonuçları olabilecek hastalıklara karşı çocuğu koruyorsa bunu ebeveynlerin tercihlerine bırakabilir miyiz, emin değilim.”
1.5 aylık oğlu Rüzgar’ın aşılarıyla yakından ilgilenen Yağmur Sungar Özek de aşı hakkında genel bilgiye sahip olduğunu söylüyor. Özek, aşı karşıtı anneleri ikiye ayırdığını sözlerine ekleyerek, “Bağnaz kesimler aşıyı ‘Batı işi’ olarak nitelerken aşırı doğalcılar ‘yabancı madde’ olarak görüyor. Ben iki yaklaşımı da kendi içinde tehlikeli buluyorum” diyor.

“YENİ AŞILAR ARAŞTIRILMALI”

Efnan Atmaca ve oğlu Arda. Atmaca, “Aşı karşıtlığına karşıyım. Ayı, kişinin tek başına verebileceği bir karar değil” diyor.

7 yaşında bir oğlu bulunan Efnan Atmaca da aşı yanlısı. Oğluna doktorunun önerdiği tüm aşıları yaptırdığını ifade eden Atmaca, yeni çıkan menenjit aşısında tereddütlü, aşının yan etkileri olabileceğini düşünüyor. Atmaca, şöyle devam ediyor:
“Ben aşı karşıtlığına karşıyım. Aşı, kişinin tek başına verebileceği bir karar değil. Çocuk toplum içinde yer alıp diğer çocuklarla iletişimde olduğuna göre herkes aynı şartlarda olmalı. Yüzyıllardır kullanılan, etkisi kanıtlanan aşılar uygulanmalı. Yeni, pazarlamaya yönelik aşılar hakkında araştırma yapılmalı.”

SALGIN HASTALIKLAR ORTAYA ÇIKIYOR

Biri 9 yaşında ve diğeri 16 aylık olan iki oğluna grip aşısı dahil Sağlık Bakanlığının tüm aşılarını yaptıran Burcum Devrez Hocaoğlu, hastalıkların doğal akışına bırakılmaması gerektiğini düşünüyor. “Çok uzun zaman kızamık, su çiçeği gibi hastalıkları duymadık ama artık duyuyoruz. Aşı reddinin toplumu olumsuz yönde etkileyeceğini kanaatindeyim” diyen Devrez Hocaoğlu, sözlerini “Hastalıkların ölümcül riski unutulmamalı. Tabii ki her hastalık ölümcül değil ancak çocukların bünyeleri zayıf düşüyor. Çocuğun hastalıkla mücadelesi eğitim hayatının aksamasına kadar uzanıyor. Eğitime ara vermek istemeyen ya da çocuğunu bırakacak yer bulamayan aileler, çocuklarını mecburen okula hasta göndermek durumunda kalıyor. Bu da hastalığın yayılmasına sebep oluyor” diye sonlandırıyor.

DOÇ. DR. NUREDDİN VURGUN:
“AŞI REDDİ SONRAKİ NESİLLERİN SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR”

Doç. Dr. Nureddin Vurgun, aşı reddinin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulunuyor.

Ülkemizde son yıllarda uygulanan bağışıklık programları ile başta difteri, tetanos, boğmaca, kabakulak, kızamık, kızamıkçık, verem, çocuk felci, Hepatit A ve B ile menenjit sebebi olan hemofilus influenza hastalıklarının önlendiğini vurgulayan Medical Park Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nureddin Vurgun, aşı reddinin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulunuyor. Aşılanmamış kişilerin hastalıkları, bebek ve çocukların yanı sıra bağışıklık sistemi zayıflamış yetişkinlere de bulaştırabileceğine dikkat çeken Vurgun, şöyle devam ediyor:
“Bugün çocuklarının aşılanmasını ihmal eden ebeveynler, sadece kendilerinin değil çocuğunun, torununun da sağlığını tehdit ediyor. Kızamıkçık aşısı yapılmamış bir kız çocuğu, hastalık geçirmeden hamile kalır ve hamilelik döneminde de hastalık geçirirse, çocuğu en azından sakat doğma riski ile karşı karşıya kalabilir.”

İDDİALARIN BİLİMSEL TEMELİ YOK

Aşı karşıtı kişilerin aşılarda bulunan cıvanın otizme neden olduğu savını öne sürdüğünü kaydeden Vurgun, “Son 20 yıldır içinde cıva bulunmamasına rağmen ailelerin aşı ilgili tereddütleri devam ediyor. Aşı ile önlenebilir bunca hastalık olmasına rağmen, hiçbir bilimsel temeli olmayan bu gibi iddialar nedeniyle bulaşıcı hastalıklar ciddi salgınlara yol açabilecek, yıllardır görülmeyen çocuk felci ve yeni doğan tetanosu gibi hastalıklar ile yeniden karşılaşabileceğiz” diyor.
Vurgun, toplumun bilimsel verilerle en doğru şekilde bilinçlendirilmesi için sağlık çalışanlarına ve medyaya büyük görev düştüğünü vurguluyor.

AŞI KARŞITLARI NE DİYOR?

“Çok araştırdım
içimde rahatsızlık yok!”

Sıkı bir aşı karşıtı olan Feyhan Köksalan, “Bu karara varmadan önce çok araştırdım. Kararımı yargılatmam” diyor.

5 yaşında bir kız çocuğu sahibi olan Feyhan Köksalan, sıkı bir aşı karşıtı. Bu karara nasıl vardığını şöyle anlatıyor:
“Hamileliğimde İngiltere’deydim. İdrar yolu enfeksiyonu nedeniyle antibiyotik almam gerektiği söylendi. Doktorlar ilacın riski olmadığını söylese de anne karnındaki bebeği etkilediğine dair bilgilere ulaşıp vücudumda semptom olmamasını da baz alarak ilacı kullanmadım. Bol bol su içtim, son testimde enfeksiyon olmadığı bilgisi aldım. Ardından aşıları araştırmaya başladım, aşı karşıtı doktorların verdiği bilgilere ulaşınca dehşete düştüm. Aşıların bazı bebeklerin hayatını kaybetmesine yol açtığını, çocuk felcine yakalanan pek çok bebeğin aşı sonrası hasta olduğunu ve atlatamadığını okudum. İnkar edilse de otizmi tetiklediğine dair bilgilere ulaştım. Eşim yabancı uyruklu, annesinin tercihiyle o da hiç aşı olmamış ve sağlıklı bir insan. Kızımın geleceği tamamen ellerimdeydi ve ortaklıkta bulaşıcı hastalıkların olduğu bir ülkede yaşamıyorum.”

“KARARIMI YARGILATMAM!”

İki çocuklu bir arkadaşının ilk çocuğunun otizmli olduğunu ve bu nedenle ikinci çocuğuna aşı yaptırmadığını anlatan Köksalan, “Arkadaşımın ikinci çocuğu gayet sağlıklı büyüyor. Benim de içimde bir rahatsızlık yok! Kimseyi korkuları ve ilaç sektörüne tam teslimiyeti için yargılamadığım gibi kimsenin de sorgulayarak ve araştırarak aldığım kararı yargılamasına izin vermiyorum. Ben, kim ne söylerse söylesin yüzde 100 doğru olduğuna inanmam. Araştırmalarla karşıt görüşleri incelerim. Tüm annelerin de kulaktan dolma sözlere değil, kolay ulaşılabilir bilgiyi araştırması gerektiğine dikkat çekmek isterim” diye konuşuyor.

Bazı yazarlar, ünlü isimler de son dönemde aşı karşıtı demeç ve yazılarıyla dikkat çekiyor. Bunlardan biri de Hollywood’un ünlü ismi Robert de Niro. Yıldız oyuncu, çocukluk çağında uygulanan bazı aşılarda cıva bazlı koruyucu madde Thiomersal kullanımının otizme neden olduğunu iddia ediyor. 21 yaşındaki otizmli oğlu Elliot’ın aşıdan sonra bir gecede rahatsızlandığını söyleyen De Niro, aşı konusunda gerçeği yazacak gazetecilere 100 bin dolar ödeme teklifinde de bulunmuştu.

AŞI YAPTIRMAYA MECBUR DEĞİLİM HAREKETİ KURUCULARINDAN
BAHADIR CEVİZCİ:

“Güvenilir aşı talep ediyoruz”

Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim Hareketi kurucularından Bahadır Cevizci, grubu nasıl kurduklarını şu sözlerle anlatıyor: “2011 yılında çocuklarına aşı yaptırmadıkları için haklarında dava açılan bir grup ebeveyn olarak hukuki haklarımızı savunmak ve benzer davalara muhatap olan ailelere destek vermek için sosyal medya üzerinden bir araya geldik. Grubumuzda sağlıkçılardan hukukçulara, mühendislere ve öğretmenlere kadar çok farklı mesleklerden kişiler var.”
Cevizci, 10 yaşında bir kız çocuğu babası ve kızını aşılatmamaya daha eşinin hamileliği sırasında karar vermişler. “Biz konuyu aşı karşıtlığından ziyade, güvenli aşı talebi olarak değerlendiriyoruz. Güvenilir aşı, Türkiye ve dünya için kritik bir ihtiyaç” diyen Cevizci, “Sağlık Bakanlığı verilerine göre aşı tercih etmeyen 25 bin aile var. Aşı olan ve olmayan çocuklarda görülen hastalıkların kıyaslanması mümkün. Bir halk sağlığı araştırması yapılsa hangi grupta otizm, alerji, diyabet gibi hastalıkların daha çok görüldüğü toplumla paylaşılsa herkes neyin daha faydalı olduğu kararını verebilir” önerisinde bulunuyor.

Bazı yazarlar, ünlü isimler de son dönemde aşı karşıtı demeç ve yazılarıyla dikkat çekiyor. Bunlardan biri de Hollywood’un ünlü ismi Robert de Niro. Yıldız oyuncu, çocukluk çağında uygulanan bazı aşılarda cıva bazlı koruyucu madde Thiomersal kullanımının otizme neden olduğunu iddia ediyor. 21 yaşındaki otizmli oğlu Elliot’ın aşıdan sonra bir gecede rahatsızlandığını söyleyen De Niro, aşı konusunda gerçeği yazacak gazetecilere 100 bin dolar ödeme teklifinde de bulunmuştu.

Türk Tabipleri Birliği uyarıyor!

Türk Tabipleri Birliği internet sitelerinin http://www.ttb.org.tr/255ygbe adresli sayfasında, aşıların yararlılık ve güvenlik incelemelerinden geçtiğini, yan etkilere karşı sürekli izlendiğini belirterek şu noktalara dikkat çekiyor:

›› Yaratılan yanlış algılara karşın aşılar güvenli tıbbi ürünlerdir. Çünkü aşılanma (BCG, BDT, KKK, OPV) sonrası invaziv bakteriyel enfeksiyon sıklığı aşılanmayan çocuklara göre daha yüksek değildir.
›› Kızamık aşılaması otizme neden olmamaktadır. Aşılarda alüminyum tuzları, bağışık yanıtı güçlendirmek için 1930’lardan beri kullanılmaktadır ve aşılardaki dozu çok düşüktür. Aşılanan çocuklarda yapılan araştırmalar, serumda alüminyum düzeyinin toksik düzeyin çok altında olduğunu göstermektedir.
›› Aşı insanlığın müşterek bir değeridir. Diğer toplumsal müştereklerde olduğu gibi, aşıları da ticari grupların kısa vadeli çıkarlarından korumak için kamusal bir otorite gereklidir. Bu ortak değerin korunması için aşıya erişim, piyasa dinamiklerinden bağımsız ve sürekli olmalıdır. Patent koruması, aşının metalaşması, erişimin piyasa dinamiklerine bırakılması hatta Dünya Sağlık Örgütü tarafından aşı karşıtlığının arz/talep ve karlılık üzerinden ele alınması, neoliberal sağlık politikalarının yarattığı tahribatı işaret etmektedir.
›› Aşı uygulamasını yürüten hekimlere de büyük sorumluluk düşmektedir. Aşı uygulaması yapan hekimlerin, aşıları kaygı ve kuşkuyla karşılayan kişilere ve onların dini inançlarına saygılı bir biçimde yaklaşmaları önemlidir.

*Bu haber ebeveynus dergisinin Kasım 2019 sayısından alınmıştır. Dergi aboneliği için lütfen tıklayınız.

HEMEN DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − two =